Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2011, Cilt 1, Sayı 1, Sayfa(lar) 001-022
[ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
DOI: 10.5961/jhes.2011.001
1933'den Günümüze Türk Yükseköğretiminde Niceliksel Gelişmeler
Durmuş GÜNAY, Aslı GÜNAY
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, ANKARA, TÜRKİYE
Anahtar Kelimeler: Türk yükseköğretimi, Üniversite, Brüt okullaşma oranı
Öz
Bu çalışmada, Cumhuriyet döneminde ilk üniversitenin kurulduğu 1933 yılından günümüze Türk yükseköğretiminde görülen sayısal gelişmeler gösterilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla ilk olarak Türkiye'deki üniversitelerin kuruluş tarihleri, yıllara göre kurulan üniversite sayıları ve YÖK Başkanlarının dönemlerinde kurulan üniversite sayılarına ait bilgiler verilmiştir. 2008 yılı itibariyle bütün illerimize yaygınlaşan üniversite sayılarının illerimize göre dağılımları gösterilmiştir. Öte yandan, yükseköğretimine dair çeşitli sayısal göstergeler kullanılarak da Türk yükseköğretiminin yıllar içindeki gelişimi incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye'deki yükseköğretim öğrenci sayısının, öğretim elemanı ve öğretim üyesi sayısının, öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısının ve yükseköğretim okullaşma oranlarının yıllar içindeki gelişimi gösterilmiştir. Ayrıca, özellikle büyük illerimiz (Ankara, İstanbul ve İzmir) için de üniversite, öğrenci ve öğretim elemanı sayıları gösterilmiş ve yükseköğretim okullaşma oranları hesaplanmıştır. 2011 yılında yükseköğretim öğrencilerinin yükseköğretim kurumlarına, programlarına ve eğitim türüne göre dağılımları incelenirken; öğretim elemanlarının da yükseköğretim kurumlarına ve akademik görevlerine göre dağılımlarına dair bilgiler verilmiştir. 2010 yılı itibariyle, özellikle yükseköğretim önlisans ve lisans programlarına ait sayısal veriler (program türü sayısı, program sayısı, kontenjan ve yerleşen sayıları) gösterilmiştir. Son olarak, Türk yükseköğretiminin yayın sayısına göre dünyadaki yeri ve öğretim elemanı başına düşen yayın sayısının yıllar içindeki değişimi incelenmiştir.
  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Cumhuriyet döneminde ilk üniversite, Cumhuriyetin kuruluşundan on yıl sonra, 1933’de kurulmuştur. 31 Mayıs 1933 tarihinde çıkarılan 2252 Sayılı, 14 Maddelik kanun 1 Haziran 1933’de yürürlüğe girmiştir (Tablo 1). Bu Kanun ile Osmanlı Üniversitesi demek olan “Darülfünun”, İstanbul Darülfünunu, “31 Temmuz 1933 tarihinden itibaren mülgadır”, yani ortadan kaldırılmıştır. Maarif Vekilliği, 1 Ağustos 1933’den itibaren, İstanbul’da, “İstanbul Üniversitesi” adı altında yeni bir müessese kurmağa memur edilmiştir (Dölen, 2009 ve İhsanoğlu, 2010).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Temel Yasalar

    İstanbul Üniversitesi Kanunundan 10 gün sonra, 10 Haziran 1933’de “Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Kanunu” (Kanun No: 2291, Kabul Tarihi: 10 Haziran 1933) çıkarılmıştır. Kanun 30 madde ile 7 muvakkat (geçici) maddeden oluşmuştur. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü de Üniversite yapısına sahiptir. Rektör, Prorektör, Divan, Tedris Heyeti, Enstitü Büyük Meclisi, Fakülte Meclisi ve Dekanları vardır. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Kanununun 2. Maddesi şöyledir: “Madde: 2. Enstitü: Tabii İlimler, Ziraat, Baytar ve Ziraat Sanatları namıyla 4 fakülteden mürekkep akademik bir müessesedir. Ders okutur, kendi sahasında ilmi ve fenni araştırmalar yapar, rey ve fikirler verir ve neşriyatta bulunur”.

    1946’da “Üniversiteler Kanunu” (Kanun No: 4936, Kabul Tarihi: 13 Haziran 1946) çıkarılmıştır. Kanun 81 maddeden ve 17 geçici maddeden oluşmuştur. Bu Kanuna göre, üniversiteler “genel özerkliğe ve tüzel kişiliğe”, fakülteler ise, “bilim ve yönetim özerkliğine ve tüzel kişiliğe” sahiptirler.

