The Journal of Higher Education and Science - 2013; 3(1) http://higheredu-sci.beun.edu.tr The Journal of Higher Education and Science - RSS feed of 2013; 3(1) 1300-0705 April 2013 The Journal of Higher Education and Science 1300-0705 <![CDATA[Editörden | Editörden]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1605
]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 2013-04-01 Editorial
<![CDATA[Editorial | Editörden]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1606
]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 2013-04-01 Editorial
<![CDATA[Postgraduate Education in Turkey | Türkiye'de Lisansüstü Öğretim]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1595
Yüksek lisans ve doktorayı içeren lisansüstü program bütün dünyada yüksek eğitimin üst seviyesidir. Bu nedenle yüksek lisans ve özellikle doktora çalışmaları herhangi bir yüksekokul veya ülke için çok önemlidir. Bu çalışmada Türkiye'deki yüksek lisans ve doktora programları genel olarak dersler, tezler ve akademik çalışmalar açısından değerlendirilmiştir. Türkiye'de lisansüstü program yapısı Avrupa ve ABD'deki programlarla da karşılaştırılmıştır. Türkiye'de programların, özellikle doktora programlarının geliştirilmesi ve yükseköğretimin kalitesinin yükseltilmesi için bazı tedbirler teklif edilmiştir.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 009 2013-04-01 001 Original Article
<![CDATA[Recommendations for Improving The Quality of Masters and Doctorate Education in Turkey | Türkiye'de Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi Kalitesinin İyileştirilmesi için Öneriler]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1596
Türkiye'de üniversiteler öğretim üyeleri üzerinden sadece nicelik bakımından değerlendirilirken, nitelik değerlendirmesi sadece öğrenciler üzerinden yapılmaktadır. Değerlendirmeler hep batıdan alınan ölçütlere göre kültürümüzün nitelikleri işin içine katılmadan mekanik olarak uygulamaya konulmaktadır. Bu süreçte batının öğretim üyeleri ile ilgili nitelik kontrolü maalesef Türkiye sınırlarından içeriye girememektedir. Hal böyle olunca her türlü yükseköğretim nitelik artırma uğraşıları öğrenci ve araştırma görevlilerinin niteliklerini artırmaya devam edilmekte ama bir türlü istenen nitelik sağlanamamaktadır. Hâlbuki bir eğitim kurumunda öncelikle başta olanların niteliklerinin artması ve bunun alt tarafta bulunanlara yansıması ile toptan nitelik iyileşmesi dinamiği ortaya çıkmalıdır. Türkiye'mizde toptan nitelik değil aşağıdakilerin niteliklerinin artırılması düşünülerek bütün plan, proje ve eğitim düzeneklerinin yukarıdakilerin niteliklerine bakmaksızın yapılmasına çalışılması sonucunda fazlaca yol alınamamaktadır. Bu durumun ürünü olarak Türkiye üniversitelerinde yapılan yüksek lisans ve doktora çalışmaları uluslararası yansımalar sağlayamamaktadır. Türkiye gençlerini fazlaca ve plansızca özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ne göndererek bu açığını kapatacağını sanmaktadır. Ancak oralardan gelip de akademik unvanlara tırmananların bile yaptırdıkları yüksek lisans ve doktora tezleri uluslararası nitelik kazanamamaktadır. Bunun tek sebebinin hep öğrenci niteliğinin düşüklüğü olduğu otoritelerce savunulmaktadır. Bu yazıda bunun öğrenci niteliğinden değil aslında yurt dışında eğitim almış olsa bile öğretim üyesi ve akademisyenlerden kaynaklandığı üzerinde durulacaktır. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarının uluslararası nitelik kazanamamasının esas sebebi akademisyen kalitesinin sadece akademik terfilere bağlanmış olması, terfilerin şekil olarak bilimsel görünmesine rağmen uygulamada çoğunlukla bilim dışı ölçütlerin ve yerine göre dünya görüş, çıkar ve ahbap-çavuş ilişkilerinin rol oynadığına değinilecektir. Bu tür ilişkiler bilimsel gelişmelere engel teşkil etmektedir.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 015 2013-04-01 010 Original Article
