Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2015, Cilt 5, Sayı 3, Sayfa(lar) 219-235
[ Abstract ] [ Tam Metin ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ]
DOI: 10.5961/jhes.2015.125
Bilim İnsanlarının Bilime Yönelik Sorumlulukları: Bir Etik Temellendirme Önerisi
Mehmet AKÖZER1, Emel AKÖZER2
1Sosyal Sektör Danışmanı, Ankara, Türkiye
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Ankara, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Bilimsel araştırma etiği, Etik temellendirme, Öjenizm, Genetik belirlenimcilik

Bilimsel araştırma etiği üzerine 1990'ların ortalarından itibaren geliştirilen politika metinlerinde ve formel davranış kodlarında, bilim insanlarının bilime ve bilim topluluğuna yönelik sorumlulukları tanımlanırken çoğu zaman “toplumun bilime güveninin temini” gibi araçsalcı bir gerekçelendirmeyle yetinilmiştir. Bu makale bu tür sorumluluklar için Kant'ın ahlak felsefesine ve Popper'ın eleştirel usçu epistemolojisine referansla etik bir temellendirmenin olanaklılığını ve önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bilimin epistemik hedefi olan hakikatin aynı zamanda ahlaki bir ödev – saygı – konusu olarak postüle edilmesi ve bilim insanlarının hakikat arayışındaki öznel hedefleri ile o hedefler için başvurdukları araçlar ve yordamlar için “insanın mutlak içsel değeri”nin (insan onurunun) en yüksek sınırlayıcı koşul olarak benimsenmesi, uluslararası kabul görmüş bilim ahlakı kodlarındaki normların – etik çoğulculuğa başvurmadan – tutarlı biçimde türetilmesine imkân vermektedir. İnsanın, Kantçı koşulsuz buyruğa göre her eyleyişin nesnel ilkesi olması gereken ussal doğasının ve ahlaki özerkliğinin tanınması ve mutlak içsel değerine saygı aynı zamanda bilimin – ideolojik vb önkabullerin etkisiyle – epistemik hedefinden sapmamasının da güvencesini sunmakta, ahlak bu anlamda da anlığın bilişlerinin önünü açmaktadır. Tersine, araştırma problemi kurmaktan hipotez oluşturmaya ve bulguları anlamlandırmaya kadar herhangi bir araştırma evresinde insanın mutlak içsel değeriyle bağdaşmayan önkabullere yer verilmesi, bir araştırma programının epistemik kusurluluğunun ve kaçınılmaz başarısızlığının öngöstergesi olarak alınabilir. İnsanın değerini görelileştirmenin bir araştırma programını başından epistemik kusurlulukla malul edip başarısızlığa mahkûm etmesine örnek olarak yazıda, genetik belirlenimciliğin bilim alanında 19. yüzyılın kabaca son çeyreğinden günümüze kadar süren nüfuzunun sonuçları irdelenmektedir.

[ Abstract ] [ Tam Metin ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ]
Şu ana kadar web sayfamız 27068646 defa ziyaret edilmiştir.