    1961 Anayasasına "üniversite" ile ilgili bir madde konulmuştur: Madde-120. Böylece, Üniversite, Anayasaya girmiştir. Bu maddeye göre, üniversiteler, bilimsel ve idari özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir. Öğretim elemanları siyasi partilere üye olabilirler ve siyasi partilerin genel merkezlerinde görev alabilirler. Üniversite organları ve öğretim elemanları kendi organları dışında başka makamlarca görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

    1971’de Anayasanın 120. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Üniversitede öğrenim ve öğretim özgürlüğü tehlikeye düştüğünde dış müdahaleye izin veren bir hüküm eklenmiştir.

    1973’de ‘Üniversiteler Kanunu” (Kanun No: 1750, Kabul Tarihi: 20 Haziran 1773, 85 Madde ve 12 Geçici Maddeden oluşmuştur) çıkmıştır. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ilk kez bu Kanunun 4. Maddesinde yer almıştır. Ancak daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından bu madde iptal edilmiştir.

    1981’de, ‘Yükseköğretim Kanunu” (Kanun No: 2547, Kabul Tarihi: 4 Kasım 1981) çıkarılmıştır. Kanun 68 maddeden ve 28 geçici maddeden oluşmuştur. Cumhuriyet Dönemi boyunca yapılan düzenlemelerden, 1933, 1946 ve 1981 düzenlemeleri “Reform” olarak nitelendirilmektedir (Ataünal,1993).

    Yukardaki kısa açıklamalardan da görüldüğü gibi, toplumsal ve siyasal kırılmaların olduğu zamanlarda, yükseköğretim alanında da düzenlemeler yapılmıştır.

    TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE SAYISININ GELİŞİMİ
    Türkiye’deki üniversitelerin kuruluş tarihleri, kanun no ve kurulduğu iller Tablo 2’de gösterilmiştir. Kuruluş tarihlerine göre hazırlanan Şekil 1 ve Şekil 2’de devlet ve vakıf üniversitelerinin yıllara göre sayıları gösterilirken; Şekil 3’de yıllara göre toplam üniversite sayıları gösterilmektedir. Türkiye’de İstanbul Üniversitesinin kurulduğu 1933 yılından 1982 yılına kadar üniversite sayılarında sürekli bir artış gözlenmiş ve 1982 öncesinde toplam üniversite sayısı 19’a ulaşmıştır. 1982 yılında 8 yeni devlet üniversitesi daha kurulmuş ve üniversite sayısı 27’ye yükselmiştir. 1984 yılında ilk vakıf üniversitesi olan İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi kurulmuştur. 1987 yılı itibariyle 29 olan toplam üniversite sayısı 1992 yılında kurulan 24 yeni üniversiteyle (23 devlet üniversitesi ve 1 vakıf üniversitesi) 53’e yükselmiştir. Bu durumda Türk yükseköğretiminde 1992 yılının üniversite sayısında görülen büyüme açısından bir dönüm noktası olduğunu söylemek yanlış olmaz.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Kuruluş Yıllarına Göre Üniversiteler


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Devam


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Devam


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Devam


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Türkiye’de Yıllara Göre Devlet Üniversitelerinin Sayısı (1933-2011).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 2: Türkiye’de Yıllara Göre Vakıf Üniversitelerinin Sayısı (1933-2011).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 3: Türkiye’de Yıllara Göre Toplam Üniversite Sayıları (1933-2011).

    1992 yılından sonra 2006 yılına kadar ki sürede görülen toplam üniversite sayısındaki artış vakıf üniversitelerinin sayısında görülen artıştan kaynaklanmıştır. Çünkü 1994 yılı itibariyle 53 olan devlet üniversiteleri sayısında 2006 yılına kadar hiçbir değişim olmazken; 1994 yılında 3 olan vakıf üniversitelerinin sayısı 2006 öncesinde 24’e ulaşmıştır. 2006 yılında 15 devlet ve 1 vakıf, 2007 yılında 17 devlet ve 5 vakıf, 2008 yılında 9 devlet ve 6 vakıf, 2009 yılında 9 vakıf, 2010 yılında 8 devlet ve 9 vakıf ve 2011 yılında 1 devlet ve 8 vakıf üniversitesi kurulmuştur. Bir başka ifadeyle; 2006 yılından günümüze kadar 50’si devlet ve 38’i vakıf olmak üzere toplam 88 yeni üniversite kurulmuştur. 2011 yılı itibariyle devlet üniversitesi sayısı 103’e ve vakıf üniversitesi sayısı 62’ye ulaşırken toplam üniversite sayısı 165’e yükselmiştir. Bu durumda 2006 yılından önce 77 olan toplam üniversite sayısı 2006 yılından sonra yaklaşık %115’lik artış göstermiş ve 165’e yükselmiştir. Böylece 1992 yılından sonra 2006 yılının da Türk yükseköğretiminde üniversite sayılarında görülen artış bakımından önemli bir yere sahip olduğu söylenebilir. 1933’den 2006 yılına kadar 73 yılda 77 üniversite kurulmuş, ancak 2006’dan 2011 yılına kadar 6 yılda 88 üniversite kurulmuştur.

