Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2016, Cilt 6, Sayı 1, Sayfa(lar) 013-030
[ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
DOI: 10.5961/jhes.2016.139
Dünyada ve Türkiye'de Yükseköğretim Okullaşma Oranları ve Gelişmeler
Durmuş GÜNAY1, Aslı GÜNAY2
1Eski YÖK Yürütme Kurulu Üyesi, Ankara, Türkiye
2Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Ekonomi Bölümü, Ankara, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Okullaşma oranı, Yükseköğretim, Türkiye
Öz
Bu çalışmada öncelikle okullaşma oranının ne olduğu tanımlanarak Dünya'da bu konuda yaygın olarak kullanılan hesaplama yöntemleriyle ilgili bilgiler verilmiştir. Daha sonra yükseköğretim okullaşma oranının ne olduğu ve nasıl hesaplandığı gösterilmiştir. Bu kapsamda Türkiye için hem eğitim türüne (açıköğretim ve yüz yüze eğitim) hem de eğitim düzeyine (önlisans, lisans ve lisansüstü) göre yükseköğretim okullaşma oranları hesaplanmıştır. Ayrıca, farklı ülkelerin yükseköğretim okullaşma oranlarıyla ilgili bilgiler de sunularak Türkiye'nin Dünya'daki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Özetle, ülkemizin 2015 yılı itibariyle %94'lük yükseköğretim brüt okullaşma oranıyla Dünya'da üst sıralarda yer aldığı gösterilmiştir. Böylelikle, Türk yükseköğretiminin üniversal aşamaya ulaşmış bir yükseköğretim sistemi olduğu görülmektedir.
  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Yirmi birinci yüzyılın başında, yirminci yüzyılın son çeyreğinde başlayan gelişmiş ülkelerin yaşadıkları ‘bilgi toplumu' ve ‘bilgi ekonomisi' olarak adlandırılan süreçte, ülkelerin rekabet gücü; insan yetiştirme, bilim, teknoloji ve inovasyon üretme kapasitesiyle ölçülmeye başlanmıştır. İnsanlığın yaşadığı bu sürecin ana dinamiği teknolojidir. Üç faktör; teknoloji, küreselleşme ve rekabet, hayatın bütün alanlarını ve bu bağlamda yükseköğretim alanını da yeniden şekillendirmektedir. Rekabet ve küreselleşmenin temelinde de teknoloji bulunmaktadır. Bu süreçte üniversiteden/yükseköğretimden beklentiler artmış, yükseköğretimin yatay büyümesi ve derinleşmesi söz konusu olmuştur. Yükseköğretimin yatay büyümesiyle ile niceliksel büyüme; yani ülke içi ve mobilite yoluyla daha geniş yaş grubuna ve daha çok öğrenciye eğitim verilmesi kastedilmektedir. Yükseköğretimdeki derinleşmeden ise niteliksel gelişme; kalite, hesap verebilirlik, etik değerler ve şeffaflığa işaret edilmektedir. Yükseköğretimde yatay büyüme ve derinleşme ülkelerin önemli eğitim politikalarından biri haline gelmiştir. Burada bir noktaya da dikkat çekmek gerekmektedir: Niceliksel (sayısal) büyüme sadece boyutların genişlemesi değil, aynı zamanda yükseköğretimin mahiyetini, niteliğini de değiştirmektedir. Sayısal büyüme; çeşitliliği, esnekliği, kalite güvencesini, rekabet ve etik değerlerin önemini ve finans sorunlarını daha çok etkilemektedir.

    Yükseköğretim politikası belirlenmesinde, niceliksel büyüme, genellikle sistemin yapısından daha güçlü bir rol oynamaktadır. Birçok ülkede genişlemeyi göstermek için yaygın olarak üniversite sayısı, öğrenci sayısı, akademik personel sayısı ve araştırma faaliyetlerinden daha çok okullaşma oranlarına önem verilmektedir (Teichler, 2004). Yükseköğretim okullaşma oranları, ülkelerdeki yükseköğretimin yaygınlığı ya da erişimi hakkında bilgi veren; yükseköğretim çağındaki nüfusun eğitim ihtiyaçlarının ülkeler tarafından hangi ölçüde karşılanabildiğini anlatmak için tanımlanmış önemli eğitim kavramları veya göstergeleridir.

