Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2011, Cilt 1, Sayı 3, Sayfa(lar) 134-141
[ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
DOI: 10.5961/jhes.2011.020
Türkiye'de Yükseköğretimin Getirileri ve Fiyatı: Tıp Fakültesi Örneği
Filiz GÖLPEK
Gazikent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Ekonomi Bölümü, GAZİANTEP, TÜRKİYE
Anahtar Kelimeler: Yükseköğretim, Tıp fakültesi, Fayda-maliyet analizi, Özel ve sosyal getiri oranı, Türkiye
Öz
Birçok ülkede, fırsat eşitliği, piyasa noksanlıkları, dışsallıklar, küçüklerin korunması, ortak değerler arayışı, eğitimin iktisadi büyümeye etkisi, yükseköğretimin yarı kamusal mal olması gibi nedenlerden dolayı yükseköğretim harcamalarının kamu kaynaklarından karşılanması özel maliyeti azaltmaktadır. Yükseköğretim harcamalarının kamu kaynaklarından karşılanması ve eğitim yatırımlarının toplum ve birey açısından önemli faydalar sağlaması, yükseköğretimin daha fazla talep edilmesine neden olmaktadır. İleride elde edilecek olan bu faydalar, iktisadi hayatta bireylerin yatırım kararını belirleyen önemli etkenlerdendir. Yatırım kararı, ileride elde edileceği umulan gelir, yatırımın maliyeti ve piyasa faiz oranı olmak üzere üç unsurun karşılıklı etkisine bağlıdır. Yatırım niteliği taşıyan yükseköğretim bu üç unsurdan etkilenmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de tıp fakültesi örneği çercevesinde yüksekoğretim kademesinde getiri oranlarını ve fiyatı hesaplamaktır. Fayda-maliyet analizi yönteminden yararlanarak, hem özel hem de sosyal fayda ve maliyet verileri elde edilmiştir. Bu verilerle, içsel getiri oranı tekniği kullanılarak özel ve sosyal getiri oranları hesaplanmıştır. Özel getiri oranı ve piyasa faiz oranı ile de yükseköğretim fiyatına ulaşılmıştır. Sonuç bölümünde, yükseköğretim kademesinde önemli derecede özel getiri oranın sosyal getiri oranından yüksek olduğu, bunun da fiyatı düşürdüğü ve bireysel talebi arttırdığı ifade edilmiştir.
  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Dünyanın birçok ülkesinde çağ nüfusunun ve okullaşma oranının artması ile bilimsel ve teknik ilerlemenin sürekli gelişmesi yükseköğretime olan talebi arttırmaktadır. Ancak, talep artışının en önemli nedeni, yükseköğretim hizmetinin neredeyse ücretsiz olarak sağlanması, kurumların hem cari hem de sermaye harcamalarının kamu kaynaklarından karşılanması ve eğitim yatırımlarının bireyler ve toplum açısından önemli etkiler yaratmasıdır. Bu etkiler, eğitim kademelerine göre değişen miktarlarda olmak üzere faydalar (getiri) şeklinde yansımaktadır. Genel olarak ilk ve ortaöğretim kademelerinde sosyal, yükseköğretim kademesinde özel getiriler söz konusudur.

    Çalışmanın amacı, Türkiye'de tıp fakültesi örneği ile özel ve sosyal getiri oranlarını hesaplayarak yükseköğretim fiyatını bulmaktır. Çalışma, giriş ve sonuç dahil dört bölümden oluşmaktadır. İkinci bölümde, önce teorik olarak eğitimin getirileri üzerinde durulmuş, daha sonra da tıp eğitiminin özel ve sosyal fayda-maliyet verileri hesaplanmıştır. Bu verilerle de getiri oranları elde edilmiştir. Bunlar, yükseköğretimde fiyatın ve bireysel talebin temel belirleyicileridir. Üçüncü bölümde, teorik olarak yükseköğretimin bireysel talebi üzerinde durulmuş, özel getiri oranı ile tıp fakültesi fiyatı hesaplanmıştır. Sonuç bölümde ise, yükseköğretimde önemli derecede özel getiri oranın söz konusu olduğu, bu oranların yükseköğretim fiyatını düşürdüğü ve bireysel talebi arttırdığı ifade edilmiştir.