    Tablo 3’de YÖK Başkanlarının görev dönemlerinde kurulan üniversiteler ve sayıları gösterilmiştir. YÖK kurulmadan önce Türkiye’de kurulan toplam üniversite sayısı 19’dur. YÖK’ün kurulmasından sonra Prof. Dr. İhsan Doğramacı döneminde 34, Prof. Dr. Mehmet Sağlam döneminde 3, Prof. Dr. Kemal Gürüz döneminde 21, Prof. Dr. Erdoğan Teziç döneminde 38 ve halen görevde olan Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan döneminde 50 üniversite kurulmuştur. Ayrıca Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve Prof. Dr. Erdoğan Teziç dönemlerinde kurulan devlet üniversitesi sayısının kurulan vakıf üniversitesi sayısından oldukça yüksek olduğu görülürken; Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan döneminde ise kurulan vakıf üniversite sayısının kurulan devlet üniversitesi sayısından yüksek olduğu görülmektedir. Öte yandan sekiz yıl süren Prof. Dr. Kemal Gürüz döneminde hiç devlet üniversitesi kurulmamıştır.

    Tablo 4’de üniversite sayılarına göre illerin sıralaması verilirken; Tablo 5’de illerimizde bulunan üniversiteler gösterilmiştir. Türkiye’de 2008 yılı itibariyle üniversite kurulmayan il bulunmamaktadır. Fakat 81 ilin sadece 15’inde birden fazla üniversite bulunmaktadır ve bu 15 ilde bulunan toplam üniversite sayısı 99’dur. Bir başka ifadeyle; ülkemizdeki toplam 165 üniversitenin %60’ı Tablo 4’de gösterilen 15 ilimizde bulunurken; %40’ı diğer illerimizdedir. Ayrıca İstanbul, Ankara ve İzmir’deki üniversitelerin toplam sayısı 67’dir ve bu üç ilimizdeki üniversite sayısı Türkiye’deki üniversitelerin yaklaşık %40’ını oluşturmaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: YÖK Başkanlarının Dönemlerinde Kurulan Üniversiteler


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Üniversite Sayılarına Göre İllerin Sıralaması


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: İllere Göre Üniversitelerin Dağılımı


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Devam


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Devam


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Devam

    YÜKSEKÖĞRETİME DAİR SAYISAL GÖSTERGELER
    Yükseköğretim Kurumlarının Sayısı
    Türkiye’de 2011 yılı itibariyle 103 devlet üniversitesi, 62 vakıf üniversitesi, 7 vakıf meslek yüksekokulu ve 10 diğer eğitim kurumu olmak üzere toplam 182 yükseköğretim kurumu bulunmaktadır (Tablo 6).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 6: Türkiye’de Yükseköğretim Kurumlarının Sayısı (2011)