    Sadece eğitim kurumlarına kayıtlı ya da devam eden öğrencilerin toplam sayısı gibi ham verileri eğitim analizlerinde kullanmak, gerekli çıkarımları yapmak için yeterli olmayabilir. Ancak ham veriler göstergeleri belirlemek ve eğitim hakkında anlamlı sonuçlar çıkarmak ya da karar almak için gereklidir. Gösterge haline getirilmiş ham veriler eğitim politikalarında alınan/alınacak kararlara birer destek aracı olarak işlev görmektedir (Mehta, 2004). Bu nedenle son yıllarda yükseköğretime erişimi ya da yükseköğretimdeki genişlemeyi göstermek amacıyla okullaşma oranı yanında giriş oranı ve mezuniyet oranı gibi farklı göstergelerde oluşturulmaya başlanmıştır.

    Öte yandan bazı ekonomistlerin insan sermaye stokunu ölçmek amacıyla okullaşma oranlarını insan sermayesini temsil eden gösterge (“proxy”) olarak kullandıkları görülmektedir (Barro, 1991; Barro & Lee,1993). OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) insan sermayesi ölçümünde ve uluslararası karşılaştırmalarda da okullaşma oranlarını kullanmaktadır (Hansson, 2008).

    Dolayısıyla bu çalışmada, öncelikle okullaşma oranının ne olduğu, anlamı, önemi ve nasıl hesaplandığı gösterilecek ve Türkiye ve Dünya'daki yükseköğretim okullaşma oranlarıyla ilgili bilgi verilecektir.

    Okullaşma Oranı
    OECD (2004)'de kayıt (“enrolment/registration”) bir eğitim programına kayıtlı olma durumu olarak tanımlanmaktadır1. Fakat öğrenciler birden fazla programa kayıtlı olabilirler. Öğrenci aktivitesini ölçmek için iki istatistik vardır: Kayıtlı Öğrenci Sayısı (“number of students enroled”) ve Kayıt Sayısı (“number of registrations/enrolments”). Kayıtlı öğrenci sayısı ilgili referans döneminde bir eğitim programına kayıtlı bireylerin toplam sayısı iken; kayıt sayısı ilgili referans döneminde yapılan toplam kayıt sayısını ifade eder. Eğer her birey ilgili referans döneminde sadece tek eğitim programına kayıtlıysa bu iki ölçüm aynıdır. Fakat bazı öğrencilerin ilgili referans döneminde birden fazla programa kayıtlı olmaları durumunda bu iki ölçüm birbirinden faklıdır. Bu iki ölçümde önemlidir, çünkü kayıtlı öğrenci sayısı nüfus içinde bireylerin eğitime katılım oranını hesaplamak ve öğrenci profilini belirlemek için kullanılırken; kayıt sayısı tüm eğitim faaliyetlerini değerlendirmede, kaynak tahsisinde ve operasyonel verimlilikte kullanılır. Kayıtlı öğrenci sayıları akademik yılın başındaki (tercihen akademik yılın ilk ayı sonundaki) kayıtlı öğrencilerin sayılarını yansıtmaktadır. Öğrencilerin birden fazla programa kayıtlı olmaları durumunda çift sayımı (“double counting”) önlemek için gerekli tedbirler alınmalıdır. Öte yandan, kayıtlı öğrenci sayılarına ilişkin veriler öğrencilerin kayıtlı oldukları eğitim programlarına katılım yaptıklarını ya da devam ettiklerini göstermez. Bir programa kayıtlı öğrenci sayısı (“enrolment”) bu programa devam eden öğrenci sayısı (“attendance”) ile de aynı olmayabilir.

    Günümüzde, okullaşma oranı (“enrolment rate/schooling ratio”) en önemli eğitim göstergesidir ve basitçe ilgili eğitim düzeyine (okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim) kayıtlı tüm öğrencilerin, ait olduğu eğitim düzeyindeki nüfusa bölümü olarak tanımlanır. Okullaşma oranları, farklı eğitim düzeyleri itibariyle ülkelerdeki eğitime katılımı, erişimi veya eğitimin yaygınlığı hakkında bilgi veren ve buna dayalı olarak ülkelerin eğitim çağındaki nüfusun eğitim ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabildiğini gösteren göstergelerdir. Ayrıca Dünya'daki farklı eğitim sistemlerinin yapısı ve bu sistemlerde eğitime erişim fırsatları hakkında bilgi verir (OECD, 2004). Okullaşma oranı hesaplamalarında öncelikle hangi eğitim düzeyine ya da yaş/yaş grubuna dair hesaplama yapılacağı ve hangi yaş grubuna ait nüfusun kullanılacağı belirlenmelidir. Bu bağlamda Dünya'da ülkelerin eğitim alanındaki performanslarını gösteren dört farklı okullaşma oranı tanımlanmıştır:

    1. Genel Okullaşma Oranı (“Overall/Combined Enrolment Rate”),
    2. Yaşa Göre Okullaşma Oranı (“Age-Specific Enrolment Rate”)
    3. Brüt Okullaşma Oranı (“Gross Enrolment Rate”)
    4. Net Okullaşma Oranı (“Net Enrolment Rate”).