    TÜRKİYE'DE YÜKSEKÖĞRETİMİN GETİRİLERİ
    Fayda-Maliyet Analizi
    Fayda-maliyet analizi, genel olarak, topluma en yüksek net toplumsal faydayı sağlayacak olan projelerin seçiminde ya da öncelik sıralamasında yardımcı olmaktadır. Bu yöntemde, belirli bir girişimin yaratacağı yarar ile meydana getirdiği maliyet karşılaştırılmakta ve net yarar sağlayan girişimler uygun kabul edilmektedir. Burada temel ilke, marjinal faydası (MF) marjinal maliyetinden (MM) yüksek olan girişimlerde bulunmak ve bu girişimleri marjinal faydanın marjinal maliyete eşit olduğu (MF=MM) noktaya kadar geliştirmektir (Ataç, 1978; s. 246; Aslan, 1998; s. 302).

    Fayda–maliyet analizi, yükseköğretim için fertlerin ve toplumun yaptığı yatırımdan elde ettiği net faydayı/hâsılayı belirlemekte, belirli eğitim seviyelerinin veya mesleklerin getiri oranlarını hesaplamaktadır. Eğitimin faydalarını ölçmek ise tam anlamıyla mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla, eğitimden sağlanan kazanç oranları üzerine yapılan çalışmanın çoğu, miktara vurulabilecek değişkenler yerine, genellikle çeşitli safhalarda eğitim yolu ile elde edilen kazançlardaki artışların kıymetini bir dereceye kadar ekonomik etkilerini de göz önünde almaya çalışarak; takdir etme teşebbüsünde yoğunlaşmaktadır (Peters, 1979; s. 60–70; Cohn, 1979; s. 110–111).

    Böylece, eğitimde fayda-maliyet analizinde getiri oranlarını hesaplamak mümkün hale gelir. Bireylerin ve toplumun ne kadar getiri elde ettiklerini tespit etmek için de özel ve sosyal getiri değerleri üzerinde durulmaktadır. Bu konudaki çalışmalarda, genel olarak ilk ve ortaöğretim kademelerinde sosyal, yükseköğretim kademesinde özel getirilerin ağır bastığına dair sonuçlar elde edilmiştir (Woodhall, 1994; s. 19).

    İçsel Getiri Oranı
    Fayda-maliyet analizi tekniklerinden biri olan içsel getiri oranı, paranın zaman değerini dikkate almakta, projeden doğacak fayda akımlarının bugünkü değerini, maliyetlerin bugünkü değerine eşit kılan iskonto (r) oranının saptanması temeline dayanmaktadır. Yatırımın sosyal bakımdan karlı olabilmesi için içsel getiri oranının iskonto oranından büyük olması gerekir. Formülde yer alan r, içsel getiri oranı, getiri kazanç farkını ve M maliyeti göstermekte ve aşağıda görüldüğü gibi hesaplanmaktadır (Cohn, 1979; s. 97):

    Özel getiriler, eğitim gören bireyin elde ettiği ve topluma yansımayan faydalardır. Bu faydalar, eğitimin bireye, gelecekte istihdam olasılığını, verimliliği ve kazanma kapasitesini arttırarak daha fazla gelir elde etmesini ve dolayısıyla daha fazla mal ve hizmetten yararlanmasını sağlayacak biçimde ortaya çıkar. Parasal olarak ifade edilen bu faydalar, özel maliyetler ile karşılaştırılır ve bireyin özel getiri oranı (private rate of return) veya içsel özel getiri oranı olarak aşağıda görüldüğü gibi ifade edilir (Cohn, 1979; s. 97).