<![CDATA[Recalling Academy: University Problems and Critics in Memories | Akademiyi Anımsamak: Anılarda Üniversite Sorunları ve Eleştiriler]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1597
Türkiye'de modern anlamda yükseköğretimin tarihi Tanzimat döneminde köklü modernleşmenin sağlanabilmesi için sıra dışı bir gelişme olan Darülfünûn ile başlamıştır. Kendine özgü bir yapı ve muğlaklık sürecinde Cumhuriyet dönemine kadar gelen Darülfünun 1933'te köklü bir dönüşüme uğramıştır. Darülfünun'un temel amacı baştan beri ‘aydın bürokrat' yetiştirmek olmuştur. Bugüne kadar yükseköğretimde malî, hukukî, fizikî, personel, mekân, öğrenci ve bilim üretme gibi alanlarda ortaya çıkan sorunların tespit ve çözümüne ilişkin pek çok girişim yapılmıştır. Bunlardan bir kısmı uygulamaya konulurken, özellikle muhalif akademisyen ve düşünürlerin önerileri anılarında mahfuz kalmıştır. Uzun yıllar üniversitede hizmet ettikten sonra anılarını kaleme alan pek çok akademisyen, üniversitenin sorunlarına ve çözüm yollarına ilişkin farklı fikirler ortaya koymuşlardır. Eserleri, görüş ve düşünceleriyle Türk bilim dünyasında etkili oldukları kadar üniversiteye ilişkin anılarını yazan pek çok akademisyen bulunmaktadır. Bu makalede, farklı disiplinlerde çalışmış yirminin üzerinde bilim adamının anılarında Türk üniversite hayatının güncel ve geleneksel sorunlarına nasıl bakıldığı, hangi tespitlerin yapıldığı ve ne tür çözüm önerilerinin getirildiği kategorik olarak ortaya konulmuştur.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 026 2013-04-01 016 Original Article
<![CDATA[National Qualifications Framework For Higher Education in Turkey, and Architectural Education: Problems and Challenges of Implementation | Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi ve Mimarlık Eğitimi: Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Güçlükler]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1598
Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (TYYÇ) Bologna reformları bağlamında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Mayıs 2009'da benimsendi. Yükseköğretim Genel Kurulu, 21 Ocak 2010'da TYYÇ'nin yükseköğretim kurumlarında ve programlar düzeyinde uygulanmasına karar verdi. Kararda bu sürecin Aralık 2012'ye kadar tamamlanması öngörülüyordu. TYYÇ için hem Avrupa Yükseköğretim Alanı Yeterlilikler Çerçevesi (QF-EHEA, 2005), hem de yaşam boyu öğrenim için Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi (EQFLLL, 2008) referans alınmıştı. EQF-LLL, Avrupa Birliği'nin (AB) Lizbon Stratejisi hedefleri doğrultusunda eğitim ve öğretimde Avrupa işbirliğini kolaylaştırmak üzere geliştirilmişti. Bu makalede TYYÇ'nin “temel alanlar” ve mimarlık programları düzeyinde uygulanmasında karşılaşılan bazı belirsizlikler, sorunlar ve güçlükler ele alınmaktadır. Avrupa yeterlilikler çerçevelerinin, Avrupa Yükseköğretim Alanı (EHEA) ile Eğitim ve Öğretim 2010 çalışma programı (ET 2010) ve Eğitim ve Öğretim 2020 stratejik çerçevesinin (ET 2020) hedefleri açısından önemine ilişkin tartışmanın ardından, mimarlık alanındaki yeterlilikleri ilgilendiren iki sorun alanı üzerinde durulmaktadır: i) TYYÇ'nin