    Genel Okullaşma Oranı (GOO )
    Genel Okullaşma Oranı, herhangi bir ülkede ilköğretimden yükseköğretime kadar tüm eğitim düzeyine kayıtlı öğrencilerin ilgili teorik yaş grubundaki nüfusa bölünmesiyle hesaplanır. Fakat GOO'nun ancak eğitim sisteminin performansıyla ilgili kaba bir ölçüm gerektiğinde ya da kayıtlı öğrencilere dair detaylı bilgi bulunmadığında kullanılması önerilmektedir; çünkü GOO eğitim planlamalarında kullanılabilecek ideal bir gösterge değildir. Bunun başlıca sebepleri eğitim düzeylerine ait okullaşma oranlarının elde edilememesi, teorik yaş grubu dışındaki yaş grubunda bulunan öğrencilerin fazlalığı veya kayıt konusunda aşırı raporlama (“over-reporting”) olabilir (Mehta, 2004). Ayrıca GOO, 2010 yılına kadar Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (“UNDP”) tarafından hazırlanan İnsani Gelişim İndeksinin (“Human Development Index-HDI”) hesaplanmasında kullanılan değişkenlerden biriydi2. GOO, herhangi bir ülkedeki eğitim sistemine yönelik genel bir durumu yansıtır. Bu gösterge, ülkedeki okul çağı nüfusunun ne kadarının eğitim sistemi içinde yer aldığı ya da eğitim sisteminin kapasitesi hakkında fikir verir ve eğitimi yaygınlaştırma politikalarının başarısı konusunda ipuçları sunar (Kavak, 2010).

    Yaşa Göre Okullaşma Oranı (YGOO )
    Yaşa Göre Okullaşma Oranı belirli bir yaş ya da yaş grubu için okullaşma oranlarını gösterir ve eğitim düzeylerine bakmaksızın belli bir referans dönemi için belirli bir yaş ya da yaş grubundaki (8 yaş ya da 8-10 yaş gibi) kayıtlı öğrenci sayısının aynı yaştaki nüfusa oranıdır. YGOO belirli bir yaş grubunda eğitime katılımın hangi ölçüde olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. YGOO'nun yüksek olması belirli bir yaşta eğitime katılımın yüksek olduğunu gösterir. Teorik olarak en yüksek değeri %100'dür ve eğer belirli bir yaştaki okullaşma oranı %100'den az ise, bu fark o yaşta okula kayıtlı olmayanların oranının ölçümünü sağlar. YGOO da görülen yükselişin belirli bir yaştaki katılım artışını yansıttığı düşünülebilir. Öte yandan, bu gösterge, belirli bir yaştaki öğrencilerin sınıf veya eğitim düzeyini göstermez. YGOO cinsiyete göre ve belki farklı eğitim düzeyleri içinde hesaplanabilir. Örneğin; ilköğretim için aynı hesaplama yöntemiyle hesaplama yapılabilinir (UNECO, 2016).

    Brüt Okullaşma Oranı (BOO )
    Yaşları ne olursa olsun, belli bir öğretim yılında, belirli bir eğitim düzeyine kayıtlı toplam öğrenci sayısının, o eğitim düzeyine ait teorik yaş grubu nüfusuna oranıdır. BOO belirli bir eğitim düzeyine genel katılım düzeyini ve belirli bir yaş grubuna ait çocukların/gençlerin eğitim sistemine ne ölçüde dâhil edilebildiklerini gösterir. Belirli bir eğitim düzeyine kayıtlı öğrenciler eğitim düzeyiyle ilgili yaş grubuna dâhil olsunlar ya da olmasınlar, ilgili eğitim düzeyi için hesaplanan BOO'nun yüksek olması genellikle ilgili eğitim düzeyinde yüksek katılıma işaret eder. Ülkelerde, BOO'nun %100'e yakın olması veya %100'den büyük olması, temel olarak ilgili eğitim düzeyine dahil teorik yaş grubundaki tüm çocuklara ilgili eğitim düzeyinde eğitim vermenin mümkün olabileceğini gösterirken, teorik yaştaki kayıtlı öğrencilerin oranını belirtmez. Bu nedenle BOO'da %100'e ulaşılması, uygun yaştaki tüm çocukların/gençlerin okula kayıt olması için gerekli fakat yeterli bir koşul değildir.