    Sosyal getiri, bireyin kendine mal edemediği toplumun diğer üyelerine yansıyan faydalardır. Bu faydalar, vergi gelirlerinin artması ve topluma eğitimli bireylerin verimliliğini arttırması suretiyle milli gelire katkı sağlaması şeklinde yansıyacaktır. Sosyal getiriler, eğitimin bir bütün olarak toplum tarafından yüklenilmesi gereken sosyal maliyetleriyle, topluma sağlayacağı beklenen faydalar arasındaki ilişkiyi ifade eder ve sosyal getiri oranı olarak aşağıda görüldüğü gibi ifade edilir (Cohn, 1979; s. 98).

    Yöntem
    Türkiye’de altı yıllık tıp eğitiminin getirileri 2005 yılı verileriyle ölçülmüştür. Önce özel ve sosyal kazançlar ve maliyetler, daha sonra da içsel getiri oranları hesaplanmıştır. Genel lise ve üniversite mezunu personelin kamu sektöründe istihdam edilmesiyle elde edeceği brüt ve net maaş tutarları hesaplanarak kazanç akımı ölçülmüştür.

    Kazançlar, 657 Sayılı Devlet Personel Kanunu’nun aylıklara ilişkin çizelgelerinden yararlanılarak elde edilmiş ve personelin maaşları dışında ek bir gelir elde etmedikleri varsayılmıştır.

    Böylece, hem lise hem de üniversite mezununun kazanç akımları oluşturulmuştur. Üniversite mezunu personelin kazanç hesabında, doktorun kazanç verileri elde edilmiştir.

    Maliyetler ise, özel ve sosyal olmak üzere hesaplanmıştır. Sosyal maliyetler, yükseköğretimde öğrenci başına yapılan harcama tutarını; özel maliyetler ise altı yıllık tıp eğitim süresi esas alınarak hesaplanmıştır. Dolaylı maliyetler, Devlet Personel Kanunu’na göre vazgeçilen aylıklardan yararlanarak hesaplanmıştır. Doğrudan özel maliyetler, tıp fakültesi esas alınarak hesaplanmıştır.

    Uygulama
    Bu bölümde, minimum kazançlar ve maliyetler hesaplanmıştır. Kazançlar, özel ve sosyal; maliyetler de doğrudan ve dolaylı olmak üzere hesaplanmıştır.

    Kazanç Verileri
    Özel ve sosyal kazançları elde etmek için 2005 yılı Ocak ayındaki genel lise mezunu ve tıp fakültesi mezunu personelin brüt ve net maaşları esas alınmıştır. Personellerin özel kazanç akımları için net maaşı, sosyal kazanç akımları için de verginin dahil olduğu brüt maaşları esas alınmıştır. Ortalama çalışma süresi 38 yıl olarak kabul edilmiştir: 23.5.2002 tarihinde kabul edilen 4759 sayılı kanun gereği 01.01.2005 tarihinde kamu sektöründe istihdam edilen tıp fakültesi mezunu personel ile genel lise mezunu personelin çalışma sürelerinin ortalaması alınmıştır.

    Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin çizelgelerinden lise ve üniversite mezunlarına ödenen yıllık tutarlarının hesaplanması ve bunların farklarının bulunması ile sosyal kazançlar; vergi ve diğer kesintilerin düşülmesiyle de özel kazançlar elde edilmiştir.