getirdiği terminoloji ve sınıflama sorunları; ii) Avrupa yeterlilikler çerçeveleri ile AB'de mesleki yeterliliklerin tanınması hakkındaki mevzuatı yeniden düzenleyen 2005/36/EC sayılı Direktif (Mesleki Yeterlilikler Direktifi) arasındaki bağlantısızlık nedeniyle, mimarlığın da aralarında yer aldığı yedi “sektörel” meslek alanındaki yeterliliklerin tanımlanmasında karşılaşılan güçlükler. Makalede bütünleşmiş bir Avrupa Yükseköğretim Alanı'nın oluşturulması konusunda ilerleme sağlamak üzere Mesleki Yeterlilikler Direktifi'nin modernizasyonu için yapılan çalışmalardaki en son gelişmeler de gözden geçirilmektedir.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 037 2013-04-01 027 Original Article
<![CDATA[Vocational Training in the European Union | Avrupa Birliği'nde Mesleki Eğitim]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1599
Avrupa Birliği her alanda birtakım standartlar öngörmektedir. Ülkelerin gelişiminde önemli bir yer tutan kalifiye bireyler yetiştirilmesinin önem kazandığı günümüzde mesleki ve teknik eğitim alanında da, ortak Avrupa Birliği araçları oluşturarak belli standartlar benimsenmiştir. Bu çalışmada Avrupa Birliği'nin benimsediği mesleki eğitim ve öğretim politikaları sistemi ve standartları ele alınmıştır. Ayrıca bu çalışma 2010 yılında Avrupa Birliği projesi olarak kabul edilmiş ve çalışmada 2010-2012 yıllarında yürütülen “Web Based Basic Vocational Training” adlı ‘Hayat Boyu Öğrenme' kapsamındaki Leonardo Da Vinci Avrupa Birliği projesi çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalarda elde edilen sonuçlara ve proje ortaklarının Türkiye, İspanya ve Almanya olması dolayısıyla bu üç ülkenin mesleki eğitim yapısı, devlet ve özel mesleki eğitim kurumları ile bu eğitimler sonuncunda bireylerin hak kazandıkları diploma ve sertifikalara yer verilmiştir. Elde edilen bilgiler ile Avrupa Birliği üyesi olma yolunda ilerleyen Türkiye'nin mesleki eğitimi Avrupa Birliği'nin hedeflediği standartlara göre ele alınmış ve birtakım öneriler sunulmuştur. Çalışmanın amacı, Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkelerdeki mesleki eğitim almak isteyen genç bireylere nerede ve nasıl eğitim imkânlarına sahip olacakları konusunda yol gösterici olmanın yanı sıra, mesleki eğitimin içerisinde hizmet verici konumunda bulunan eğitimci ve eğitim yöneticilerine farklı ülkelerdeki uygulamalara gözatma ve kendi ülkeleri ile birliğin diğer ülkeleri arasında kıyas yapma imkânı sunmaktır. Çalışma, aynı zamanda eğitim yöneticilerine Avrupa Birliği'nde olması beklenen mesleki eğitime kendi ülkelerinde ne kadar yaklaşıldığını görme fırsatı da sunması açısından önem arz etmektedir.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 047 2013-04-01 038 Original Article
<![CDATA[Who Benefits From Four-Year Higher Education in Turkey? A Case Study of Law School | Türkiye'de Dört Yıllık Üniversite Eğitiminin Sonunda Kim Kazanır? Hukuk Fakültesi Örneği]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1600
Birçok ülkede, refah devleti uygulamalarına dayanan bir yükseköğretim sistemi geçerlidir. Bu sistemde hizmetler esas olarak devlet tarafından, parasız olarak veya çok düşük ücretlerle sunulmaktadır. Hizmetler, vergilerle finanse edildiği için ilave kaynakların sağlanamamasına ve faydalananların gerçek bir fayda-maliyet karşılaştırması yapmalarını gerektirmediği için etkinsizliğe yol açmaktadır. 