    Belli bir eğitim düzeyinde BOO'nun %90'ı geçmesi durumunda ilgili eğitim düzeyindeki mevcut kapasitenin o yaş grubundaki herkese yeterli olacağı şeklinde yorumlanabilinir. Ancak bu yorum teorik yaş grubu dışındaki kayıtlı öğrencilerin zamanla azalarak yerlerini teorik yaş grubundaki bireylere bırakacakları varsayılırsa anlamlıdır. BOO, ilgili eğitim düzeyinde teorik yaş grubu dışındaki öğrencilerin de (öğrencilerin okula erken veya geç başlaması ve sınıf tekrar etmesi gibi sebeplerden dolayı) hesaba katılması nedeniyle %100'ü aşabilir. Bu bakımdan, BOO hakkında daha iyi yorum yapabilmek için, sınıf tekrarı, okula geç başlama vb. bilgilere ihtiyaç vardır. BOO cinsiyet ve eğitim düzeylerine göre hesaplanabilinir (UNESCO, 2016).

    Net Okullaşma Oranı (NOO )
    Belli bir öğretim yılında, ilgili eğitim düzeyindeki teorik yaş grubunda bulunan öğrencilerin ait olduğu eğitim düzeyindeki teorik yaş grubunda bulunan toplam nüfusa oranıdır. Belirli bir eğitim düzeyinin, o eğitim düzeyi için belirlenen teorik yaş grubundaki çocuk ve gençleri ne ölçüde kapsadığını gösterir. Bir eğitim düzeyiyle ilgili NOO'nun yüksek olması, o eğitim düzeyine ait teorik yaş grubundaki nüfusun eğitime yüksek katılımına işaret eder. Teorik olarak NOO'nun en yüksek değeri %100'dür. NOO'da görülen artış eğilimi, ilgili eğitim düzeyine ait teorik yaş grubundaki nüfusun eğitime katılımının giderek arttığına işaret eder. NOO'nın %100'den küçük olması durumunda aradaki fark ilgili eğitim düzeyinde kayıtlı olmayan çocukların/gençlerin oranının bir ölçüsünü verir. Ancak o eğitim düzeyiyle ilişkili teorik yaş nüfusuna ait bazı çocuklar/gençler diğer eğitim düzeylerine kayıtlı olabileceklerinden, bu farkın hiçbir şekilde o eğitim düzeyinde kayıtlı olmayan öğrencilerin yüzdesini gösterdiği düşünülmemelidir.

    Yalnız NOO yükseköğretim için uygun bir gösterge değildir çünkü yükseköğretim programlarının sürelerinde büyük farklılıklar olduğu için yükseköğretimle ilgili uygun yaş grubunu belirlemek zordur. İlköğretim ve ortaöğretimde (lise) ise zorluklar ancak NOO hesaplamaları %100 oranına yaklaştığı zaman ortaya çıkabilir. Bu problem de ancak ilköğretime giriş için açıklanan resmi doğum tarihin ilköğretime kayıt yaptırabilecek bütün bireylerin doğum tarihleriyle örtüşmemesinden, nüfusun önemli bir bölümünün ilköğretime öngörülen yaştan önce başlamalarından dolayı okulu daha önce bitirmelerinden ve ilköğretime giriş yaşının artmasına rağmen ilköğretimde eğitim süresinin aynı kalması durumunda ortaya çıkabilmektedir. NOO teorik olarak %100'ü geçememesine rağmen %100'ü geçen durumlar kayıtlı öğrenci sayısındaki ve/veya nüfustaki tutarsızlığı gösterir. Ayrıca, belirli bir eğitim kademesi için öngörülmüş yaş grubunun üstündeki ve altındaki kayıtları göstermesi bakımından, BOO, NOO için tamamlayıcı bir gösterge olabilir. Bir başka deyişle, BOO, NOO ile birlikte kullanıldığında daha anlamlı değerlendirme yapılabilir. NOO cinsiyete ve eğitim düzeylerine göre hesaplanabilir (UNESCO, 2016).