    Yükseköğretim Öğrencilerinin Sayısı
    Türkiye’de 1930-31 ders yılında İstanbul Darülfünununun (İstanbul Üniversitesi) 2.167 öğrencisi vardı ve 1942-1943 yılında yükseköğretim öğrenci sayısı 11.000’e yükselmişti1. 1984-2011 yılları arasındaki yükseköğretim öğrenci sayılarındaki değişim Şekil 4’de gösterilmiştir. 1984-2011 yılları arasında toplam yükseköğretim öğrenci sayısında sürekli bir artış görülmektedir. 1984 yılında 322.320 olan toplam yükseköğretim öğrenci sayısı 2011 yılı itibariyle 3.817.086’ya ulaşmıştır. 1984 yılındaki 322.320 öğrencinin 40.617’si açıköğretim programlarına, 281.703’ü ise; yüz yüze eğitim programlarına kayıtlıydı. 2011 yılında ise; açıköğretim öğrencilerinin sayısı 1.713.923 iken yüz yüze eğitim öğrencilerinin sayısı 2.103.163’dür. 2002 yılı itibariyle açıköğretim öğrenci sayısında görülen artış 2008 yılından sonra daha da hızlanmıştır (Şekil 4). 2008 yılında 877.972 olan açıköğretim öğrenci sayısı 2011 yılı itibariyle yaklaşık %95’lik artışla 1.713.923’e ulaşmıştır. Ayrıca Şekil 4’de yüz yüze eğitim programlarına kayıtlı öğrenci sayısında 1984-2011 arasında sürekli bir artış görülürken; toplam yükseköğretim öğrenci sayısında 2008 yılından sonra hızlı bir artış görülmektedir. 2008 yılında 1.654.650 olan yüz yüze eğitim öğrencilerinin sayısı yaklaşık %27’lik artışla 2011 yılında 2.103.163’e yükselirken, aynı dönemde toplam yükseköğretim öğrenci sayısında yaklaşık %50’lik bir artış olmuştur.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 4: Türkiye’de Yükseköğretim Öğrenci Sayısındaki Değişim (1984-2011).
    Kaynak: (ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri, 1984-2010).

    Tablo 7’de 2010-2011 öğretim yılı itibariyle yükseköğretim öğrenci sayısının (açıköğretim öğrencileri hariç) yükseköğretim kurumlarına göre dağılımı gösterilmiştir. Bu durumda yükseköğretim öğrencilerinin yaklaşık %89’u devlet üniversitelerinde; %9’u vakıf üniversitelerinde öğrenim görmektedir. Fakat açıköğretim öğrencileri hesaplamaya dahil edilirse yükseköğretim öğrencilerinin yaklaşık %94’ünün devlet üniversitelerine ve %5’inin vakıf üniversitelerine kayıtlı oldukları görülmektedir (Tablo 8).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 7: Türkiye’de 2010-2011 Öğretim Yılı Yükseköğretim Öğrenci Sayısı*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 8: Türkiye’de 2010-2011 Öğretim Yılı Yükseköğretim Öğrenci Sayısı*

    Tablo 9’da yükseköğretim öğrencilerinin öğretim ve program türlerine göre dağılımları verilmiştir. 2011 yılında açıköğretim ve yüz yüze eğitim öğrencilerinin toplam yükseköğretim öğrenci sayısı içindeki paylarının sırasıyla %45 ve %55 olduğu görülmektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 9: Türkiye’de 2010-2011 Yükseköğretim Öğrenci Sayısının Öğretim ve Program Türlerine Göre Dağılımı

    2011 yılında önlisans ve lisans öğrencilerinin toplam yükseköğretim öğrenci sayısı (açıköğretim öğrencileri dahil) içindeki payları sırasıyla yaklaşık %28,77 ve %66,2’dir (Tablo 10). Açıköğretim öğrencileri dahil edilmediği zamanda önlisans öğrencilerinin toplam yükseköğretim öğrenci sayısı içindeki payı %29,24 ve lisans öğrencilerinin toplam yükseköğretim öğrenci sayısı içindeki payı %61,71’dir (Tablo 11). Bir başka ifadeyle; açıköğretim öğrencileri dahil edilsin ya da edilmesin Türkiye’de 2011 yılı itibariyle önlisans öğrencileri yükseköğretim öğrencilerinin yaklaşık %30’unu oluştururken; lisans öğrencileri yükseköğretim öğrencilerinin yaklaşık %60’ını oluşturmaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 10: Türkiye’de 2010-2011 Yükseköğretim Öğrenci Sayısının Program Türlerine Göre Dağılımı*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 11: Türkiye’de 2010-2011 Öğretim Yılı Yükseköğretim Öğrenci Sayısının Program Türlerine Göre Dağılımı*