80'li yılların başından itibaren, hem güçlü teorik ve ampirik nedenlerle hem de kamu finansmanı sınırlamalarının etkisiyle, eğitim gibi birçok kamu hizmetinin sunulmasında piyasa mekanizmalarına bir yöneliş söz konusu olmuştur. Bu yönelişle birlikte etkinlik ve ilave kaynakların harekete geçirilmesi konularının sağlam bir zeminde tartışılması için eğitim hizmetlerinden kimin faydalandığı sorusuna cevap aranmaya başlanmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de yükseköğretim kademesinde fayda-maliyet analizi yöntemlerinden biri olan içsel getiri oranı tekniği ile özel ve sosyal getiri oranlarını hesaplayarak bu kamu hizmetinden bireyin mi yoksa toplumun mu faydalandığını tespit etmektir. Hesaplamalardan elde edilen bulgular, dört yıllık üniversite eğitiminin sonucunda bireyin toplumdan daha fazla kazandığını göstermiştir.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 056 2013-04-01 048 Original Article
<![CDATA[Identification of Organizational Commitment Level of Instructors Working at Foundation Universities | Vakıf Üniversitelerinde Çalışan Okutmanların Örgütsel Bağlılık Düzeylerinin Belirlenmesi]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1601
Bu çalışma, vakıf üniversitelerinde görev yapan okutmanların örgütsel bağlılık düzeylerini ve bu düzeyin yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, ek iş yapma durumu ve lisansüstü eğitim alma gibi değişkenlere göre ne derece farklılaştığını ortaya çıkarmak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde bulunan vakıf üniversitelerinde görev yapan tüm okutmanlardan, yöneticilerinin onayından sonra anketi doldurmayı gönüllü olarak kabul eden 118 okutman oluşturmaktadır. Verilerin toplanması amacıyla öncelikle literatür taraması yapılmış ve benzer çalışmalar incelenmiştir. Bu taramadan sonra araştırmada Balay'ın geliştirmiş olduğu ‘Örgütsel Bağlılık Ölçeği' araştırmaya uyarlanarak kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda okutmanların okulda bulunmaktan hoşnut oldukları ve okulun koyduğu kurallara gerekli olduklarına inandıkları için uydukları görülmüştür. Benzer şekilde, okul yöneticilerinin okutmanların bağlılıklarını arttırmak için yaptıkları çeşitli uygulama ve çabalardan memnundurlar. Fakat okutmanlar başka bir yerde çalışma olanağı buldukları takdirde birikimlerini dikkate almaksızın bu olanağı değerlendirebilir. Okutmanlar, işlerini mecburiyetlerinin dışında ek çaba ve özveriyle yaptıklarını ve okullarının eğitim öğretim etkinlikleri açısından uygun bir ortam sağlamasına rağmen kendilerine sunulan mesleki gelişim imkânlarının yeterli olmadığı fikrindedirler. Bu sebeplerle, okutmanlar okulda gösterdikleri performansın her zaman en iyi düzeyde ve okullarının olabilecek en iyi yapıda olmadığını düşünmekte ve okullarına karşı yapılan eleştiriler, değer ve öncelikler gibi konularda kendilerini okuldan ayrı hissedebilmektedirler. Tüm bu yargılar birleştiğinde okutmanların okulun geleceği ve başarısı için kaygı duydukları ve kendilerinden beklenenin ötesinde çaba gösterdiklerini düşündükleri söylenebilir. Okutmanların örgütsel bağlılık düzeyleri yaş, mesleki kıdem, ek iş yapma ve lisansüstü eğitim alma durumlarına göre anlamlı derecede farklılaşmamaktadır. Fakat erkek okutmanların örgütsel bağlılık düzeyleri, kadın okutmanların örgütsel bağlılık düzeyinden anlamlı derecede fazla çıkmıştır.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 064 2013-04-01 057 Original Article
<![CDATA[Violence Experienced By Nursing Students in Clinical Practice Settings | Hemşirelik Öğrencilerinin Uygulama Alanlarında Karşılaştıkları Şiddet]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1602