    Yükseköğretim Okullaşma Oranı (“Higher Education/Tertiary Enrolment Rate”) ve Hesaplama Yöntemleri
    Yükseköğretimin genişlemesiyle ilgili en popüler kavramlar Trow (1974) tarafından tanımlanmıştır. Trow (1974)'a göre bir ülkede, eğer yükseköğretim brüt okullaşma oranı %15'den az ise ‘elit yükseköğretim' (“elite higher education”), yükseköğretim brüt okullaşma oranı %15 ile %50 arasındaysa ‘kitlesel yükseköğretim' (“mass higher education”) ve yükseköğretim brüt okullaşma oranı %50'den fazla ise ‘üniversal yükseköğretim' (“universal higher education”) vardır. Trow'un yükseköğretimin genişlemesiyle ilgili yaptığı klasik hesaplar elit, kitlesel ve üniversal yükseköğretim formlarına oldukça farklı fonksiyonlar yüklenmektedir. Böylelikle yükseköğretimin fonksiyonlarına göre elit formlar ‘egemen sınıfın zihin ve karakterlerini şekillendirmeyi'; kitlesel formlar ‘becerilerin aktarılmasını, teknik elitlerin rollerini daha da genişleten bir hazırlığı', üniversal yükseköğretim ise ‘bütün nüfusun hızlı sosyal ve teknolojik değişimlere adaptasyonunu' içermektedir (Brennan, 2012). Trow'un elit, kitlesel ve üniversal yükseköğretim formları iç içe geçmiş üç daire gibi düşünebilir. En içteki daire elit yükseköğretim, ikinci daire kitlesel yükseköğretim ve en dıştaki daire üniversal yükseköğretim dairesidir. Kitlesel yükseköğretim dairesi eliti de içermektedir. En dıştaki üniversal yükseköğretim dairesi elit ve kitleseli de içermektedir. BOO'nın kitlesel ve üniversal okullaşma oranı düzeyine ulaşmasının eğitim kalitesini düşürdüğü şeklindeki eleştiriler bir algı yanılsamasıdır. Şöyle ki, bir toplumun elit eğitim aşaması ile kitlesel veya üniversal eğitim aşamasında bulunma durumları karşılaştırıldığında kitlesel veya üniversal aşamada kalitenin düşeceği söylenemez. Çünkü yukarıda işaret edildiği gibi kitlesel ve üniversal aşama zaten elit aşamayı içermektedir.

    Dünya Bankası, EUROSTAT (Avrupa İstatistik Ofisi), OECD ve UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) sıklıkla yükseköğretim okullaşma oranlarını yayınlamaktadır. UNESCO ve Dünya Bankası sadece brüt yükseköğretim okullaşma oranı verilerini sunmaktadır3. Diğer taraftan, OECD yalnızca net yükseköğretim okullaşma oranlarını hesaplarken (tek yaşa ve yaş gruplarına göre), EUROSTAT'ın ise hem net (tek yaşa göre) hem de brüt yükseköğretim okullaşma oranlarını hesaplayarak yayınladığı görülmektedir. Ülkelerin eğitim düzeyleri ve yapılanmalarının farklı olması nedeniyle eğitim düzeylerine göre teorik yaş grupları da farklılaşmaktadır. UNESCO, OECD ve EUROSTAT yayınlarında genellikle ISCED (“International Standard Classification of Education”) sınıflandırma sistemini dikkate alınarak bir gruplandırmaya gitmekte, bu gruplandırma zaman içinde eğitim sistemlerindeki değişiklikleri de izlemektedir (Kavak, 2010).