    Memurlar için ödenen aylık net maaşın 12 ile çarpılması sonucu yıllık rakama ulaşılmış, bulunan bu rakamın da tekrar 38 ile çarpılması sonucu aranılan özel kazanç tutarına ulaşılmıştır. Benzer şekilde, memurlara ödenen aylık brüt maaşın 12 ile çarpılması ve bunun da tekrar 38 ile çarpılması sonucu sosyal kazanç tutarına ulaşılmıştır:

    a) Lise mezunu bir personelin 2005 yılı Ocak ayındaki net maaşı aylık 528,04; brüt maaşı 832, 67 TL’dir. Buna göre, özel kazancı (Kö lise mezunu );

    b) Tıp doktoru personelin 2005 yılı Ocak ayındaki net maaşı aylık 975,76 ve brüt maaşı 1330,85 TL’dir. Buna göre, özel kazancı (Kö doktor);

    Maliyet Verileri
    Bu başlık altında doğrudan ve dolaylı maliyetler hesaplanmış ve altı yıl içinde maaşların değişmediği varsayılarak, kazanç hesaplamalarından farklı olarak altı yıllık süre esas alınmıştır.

    Doğrudan Maliyetler (M)
    Doğrudan maliyetleri, sosyal ve özel maliyetler olmak üzere ele alınmıştır. Doğrudan özel maliyet verileri, tıp fakültesine göre, doğrudan sosyal maliyet verileri de altı yıl olmak üzere hesaplanmıştır.

    Doğrudan sosyal maliyet verileri (Ms), devletin öğrenci başına yaptığı harcamalardan oluşmaktadır. Bu çalışmada, yükseköğretimde kayıtlı tüm örgün öğretim öğrencileri dikkate alınmıştır. Buna göre, 2005 yılında devlet, öğrenci başına 4.095 TL harcama yapmıştır (YÖK, 2005). Harcama tutarının altı yıl içinde değişmediği varsayılmış, altı ile çarpılması sonucu istenilen doğrudan sosyal maliyet rakamına ulaşılmıştır. Buna göre, devletin altı yıllık doğrudan sosyal maliyeti (Ms);

    Doğrudan özel maliyet (Mö) hesabında, daha önce yapılan çalışmalarda ölçüt olarak, Yurt-Kur tarafından öğrencilere verilen burs/kredi miktarı esas alınmıştır. Ancak, bu çalışmada, farklı olarak ailelerin ÖSS için yaptıkları harcamalar ile tıp fakültesinde okutulan temel kitaplar, ders araç-gereçleri, katkı payları, barınma, yemek ve ulaşım harcamalarına ait veriler de dikkate alınarak öğrencinin doğrudan özel maliyeti hesaplanmıştır.

    Ailelerin sınav hazırlığı için yaptığı harcamalar, adayın bir yükseköğretim programına yerleşmesiyle son bulmaktadır. Bu nedenle, ÖSS harcamaları, doğrudan özel harcamalara bir defaya mahsus olmak üzere katılmıştır. Diğer harcamalar ise, öğrencinin altı yılda mezun olduğu varsayılarak hesaplanmıştır (Tablo 1).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Özel Harcamalar

    Dolaylı Maliyetler (MD)
    Dolaylı maliyetleri sosyal ve özel maliyetler olmak üzere hesaplanmıştır. Üniversitede okumayı çalışmaya tercih eden öğrenci, çalışması durumunda bir gelir elde edecek ve devlete vergi ödeyecekti. Dolayısıyla, devlet gelir kaybına uğramıştır ve bu gelir kaybı bir sosyal maliyet unsurudur: Dolaylı sosyal maliyet (MDs) hesabında, 2005 yılı Devlet Personel Kanunu’nun düşük derecedeki (9/1) genel lise mezunu personele ödediği verginin de dahil olduğu brüt maaş tutarı esas alınmıştır. Bu tutarın da altı yıl içinde değişmediği varsayılmıştır. Bu çerçevede, aylık brüt tutarın 12 ile çarpılması ve bulunan sonucunda tekrar altı ile çarpılmasıyla dolaylı sosyal maliyet tutarlarına ulaşılmıştır. Buna göre, altı yıllık dolaylı sosyal maliyet tutarı (MDs);