    Yükseköğretim Öğretim Elemanlarının Sayısı
    Türkiye’de 1930-31 ders yılında İstanbul Darülfünununun (İstanbul Üniversitesi) 240 olan toplam öğretim elemanı sayısı 1942-1943 yılında 1.243’e yükselmişti2. Şekil 5’de 1984 ve 2011 yılları arasında Türkiye’de yükseköğretim öğretim elemanlarının ve öğretim üyelerinin sayılarında görülen değişiklikler gösterilmiştir. Hem öğretim elemanı, hem de öğretim üyesi sayısında 1984’den günümüze sürekli bir artış gözlenmektedir. 1984 yılında 20.333 olan toplam öğretim elemanı sayısı 2011 yılında 111.495’e ulaşmıştır. Ayrıca 1984 yılında 6.826 olan toplam öğretim üyesi sayısı da 2011 yılı itibariyle 45.732’ye yükselmiştir. Öğretim elemanı sayısında özellikle 2007 yılından itibaren hızlı bir yükseliş görülmektedir. 2007 yılında 89.329 olan öğretim elemanı sayısı önce 2008 yılında 98.766’ya, 2011 yılı itibariyle de 111.495’e yükselmiştir. Bir başka ifadeyle; öğretim elemanı sayısında 2007-2008 yılları arasında yaklaşık %10’luk bir artış olurken; 2007-2011 yılları arasındaki yükseliş yaklaşık %24 düzeyindedir. 2007 yılında 34.767 olan öğretim üyesi sayısı da 2011 yılında yaklaşık %31’lik artış göstererek 45.732’e ulaşmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 5: Türkiye’de Yükseköğretimde Öğretim Elemanı Sayısındaki Değişim (1984-2011).
    Kaynak: (ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri, 1984-2011).

    Tablo 12’de 2010-2011 öğretim yılında öğretim elemanlarının yükseköğretim kurumları içindeki dağılımları gösterilmiştir. Öğretim elamanlarının yaklaşık %86’sının devlet üniversitelerinde %11’ininde vakıf üniversitelerinde çalıştıkları görülmektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 12: 2010-2011 Öğretim Yılında Öğretim Elemanlarının Akademik Görevlerine Göre Sayıları

    Tablo 13’de 2010-2011 öğretim yılında öğretim elemanlarının akademik görevlerine göre dağılımları verilmiştir. Öğretim elemanlarının %13,93’ünü profesörler, %7,61’ini doçentler, %19,48’ini yardımcı doçentler, %15,71’ini öğretim görevlileri, %7,35’ini okutmanlar, %2,92’sini uzmanlar, %32,89’unu araştırma görevlileri oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle Türkiye’de 2011 yılı itibariyle öğretim üyelerinin toplam öğretim elemanı sayısı içindeki payı yaklaşık %41’dir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 13: 2010-2011 Öğretim Yılında Öğretim Elemanlarının Akademik Görevlerine Göre Dağılımı

    Yükseköğretimde Öğretim Elemanı Başına Düşen Öğrenci Sayısı
    Şekil 6’da 1984-2011 yılları arasında yükseköğretimde öğretim elemanı ve öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısındaki değişim gösterilmektedir. 1984 ve 2011 yılları arasında öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 13-19 öğrenci düzeyindedir. 1984 yılında öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 13,85 iken 2011 yılında 18,86’dır. Türkiye’de öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 2008 OECD ülkeleri ortalamasına (15,8) göre yüksektir (OECD, 2010). 1984-2011 döneminde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısının gelişmemesinin başlıca nedeni yükseköğretimde öğrenci sayısında görülen artışın öğretim elemanı sayısında görülen artıştan daha hızlı olmasıdır. Bir başka ifadeyle 1984-2011 yılları arasında öğrenci sayısı yaklaşık %650 artarken öğretim elemanlarının sayısı yaklaşık %450 artmıştır. Öte yandan 1984-2011 döneminde öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 41-49 öğrenci düzeyindedir. 1984 ve 2011 yıllarında öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı sırasıyla 41,26 ve 45,98’dir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 6: Türkiye’de Öğretim Üyesi ve Öğretim Elemanı Başına Düşen Öğrenci Sayısı (1984-2011).
    Kaynak: (ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri, 1984-2011).

    İllere Göre Yükseköğretim İstatistikleri
    Tablo 14 ve 15’de 2011 yılı için başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere diğer illere ait bazı yükseköğretim verileri gösterilmektedir. Türkiye’deki toplam 165 üniversitenin %25,45’i İstanbul’da, %9,7’si Ankara’da ve %5,45’i İzmir’de bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle Türkiye’de üniversitelerin %40,6’sı üç büyük ilimizde kurulmuştur. Benzer şekilde bu üç büyük ilimizde yükseköğretim öğrencilerinin %32,1’i ve öğretim elemanlarının %43,59’u bulunmaktadır. İstanbul’daki üniversite, nüfus, öğrenci ve öğretim elemanı sayısının diğer illerden fazla olmasına rağmen yükseköğretim brüt okullaşma oranı (%31,75) Türkiye yükseköğretim brüt okullaşma oranının (%32,98) altındadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 14: İllere Göre Üniversite, Öğrenci, Öğretim Elemanı Sayısı ve Nüfus (2011)


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 15: İllere Göre Üniversite, Öğrenci, Öğretim Elemanı Sayılarının Dağılımı ve Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%) (2011)

    Öte yandan Ankara’daki yükseköğretim brüt okullaşma oranının (%48,59) diğer illerin yükseköğretim brüt okullaşma oranlarından oldukça yüksek olduğu görülmektedir.