    UNESCO yükseköğretim için brüt okullaşma oranlarını hesaplarken teorik yaş grubu olarak ülkelerin okul yapılarına göre lise eğitiminin normal sürede bitirildiği yaştan sonraki ilk beş yılı kullanmaktadır. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) tarafından Türkiye'de okullaşma oranı hesaplamalarında teorik yaş grubu olarak 2008-2009 öğretim yılına kadar yükseköğretim için 17-21 (5 yıl) yaş grubu kullanılmıştır. Ancak, 2005-2006 öğretim yılından itibaren ortaöğretim (lise) süresinin 3 yıldan 4 yıla çıkması sebebiyle 2008-2009 öğretim yılından itibaren teorik yaş grubu yükseköğretim için 18-22 (5 yıl) olmuştur (MEB, 2016). Diğer yandan, TÜİK yükseköğretim okullaşma oranı hesaplamalarında lisansüstü öğrencileri dâhil etmezken OECD, UNESCO ve EUROSTAT yükseköğretim okullaşma oranı hesaplamalarında ISCED 5, 6, 7 ve 8 düzeyindeki eğitim programlarına kayıtlı öğrencileri hesaplamalara dâhil etmektedir. Yani lisansüstü öğrencilerde yükseköğretimde brüt okullaşma oranı hesaplamalarına dahil edilmektedir. Türkiye'de ayrıca Kalkınma Bakanlığı'da yükseköğretim için 18-21 (4 yıl) teorik yaş grubunu kullanarak ve lisansüstü öğrencileri dahil etmeden brüt okullaşma oranlarını hesaplamaktadır (Kalkınma Bakanlığı, 2016).

    Türkiye'de Yükseköğretim Okullaşma Oranları
    Türkiye'de 2014-2015 öğretim yılı itibariyle yükseköğretim öğrenci sayısı açıköğretimde 2 862 346 ve yüz yüze eğitimde 3 200 540 olmak üzere toplamda 6 062 886'dır (Şekil 2). 2015 yılında yükseköğretimde 2000 yılına göre açıköğretim öğrenci sayısının yaklaşık altı kat; yüz yüze eğitim öğrenci sayısının üç kattan fazla ve toplam öğrenci sayısının da dört kat arttığı görülmektedir. Türk yükseköğretiminde en yüksek büyüme oranına 2009-2010 öğretim yılında ulaşıldığı görülmektedir fakat bu büyüme yüz yüze eğitim öğrenci sayısındaki artıştan daha çok açıköğretim öğrenci sayısındaki büyük artıştan kaynaklanmıştır. Ayrıca, 2000 yılında yükseköğretim öğrencileri içinde %32.49 olan açıköğretim öğrencilerinin payının 2015'de %47.21'e çıkarken yüz yüze eğitim öğrencilerinin payı aynı dönemde %67.51'den %52.79'a düşmüştür (Şekil 2). Diğer yandan, önlisans ve lisans öğrencilerinin toplam yükseköğretim öğrencileri içindeki payı 2000 yılında sırasıyla %24.37 ile %70.03 iken 2015 yılında önlisans öğrencilerinin payı %33.21'e yükselirken, lisans öğrencilerinin payı %59.85'e düşmüştür. Özellikle 2009-2010 öğretim yılından itibaren önlisans ve lisans öğrenci sayılarındaki artış dikkat çekicidir. Lisansüstü öğrencilerinin toplam yükseköğretim öğrencileri içindeki payında ise yıllara göre fazla bir değişiklik görülmemektedir (Şekil 3).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Trow’a (1974) göre yükseköğretim aşamaları.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 2: Türkiye’de yükseköğretim öğrenci sayılarındaki değişim (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 3: Türkiye’de Eğitim Düzeyine Göre Yükseköğretim Öğrenci Sayılarındaki Değişim (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015).

    Öte taraftan, Türkiye'de yükseköğretimde son 15 yıl içinde görülen bu genişlemenin okullaşma oranlarına ne ölçüde yansıdığı da önemli bir tartışma noktasıdır. Bu çerçevede, Şekil 4 ve 5'de Türkiye'de hem toplamda hem de eğitim türlerine göre hesaplanan yükseköğretim brüt okullaşma oranları gösterilmiştir. Lisansüstü öğrencilerde hesaplamaya dahil edildiğinde 2000 yılında %15.06 olan yüz yüze eğitimde yükseköğretim brüt okullaşma oranının 2015 yılı itibariyle %49.98'e ve %22.30 olan toplam yükseköğretim brüt okullaşma oranının da %94'e yükseldiği görülmektedir. Türkiye'de yükseköğretim brüt okullaşma oranında hızlı artış özellikle 2008 yılından sonra görülmeye başlanmıştır ve 2008 yılında %40.78 olan yükseköğretim brüt okullaşma oranı 2015 yılında yaklaşık iki kattan fazla artışla %94'e ulaşmıştır. En yüksek artış yaklaşık %10'luk artışla 2009 ve 2010 yılları arasında görülürken 2011 yılından itibaren Türkiye'de yükseköğretim brüt okullaşma oranında her yıl yaklaşık %9'luk bir artış görülmektedir. Görülen bu büyüme trendinin başlıca nedeni 2009 ve 2010 yılları arasında toplam yükseköğretim öğrenci sayısının %20.69 artmasıdır. Benzer şekilde 2008 ve 2015 yılları arasında Türkiye'de toplam yükseköğretim öğrenci sayısı yaklaşık iki buçuk kat artmış ve bu artış büyük oranda açıköğretim öğrencilerinden kaynaklanmıştır (Şekil 2). Şekil 4'de görüldüğü üzere lisansüstü öğrenciler hesaplamaya dahil edilmezse de Türkiye'de yükseköğretim brüt okullaşma oranlarında benzer bir seyir gözlenmektedir. Böylelikle, ülkemizde yükseköğretim brüt okullaşma oranının %90'ı geçmesi yükseköğretimde mevcut kapasitenin 18-22 yaş grubundaki tüm gençlere yeterli olduğunu göstermektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 4: Türkiye’de yükseköğretim brüt okullaşma oranları (%) (2000-2015).
    BOO *: Lisansüstü öğrenciler hesaplamaya dahil edilmemiştir.
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015).
    Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır. 2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 5: Türkiye’de eğitim türüne göre yükseköğretim brüt okullaşma oranları (%) (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015).
    Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır. 2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.