    Dolaylı özel maliyet (M) hesabında, 2005 yılı Devlet Personel Kanunu’nun genel lise mezunu olanlar için gösterdiği en az maaş tutarı, bu konuda daha önce yapılmış çalışmalara paralel olarak vazgeçilen gelir kabul edilmiş ve en az aylık tutarının altı yıl içinde sabit kaldığı varsayılmıştır. Genel lise mezunu personelin vergi ve kesintilerden sonra eline geçen net maaş tutarını önce 12 ile çarpılmasıyla bir yıllık maliyet tutarına ve bunun da tekrar altı ile çarpılmasıyla istenilen rakama ulaşılmıştır. Buna göre, dolaylı özel maliyet tutarı (M);

    Toplam Maliyetler (MT)
    Toplam maliyetler için gerekli olan doğrudan özel ve doğrudan sosyal maliyetler ve dolaylı özel ve dolaylı sosyal maliyetlerin sonuçlarından yararlanılarak toplam özel ve sosyal maliyetler hesaplanmıştır.

    Toplam özel maliyet (MTÖ), doğrudan ve dolaylı özel maliyet toplamından oluşmaktadır. Dolaylı özel maliyet hesabında, lise mezunlarına ödenen en düşük maaş tutarı ile öğrencinin devlet yurdunda kaldığı varsayılarak en düşük doğrudan özel maliyet tutarı esas alınmıştır. Dolaylı özel maliyet tutarı sabit, doğrudan özel maliyet tutarı ise tıp fakültesine göre hesaplanmıştır. Bu çerçevede, doğrudan (Mö) ve dolaylı özel maliyet (M) verileriyle aşağıdaki formülden yararlanarak toplam özel maliyet (MTö) hesaplanmıştır:

    Toplam sosyal maliyet (MTs), doğrudan ve dolaylı sosyal maliyet ile doğrudan özel maliyetin toplamından oluşmaktadır. Doğrudan sosyal maliyeti tutarı (MS) 24570 TL; dolaylı sosyal maliyet tutarı (MDS) ise 59952,24 TL olarak daha önceden hesaplanmıştı. Toplam sosyal maliyet hesabında, sadece doğrudan özel maliyet tutarı değişmekte, diğer maliyet tutarları sabit kalmaktadır. Buradan hareketle aşağıdaki formülden yararlanarak toplam sosyal maliyet hesaplanmıştır:

    Yukarıdaki formülde görüldüğü gibi, içsel getiri oranında kullanılan denklemler, n=1,2,3,4….,38 gittiği için 38.dereceden bir denklemdir. Matematiksel olarak 38 kökü olduğundan, hem çözümü hem de köklerin irdelenmesi zordur. Bu nedenle, İGO’nın çözümünde özel bir süreç izlenmiştir. İçsel getiri oranı (r), kazancın değerinin maliyete eşit olması demek olduğu için tanım gereği, r’yi elde ederken, denemeler ile r’ye farklı değerler verilerek maliyet fayda farkı sıfıra yaklaştırılır. Sıfıra yaklaştıran gerçek oranı bulmak için, enterpolasyon yapılır (Akalın, 1980; s. 132; İşgüden,1980; s. 56). Enterpolasyon işlemleri için de Excel programından yararlanılmıştır.

    Burada, toplam özel maliyet tutarı 54530,88 TL’dir, sosyal oran (r =) %35 olarak kabul edilmiştir. Buna göre, tıp doktoru personelin emekli oluncaya kadar elde edeceği özel getiriler ve maliyetler çerçevesinde enterpolasyon yapılarak özel içsel getiri oranı hesaplanmıştır (Tablo 2):


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Tıp Doktoru Personelin Özel İçsel Getiri Oranları (%)

    Sosyal İçsel Getiri Oranı
    Özel içsel getiri oranı hesabında kullanılan yöntem sosyal içsel getiri oranı hesabında da kullanılmıştır (Tablo 3):


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Tıp Doktoru Personelin Sosyal İçsel Getiri Oranları (%)

    Hesaplamalara göre, tıp doktoru personelin özel getiri oranı yaklaşık %37, sosyal getiri oranı da yaklaşık %28’dir. Yükseköğretim yatırımı, topluma fayda sağlamakla birlikte, bireye daha yüksek fayda sağlamıştır.

    TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRETİMİN FİYATI
    Bireylerin davranışlarını belirleyen temel unsurun kazançlar elde etmek ve bu kazançları azamileştirmek olduğu iktisadın temel dayanak noktalardan birisidir. İleride elde edilecek olan yüksek kazançlar, iktisadi hayatta bireylerin yatırım kararını belirleyen önemli etkenlerden birisidir.

    Yatırım kararı ileride elde edileceği umulan gelir, yatırımın maliyeti ve piyasa faiz oranı olmak üzere üç unsurun karşılıklı etkisine bağlıdır. Yatırım yapılmazsa belli bir kaynakla gelir sağlamanın en kolay yolu parayı faize yatırmak veya menkul kıymetlere yatırmaktır. Faiz oranı ile yatırım hacmi arasında ters yönlü fonksiyonel bir ilişki vardır. Faiz oranı düşerse kar olanağı yükseleceğinden, işletmede ve ekonomide yatırımlar yükselir. Buna göre, getiri oranı (r) ile faiz oranı (i) çerçevesinde, rasyonel davranan birey kararını verirken üç durumla karşılaşır (Uluatam, 1987; s. 145; Unay, 2001; s. 80-81):

    (1) Faiz oranı getiri oranına eşitse (i=r), yatırım yapılmasına gerek yoktur. Çünkü bu durumda, para bankaya yatırılarak da aynı gelir elde edilir.

    (2) Getiri oranı faiz oranından yüksekse (r>i), yatırım yapmak karlı olacaktır. Bu nedenle, bu koşul yatırım için gerekli bir koşuldur.

    (3) Getiri oranı faiz oranından küçükse (r < i), yatırım kar sağlayamayacağından kaynak başka bir şekilde değerlendirilecektir.

    Buna göre yükseköğretimde r>i ise talep artar. i = r olması durumunda talep artışı olmaz. r < i durumunda ise, talep azalır.

    Yatırım niteliği taşıyan yükseköğretim de bu üç unsurdan etkilenmekte ve ileride yüksek kazançlar elde edeceği beklentisiyle yükseköğretim bireyler tarafından giderek daha fazla talep edilmektedir. Yükseköğretim fiyatını açıklamaya yönelik birçok çalışmalar arasında en önemlisi Gary Becker (1967) tarafından yapılmıştır.

    G. Becker (1967; s. 2-12), yükseköğretimde bireye yönelik arz ve talebi açıklamaya çalışmış ve bunun için eğitimin özel getiri oranı (r) ve yatırımın fırsat maliyeti (i) kavramlarını kullanmıştır. Yazar, insanların, yükseköğretimin diğer eğitim kademelerinden daha fazla getiri sağlayacağına inandığını kabul etmiş ve analiz kolaylığı için sürekli olarak arz eğrisinin sabit olduğunu varsaymıştır.

    Buna göre arz sabitken, bireyler daha fazla beşeri sermaye talebinde bulunuyorsa talep eğrisi sağa kayacaktır. Ancak, sınıflarda boş yer varsa, atıl kapasite söz konusuysa ve okul olarak kiralanabilecek bina varsa yükseköğretim arz eğrisi pozitif eğimli olabilir. Bu durumda, yükseköğretim talebi artıkça hizmet miktarı artacaktır (Aslan, 2002; s. 227).

    Yatay eksende, eğitim miktarı, dikey eksende ise yükseköğretim yarı kamu malının örtük fiyatı yer almaktadır. Yükseköğretim yarı kamu malının talep eğrisi de diğer talep eğrisinde başvurulan diğer koşullar sabitken varsayımı dikkate alınarak oluşturulmaktadır. Bu varsayımlar, öncelikle aile gelirleri ve tercihler ile diğer malların fiyatları ve özellikle kişisel borç alma ve faiz verme oranlarıdır.