    Yükseköğretimde Okullaşma Oranı
    Şekil 7’de 1980 ve 2008 yıllarında Türkiye ve bazı ülkelerin yükseköğretim brüt okullaşma oranları verilmiştir. Türkiye’de 1980 yılında yaklaşık %6 olan yükseköğretim brüt okullaşma oranı 2008 yılında yaklaşık %38’e yükselmiştir. Bu önemli artışa rağmen ülkemiz yükseköğretim brüt okullaşma oranı birçok ülkenin çok gerisindedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 7: 1980 ve 2008 Yıllarında Ülkelere Göre Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları.
    Kaynak: (Worldbank/Education Statistics).

    Türkiye’de 1999-2011 dönemine ait yükseköğretim brüt okullaşma oranları Şekil 8’de gösterilmiştir. Brüt okullaşma oranı ilgili öğrenim türündeki tüm öğrencilerin, ait olduğu öğrenim türündeki teorik yaş grubunda bulunan toplam nüfusa bölünmesi ile elde edilmektedir. Türkiye’de yükseköğretim brüt okullaşma oranlarında 2007-2008 eğitim-öğretim yılından sonra büyük bir artış olmuştur. Türkiye’de 2007-2008 öğretim yılında %38,19 olan yükseköğretim brüt okullaşma oranı 2009-2010 öğretim yılı itibariyle %15,24’lük artışla %53,43’lük orana ulaşmıştır. 2010-2011 öğretim yılı itibariyle ise; artış hızında düşüş görünmesine rağmen, Türkiye’de yükseköğretim brüt okullaşma oranı yaklaşık %5’lik artışla %58,44 oranına ulaşmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 8: Türkiye’de Yıllara Göre Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (1999-2011).
    Kaynak: (ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri, TÜİK Nüfus İstatistikleri, MEB Milli Eğitim İstatistikleri).
    (*) Üniversitelere ve diğer eğitim kurumlarına kayıtlı tüm lisans ve önlisans öğrencileri hesaplamaya dahil edilirken lisansüstü öğrenciler hesaplamaya dahil edilmemiştir.
    (**) Hesaplamalar 18-22 teorik yaş grubu kullanılarak yapılmıştır.

    Türkiye’de son yıllarda görülen yükseköğretim okullaşma oranlarındaki bu hızlı artış, YÖK’ün yükseköğretime erişimi arttırmak amacıyla son yıllarda attığı iki önemli adımla açıklanabilir3. Bunlardan ilki; 2006 yılından itibaren toplam 88 yeni üniversitesinin kurulmasıdır. Böylece, ülkemizde üniversiteler bütün illerimize yaygınlaştırılmıştır.

    YÖK’ün Türkiye’de yükseköğretime erişimin artırılmasına yönelik attığı ikinci önemli adım, yüz yüze eğitim yükseköğretim kontenjanlarını arttırmasıdır. 2009 yılında yüz yüze eğitim yükseköğretim kontenjanları %27,2 oranında artarken 2010 yılında %18,4’lük bir artış görülmüştür4. Kontenjanlardaki artışa paralel olarak yükseköğretim toplam öğrenci sayısında 2009 yılında %15,5; 2010 yılında %20,7 ve 2011 yılında da %8,1 oranında artış olmuştur.

    Öte yandan Türkiye’de 2011 yılında ulaşılan 3.817.086 toplam yükseköğretim öğrenci sayısının %45’ini (1.713.923) açıköğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Bu yüksek orandaki açıköğretim öğrenci sayısından dolayı Türkiye’de 2011 yılında ulaşılan %58,44’lük yükseköğretim brüt okullaşma oranının %27,62’lik kısmını açıköğretimin oluşturulduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla 2011 yılı itibariyle Türkiye’de yüz yüze yükseköğretim eğitiminde ulaşılan yükseköğretim brüt okullaşma oranı %30,82’dir (Tablo 16).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 16: Türkiye’de 2010-2011 Öğretim Yılı Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranının* Öğretim Türüne Göre Dağılımı