    Şekil 6 ve 7'de Türkiye'de 2000 ve 2015 yılları arasında açıköğretim ve yüz yüze eğitimde yükseköğretim brüt okullaşma okullarının dağılımı sunulmuştur. Buna göre ülkemizde 2015 yılı itibariyle %44.02 olan açıköğretim brüt okullaşma oranın %26.69'u lisans düzeyindeki brüt okullaşma oranından ve %17.33'ü de önlisans düzeyindeki brüt okullaşma oranından oluşmaktadır. Diğer yandan, yüz yüze eğitimde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeyde yükseköğretim brüt okullaşma oranları sırasıyla %13.89, %29.58 ile %6.51 iken toplamda bu oran %49.98'dir. Böylelikle, 2015 yılı itibariyle Türkiye'de toplamda önlisans düzeyinde brüt okullaşma oranının %31.22, lisans düzeyinde brüt okullaşma oranının %56.27 ve lisansüstü düzeyde brüt okullaşma oranının %6.51 olduğu görülmektedir (Tablo 1). Bütün bu veriler doğrultusunda Türkiye'nin 2009 yılında % 46.94 olan yükseköğretim brüt okullaşma oranının 2010 yılında % 56.75'e yükselmesiyle Türkiye'nin 2009 ve 2010 yılları arasında Trow (1974)'e göre üniversal yükseköğretime geçtiğini ifade edebiliriz (Şekil 8).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 6: Açıköğretimde eğitim düzeyine göre brüt okullaşma oranları (%) (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015).
    Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır. 2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 7: Yüz yüze eğitimde eğitim düzeyine göre brüt okullaşma oranları (%) (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015). Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır.
    2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: 2014-2015 Öğretim Yılı Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%)


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: 2014-2015 Öğretim Yılı Yükseköğretim Net Okullaşma Oranları (%)


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 8: Türkiye’de yükseköğretim brüt okullaşma oranlarının değişimi (%) (1980-2015)
    Kaynak: Dünya Bankası Eğitim İstatistikleri (1980-2000); 2000-2015 yılına ait değerler yazarlar tarafından hesaplanmıştır.