    Yükseköğretim harcamalarının çoğunluğunun kamusal kaynaklardan karşılanması bireylerin özel eğitim maliyetlerini düşürmekte ve dolayısıyla yüksek özel kazançlar söz konusu olmaktadır. Bu durum, yükseköğretim fiyatını düşürerek talep artışı yaratmaktadır.

    Çalışmada, teorik açıklamalardan yararlanarak tıp fakültesinde kayıtlı birey için 2005 yılı yatırımın getiri oranı (i) ve yükseköğretimin içsel getiri oranı verileri çerçevesinde yükseköğretimin fiyatı hesaplanmıştır. Hesaplamada, 2005 yılı Merkez Bankası tarafından uzun dönem tahvillere uygulanan faiz oranı (%16) esas alınmıştır. P=i/r formülü ile tıp fakültesindeki öğrenci için yükseköğretim fiyatı hesaplanmıştır:

    Görüldüğü gibi, fiyat 1’den önemli ölçüde küçüktür (0,43<1). Yukarıda teorik olarak açıkladığımız veriler çerçevesinde fiyatları grafik üzerinde gösterebiliriz (Şekil 1).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Türkiye’de tıp fakültesinde kayıtlı öğrencinin talep eğrisi.

    Tıp fakültesindeki öğrenci için fiyat (P = 0,43) 1’den küçüktür. Fiyatın 1’den küçük olması yükseköğretime olan talebi arttırmıştır. Yükseköğretimde talep artışı, özellikle özel getiri oranına ve maliyet değerlerinin büyüklüğüne bağlıdır. Özel getiri oranının (%36,91) önemli derecede sosyal getiri oranından (%27,77) yüksek olması bireysel yükseköğretim talebini arttırmaktadır.

    Harcamaların çoğunluğunun kamusal kaynaklardan karşılanması, özel maliyetlerin düşük, özel getiri oranlarının yüksek ve tüm bunların bir sonucu olarak da fiyatının 1’den küçük olmasına neden olmaktadır. Fiyat ne derece 1’den küçük olursa talep o derece artar. Talep ile arzın dengeye geldiği noktada denge fiyat (P=1), ya yatırım oranının içsel getiri oranına eşit (i=r) olması ile ya da yükseköğretim maliyetlerinin tamamının faydalanandan alınması ile gerçekleşir (Akalın, 1980).

    Bununla birlikte, kişisel açıdan bir prestij sağlayan, daha yüksek miktarlarda tüketim olanağı sağlaması gibi ekonomik göstergelerin hesaplayamadığı unsurlarının da sayısallaştırılmasıyla özel getiri oranının yaklaşık %37’den daha da yüksek olacağı açıktır.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Sonuç
    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yükseköğretim talebi sürekli olarak artmaktadır. Bunun iki temel kaynağı, ilk ve orta öğretimde okullaşma oranlarının sürekli artması ve günümüz dünyasının karmaşık ihtiyaçlarının ancak yükseköğretimle karşılanabileceği gerçeğidir. Eğitim hizmetinin yarı kamusal mal niteliği taşıması da yükseköğretim harcamalarının kamu kaynaklarından karşılanmasına neden olmaktadır. Yarı kamusal mal olma özelliği arzın daha çok kimin tarafından karşılanacağı konusunda belirleyici olmaktadır. Yükseköğretim hizmetinin arzı, daha çok kamu tarafından talebin durumuna ve mevcut kaynaklar çerçevesinde yerine getirilmektedir. Yarı kamusal mallarda üretim, bir arz ve talep mekanizması aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Yükseköğretim talebi, doğrudan ve dolaylı maliyetler, fiyatlar, alternatif eğitim türlerinin fiyatları, yüksek gelir elde edileceği beklentisi gibi faktörlerin bir fonksiyonudur.