    Türkiye’de 2011 yılında yükseköğretimde lisans düzeyinde brüt okullaşma oranı %40,74 (%19,83’ü açıköğretim ve %20,91’i yüz yüze eğitim) iken önlisans düzeyinde brüt okullaşma oranı %17,7’dir (%9,91’i yüz yüze eğitim ve %7,79’u açıköğretim) (Tablo 17).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 17: Türkiye’de 2010-2011 Öğretim Yılı Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranının* Öğretim ve Program Türlerine Göre Dağılımı

    Yükseköğretimde Önlisans ve Lisans Programlarıyla İlgili Veriler
    2010 ÖSYS sonuçlarına göre önlisans programlarına ayrılan kontenjanların merkezi yerleştirme sonucunda %75’ine yerleştirme yapılmıştır (Tablo 18). Lisans programlarında ise kontenjanların %94’üne yerleştirme yapıldığı görülmektedir (Tablo 19).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 18: 2010 Önlisans Programlarıyla İlgili Veriler*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 19: 2010 Lisans Programlarıyla İlgili Veriler*

    2010 yılında Türkiye’de 198 farklı önlisans program türü bulunurken önlisans programlarının toplam sayısı 6.013’dür. Ayrıca 324 farklı lisans programı türü ve toplamda 4.977 lisans programı vardır. Böylelikle ülkemiz yükseköğretiminde toplamda 522 farklı program türü varken toplam program sayısı 10.990’dır (Tablo 20).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 20: 2010 Yükseköğretim Program Sayıları*

    Yükseköğretimde Yayın Sayıları
    Türkiye’de 2000 yılında 6.980 olan uluslararası atıf endekslerince taranan bilimsel dergilerde yayınlanan makale sayısı 2010 yılı itibariyle 27.633’e yükselmiştir (Şekil 9). 2000-2010 yılları arasında görülen sürekli artışa rağmen, Türkiye 2010 yılı itibariyle uluslararası atıf endekslerince taranan bilimsel dergilerde yayınlanan makale sayısı bakımından halen pek çok gelişmiş ülkenin gerisindedir (Şekil 10).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 9: Türkiye’nin Uluslararası Atıf Endekslerince Taranan Bilimsel Dergilerde Yayınlanan Makale Sayıları (2000-2010).
    Kaynak: (Ulakbim, ISI-Web of Science. Güncelleme: 07/05/2011).
    Not: Yayın yılı esas alınmakta ve tüm doküman tiplerini kapsamaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 10: 2010 Yılında Ülkelerin Uluslararası Atıf Endekslerince Taranan Bilimsel Dergilerde Yayınlanan Makale Sayıları.
    Kaynak: (Ulakbim, ISI-Web of Science. Güncelleme: 07/05/2011).
    Not: Yayın yılı esas alınmakta ve tüm doküman tiplerini kapsamaktadır.

    1983 yılında uluslararası atıf endekslerince taranan dergilerde yer alan Türkiye adresli yayınların sayısı itibariyle Türkiye dünyada 45’inci sırada yer alırken 2010 yılı itibariyle 18’inci sıraya yükselmiştir (Şekil 11).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 11: Uluslararası Atıf Endekslerince Taranan Dergilerde Yer Alan Türkiye Adresli Yayınların Sayısı İtibariyle Türkiye’nin Dünya Sıralamasındaki Yeri.
    Kaynak: (TÜBİTAK).

    2001-2010 yılları arasında genel olarak hem öğretim elemanı hem de öğretim üyesi başına düşen yayın sayılarında artış görülmektedir (Şekil 12). Özellikle 2001-2004 dönemindeki hızlı artış dikkat çekicidir. 2001 yılında 0,12 olan öğretim elemanı başına düşen yayın sayısı 2009 yılında 0,27’ye yükselmiş fakat 2010 yılı itibariyle 0,26’ya düşmüştür. Benzer şekilde öğretim üyesi başına düşen yayın sayısı 2001 yılında 0,34 iken 2009 yılında 0,70’e yükselmiş ama 2010 yılında 0,66’ya gerilemiştir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 12: Türkiye’de Yıllara Göre Öğretim Üyesi ve Öğretim Elemanı Başına Düşen Yayın Sayısı (2001-2010).
    Kaynak: (ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri, 2010) ve (ISI-Web of Science. Güncelleme: 07/05/2011).