Çalışma, öğrencilerin uygulama alanlarında karşılaştıkları şiddeti belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Haziran 2010 tarihinde bir haftalık sürede bir üniversitenin sağlık yüksekokulu hemşirelik öğrencilerine uygulanmıştır. Okulda toplam 360 öğrenci bulunmakta olup; 53'ü dördüncü sınıf, 60'ı üçüncü sınıf, 114'ü ikinci sınıf, 79'u birinci sınıf ve 102'si hazırlık sınıfında eğitim görmektedir. Hazırlık sınıfındaki öğrenciler uygulama dersleri bulunmadığından araştırmaya dahil edilmemiştir. Öğrencilerin %70,58'ne ulaşılmıştır. Öğrencilerin uygulama alanlarında çoğunlukla maruz kaldığı şiddet türü sözel şiddet ve cinsiyet ayrımcılığı olup şiddet uygulayanların kendi meslektaşları olduğu belirlenmiştir.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 069 2013-04-01 065 Original Article
<![CDATA[The Attitudes of Social Programs Students in Vocational High Schools Towards the Use of Information Technologies | Meslek Yüksekokulu Sosyal Programlar Öğrencilerinin Bilgi Teknolojileri Kullanımlarına Yönelik Tutumları]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1603
Bilim ve teknolojideki yeniliklerin, eğitim sistemine ve iş süreçlerine kolayca adapte edilmesi ve benimsenmesi, bireylerin tutumlarına bağlıdır. Çalışmada, meslek yüksekokullarının sosyal programlarına kayıtlı öğrencilerin sınıf, üniversite, bölüm, cinsiyet, bilgisayar kullanma ve internet erişim olanakları gibi bağımsız değişkenler ile öğrencilerin bilgi teknolojisine yönelik tutumları arasında ilişki olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Veriler, Çukurova, Mersin, Kırıkkale ve Abant İzzet Baysal Üniversite'lerine bağlı işletme, lojistik, pazarlama, turizm, muhasebe, büro yönetimi ve yönetici asistanlığı programlarına kayıtlı 884 öğrenciye anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, sosyal bilimler bölümlerinde okuyan öğrencilerin cinsiyetleri, okumakta oldukları program ve üniversite ile öğrencilerin bilgi teknolojilerine yönelik tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptanmıştır.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 079 2013-04-01 070 Original Article
<![CDATA[Construction of Formal Ontology on Computer | Bilgisayar Ortamında Biçimsel Ontoloji Oluşturulması]]> http://higheredu-sci.beun.edu.tr/text.php3?id=1604
Genel bir bakış açısıyla, biçimsel bir dil kullanarak tanımlanmış gerçeklik modellerine biçimsel ontoloji denir. Bu genel amaçlı modeller, özel uygulama alanlarında da kullanılabilirler. Ontolojiler doğaları gereği büyük olmaları nedeniyle, insan emeği ile oluşturulmaları halinde hata ve eksiklikler barındırma potansiyeli taşırlar. Ayrıca, bu şekilde oluşturulmuş olan bir ontolojinin, belli bir uygulama alanına uyarlanması da güç olacaktır. Bu çalışmada, insan emeği kullanımından kaynaklanabilecek olası sorunlardan korunmuş bir bilgisayarlı biçimsel ontoloji oluşturma uygulaması tanıtılacaktır. Uygulamada, biçimsel kavram analizi çerçevesinde derlem tabanlı işaretleme yöntemiyle özel uygulama alanı olarak Türkçenin anlamsal çözümlenmesi hedeflenmiştir. Bu tip doğal dil işleme uygulamalarının yanında biçimsel ontolojiler, bilgiyi anlamsal yapılar şeklinde açık ve anlamlı bir şekilde sunmalarından dolayı eğitim alanında da çok fazla bir şekilde kullanılırlar. Bunun en önemli nedenleri; yapılandırmacı yaklaşımın yayılışı ve öğretim amacıyla kullanılan kavram haritaları gibi bilgi teknolojilerinin kullanımıdır.]]>
2013-04-01 The Journal of Higher Education and Science 1 3 084 2013-04-01 080 Original Article