    Çalışmadaki hesaplamalarda, özel getiri oranının yaklaşık %37, sosyal getiri oranının da yaklaşık %28 olması tıp fakültelerinin ilk sıralarda tercih edilmesini açıklamaktadır. Mesela, TED’in (2005: 245- 251) ve YÖK’ün (1997) çalışmasındaki tercih alanları ile ilgili sonuçlara göre, öğrencilerin yaklaşık %13’ü tıp-eczacılık alanlarında okumayı hedeflediklerini belirtmişlerdir. YÖK’ün (1997) çalışmasında, öğrencilerin yaklaşık %43’ü hemen iş bulabilecekleri ve %19’unun da daha yüksek gelir elde edeceği beklentisi içinde oldukları görülmüştür.

    Tıp doktoru personel tam gün çalışsa bile, serbest çalışarak bir kazanç sağlayabilir. Böyle bir durum, lise mezunu ile üniversite mezunu personel arasındaki kazanç farkını daha da arttırır. Yan ödemeleri, sosyal hakları ve özel kesimde daha yüksek ücret geliri elde edeceği de hesaba katılırsa her iki getiri oranı artacak, özellikle özel getiri oranı birkaç puan daha fazla olacaktır. Yükseköğretim kademesinde, özel getiri oranı önemli derecede sosyal getiri oranından yüksek olması, yükseköğretimin fiyatını düşürecek bireysel yükseköğretim talebini arttıracaktır.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Akalın, G. (1980). Yükseköğretim karma malına maliyet-fayda analizinin uygulanması. Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, No: 444.

    2) Aslan, M. H. (2002). Eğitim finansmanının ekonomi politiği ve yükseköğretimde adil ve etkin finansman politikaları. Liberal Düşünce, 28 (7), 225-246.

    3) Aslan, M. H. (1998). Hizmet ekonomisi. Bursa: Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti.

    4) Ataç, E. (1978). Fayda-maliyet analizi. Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Akademisi Dergisi, 14(1), 246-261.

    5) Becker, G. (1967). Human capital and personal distribution of income. Ann Arbor: University of Michagan Press.

    6) Cohn, E. (1979). The economics of education. Cambridge: Ballinger Publishing.

    7) İşgüden, T. (1980). Kamu yatırım projelerinin değerlendirilmesinde fayda-maliyet analizi. İstanbul: İ.İ.T.İ.A Nihad Sayar Yayın ve Yardım Vakfı Yayınları, No:319/552.

    8) Öğrenci Kolektifleri. (2005). Üniversite dosyası. Erişim: 17.07.2006. www.kolektif.org/index.php?

    9) Peters, G. H. (1979). Fayda-maliyet analizleri ve kamu harcaması. Ankara: Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu Yayını, No:1979/198.

    10) TED (Türk Eğitim Derneği). (2005). Türkiye’de üniversiteye giriş sistemi araştırması ve çözüm önerileri. Ankara: Türk Eğitim Derneği Yayınları.

    11) Uluatam, Ö. (1987). Makro iktisat. (6.baskı) Ankara: Savaş Yayınları.

    12) Unay, C. (2001). Makro ekonomi. (8.baskı) Bursa: Vipaş A.Ş.

    13) Woodhall, M. (1994). Eğitim ekonomisi: Toplu bir bakış. Ankara: PEGEM Yayınları, No:14.

    14) YÖK (Yükseköğretim Kurulu). (2005). Türkiye’nin yükseköğretim stratejisi- taslak rapor. Erişim: http://www.yok.gov.tr/egitim/ raporlar/mart2005/b3.html.

    15) YÖK (Yükseköğretim Kurulu). (1997). Üniversite öğrencileri aile gelirleri, eğitim harcamaları, mali yardım ve iş beklentileri araştırması. Erişim: http://www.yok.gov.tr/egitim/raporlar/ mart2000/b1.html.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Şu ana kadar web sayfamız 24834310 defa ziyaret edilmiştir.