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Sonuç
    Bu çalışmada Türk yükseköğretimine dair sayısal veriler gösterilmeye çalışılmıştır. Türkiye’de 2011 yılı itibariyle 103 devlet ve 62 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 165 üniversite bulunmaktadır. Özellikle 2006 yılından günümüze 88 yeni üniversite kurulmuş ve 2008 yılı itibariyle üniversiteler bütün illere yaygınlaştırılmıştır. YÖK Başkanlık görevine 11.12.2007 tarihinde başlayan Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan dönemimde 32’si vakıf olmak üzere toplam 50 yeni üniversitenin kurulduğu görülmektedir. Bu yüzden Türkiye’de 2008 yılından itibaren üniversite sayısındaki artışa paralel olarak hem yükseköğretim öğrenci ve öğretim elemanı sayılarında hem de yükseköğretim okullaşma oranında hızlı bir artış olmuştur. 2008 yılında 2.532.622 olan yükseköğretim öğrenci sayısı 2011 yılında 3.817.086’ya ve 2008 yılında 98.766 olan öğretim elemanı sayısı 2011 yılında 111.495’e ulaşmıştır. Bu artışlara paralel olarak yükseköğretim brüt okullaşma oranı da 2008 yılında %38,19 iken 2011 yılında %58,44’e yükselmiştir. Yalnız yükseköğretim öğrencilerinin yaklaşık %45’ini oluşturan açıköğretim öğrencilerin yükseköğretim brüt okullaşma oranının %27,62’sini oluşturduğu da unutulmamalıdır. Ayrıca üniversite, öğrenci ve öğretim elemanı sayılarındaki artışa rağmen öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısında fazla bir düzelme görülmemektedir.

    İstanbul diğer illerimizden çok daha fazla üniversite, nüfus, öğrenci ve öğretim elamanına sahip olmasına rağmen; yükseköğretim brüt okullaşma oranı bakımından çoğu ilimizin gerisindedir. Ankara ise yükseköğretim brüt okullaşma oranı en yüksek ilimizdir.

    2010 yılı itibariyle Türkiye’de 198 farklı önlisans program türü ve 324 farklı lisans program türü mevcuttur. Toplam program sayısı ise 10.990’dır. 2010 merkezi yerleştirme sonuçlarına göre önlisans programlarının kontenjanlarının %25 oranında boş kaldığı görülmektedir.

    Son olarak Türkiye’de yükseköğretim yayın sayıları 2000 yılından itibaren sürekli artış gösterirken öğretim elemanı başına düşen yayın sayıları da genel olarak yükselmektedir.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Ataünal, A. (1993). Cumhuriyet Döneminde Yükseköğretimdeki Gelişmeler. MEB, Yükseköğretim Genel Müdürlüğü.

    2) Dölen, E. (2009). Türkiye Üniversite Tarihi (5 cilt). İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

    3) Aras, N.K., & Dölen, E. (2007). Türkiye’de Üniversite Anlayışının Gelişimi I (1861-1961). Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları.

    4) Çelik, T., & Tekeli, İ.K. (2009). Türkiye’de Üniversite Anlayışının Gelişimi II (1961-2007). Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları.

    5) DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) (2011). 2011 Yılı Programı. Ankara. İhsanoğlu, E. (2010). Darülfünun. IRCICA Yayınları.

    6) MEB (Milli Eğitim Bakanlığı). Milli Eğitim İstatistikleri: Yaygın Eğitim (2010) Ankara.

    7) OECD (2010). Education at a Glance 2009: OECD Indicators. Paris.

    8) ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) (Farklı yıllar). Yükseköğretim İstatistikleri. Ankara.

    9) ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) (2010). 2010 ÖSYS Yükseköğretim Programlarının Merkezi Yerleştirmedeki En Küçük ve En Büyük Puanları Kitabı. Ankara.

    10) ÖSYS (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) (2010). 2010 ÖSYS Yerleştirme Sonuçlarına İlişkin Sayısal Bilgiler. Ankara.

    11) ÖSYS (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) (2011). 2011 ÖSYS Yerleştirme Sonuçlarına İlişkin Sayısal Bilgiler. Ankara.

    12) Tekeli, İ. (2010). Tarihsel Bağlamı İçinde Türkiye’de Yükseköğretimin ve YÖK’ün Tarihi. Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

    13) TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu). Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik İstatistikleri. Ankara.

    14) TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) (2010). Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanı. Ankara.

    15) Ulakbim (Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi) (2011). ISI-Web of Science. Ankara.

    16) World Bank (2011). Education Statistics.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Şu ana kadar web sayfamız 19540571 defa ziyaret edilmiştir.