    Şekil 9, 10 ve 11'de Türkiye'de 2000 ve 2015 yılları arasında hesaplanan yükseköğretim net okullaşma oranları verilmiştir. Türkiye'de 2000 yılında lisansüstü öğrencilerde hesaba katıldığında yükseköğretim net okullaşma oranı %11.61 (%1.99 açıköğretim ve %9.62 yüz yüze eğitim) iken bu oran 2015 yılında %38.93'dür (%7.59 açıköğretim ve %31.34 yüz yüze eğitim). Yükseköğretim net okullaşma oranlarında da 2008 yılından sonra hızlı bir artış görülmektedir fakat yükseköğretim brüt okullaşma oranının aksine yükseköğretim net okullaşma oranında görülen en fazla artış (yaklaşık %6.5) 2008 ve 2009 yılları arasında olmuştur. 2008 ve 2009 yılları arasında yükseköğretimde öğrenci sayısı %15.46 artış gösterirken aynı dönemde açıköğretim öğrencilerinin sayısı %30.13 artmıştır (Şekil 2). Ancak 2008 yılında %4.30 olan yükseköğretimde açıköğretim net okullaşma oranı 2009 yılında %7.05'e ulaşmıştır (Şekil 9). Şekil 9 ve 10'a göre ise 2000 ve 2015 yılları arasında yükseköğretimde önlisans net okullaşma oranının %2.91 (%0.47 açıköğretim ve %2.44 yüz yüze) iken %13.85'e (%3.6 açıköğretim ve %10.25 yüz yüze eğitim); lisans net okullaşma oranının %8.70'den (1.52 açıköğretim ve 7.18 yüz yüze) %25'e (%3.99 açıköğretim ve %21.01 yüz yüze) ve lisansüstü net okullaşma oranının da %0.04'den %0.08'e yükseldiği görülmektedir. Ancak özellikle açıköğretim brüt okullaşma oranının aksine açıköğretim net okullaşma oranının 2010 yılından itibaren durağanlaşması hatta azda olsa düşüş eğilimine girmesi de bir başka dikkat çekici unsurdur. Hatta aynı zamanda açıköğretimde lisans net okullaşma oranının azalırken önlisans net okullaşma oranının artış gösterdiği de görülmektedir. Bu durumda 2010 yılından itibaren 18-22 yaş grubuna dâhil gençlerin açıköğretimi daha az tercih etmesi ve/veya açıköğretimi tercih etseler bile önlisans programlarına öncelik vermeleri olarak yorumlanabilir. Diğer yandan, Türkiye'de 2014 ve 2015 yılları arasında yükseköğretim net okullaşma oranın düşüş eğilimi göstermesi de bir başka dikkat çekici unsurdur. Ayrıca, ülkemizde yükseköğretimde net okullaşma oranının brüt okullaşma oranına göre oldukça düşük düzeyde olması Türkiye'de 18-22 yaş grubu dışında yükseköğretimde çok fazla kayıtlı öğrencinin olduğunu göstermektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 9: Türkiye’de eğitim türüne göre yükseköğretim net okullaşma oranları (%) (2000-2015)
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015).
    Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır. 2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 10: Açıköğretimde eğitim düzeyine göre net okullaşma oranları (%) (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015).
    Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır. 2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 11: Yüz yüze eğitimde eğitim düzeyine göre net okullaşma oranları (%) (2000-2015).
    Kaynak: ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri (2000-2013), YÖK Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi (2014, 2015), TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçları ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre yapılan nüfus projeksiyonları (2001-2006), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) (2007-2015).
    Not: 1Hesaplamalar yazarlar tarafından yapılmıştır. 2Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 2000-2008 yılları arasında 17-21 ve 2009 yılından itibaren 18-22 yaş grubu kullanılmıştır. 32000-2001 ve 2005-2006 öğretim yılı arasında okullaşma oranları 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, 2007-2008 öğretim yılından itibaren okullaşma oranları ADNKS Nüfus Sayımı sonuçlarına göre hesaplanmıştır.

    Tablo 3 ve 4'de Türkiye'de 2009-2015 yılları için 18-22 yaş grubunun yanı sıra 20-24 ve 18-24 yaş grupları da kullanılarak yükseköğretim brüt ve net okullaşma oranları hesaplanmıştır. Çünkü Dünya'da yükseköğretim okullaşma oranı hesaplamalarında EUROSTAT'ın 20-24 yaş grubunu ve bazı ülkelerin (örneğin, Amerika Birleşik Devletleri) 18-24 yaş grubunu kullandıkları da görülmektedir. Ülkemizde yükseköğretimde net okullaşma oranlarında 18-22, 18-24 ve 20-24 yaş grubu nüfusuna göre yapılan hesaplama sonuçlarında pek fark görülmezken, yükseköğretimde brüt okullaşma oranlarında 18-24 yaş grubu için yapılan hesaplamalarda görülen düşüş büyük ölçüde teorik yaş grubu nüfusunun 7 yıla çıkmasından kaynaklanmaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Türkiye’de Farklı Yaş Gruplarına Göre Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%) (2009-2015)


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Türkiye’de Farklı Yaş Gruplarına Göre Yükseköğretim Net Okullaşma Oranları (%) (2009-2015)

    Türkiye'de son yıllarda görülen yükseköğretim okullaşma oranlarındaki bu hızlı artış Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yükseköğretime erişimi arttırmak amacıyla son yıllarda attığı iki önemli adımla açıklanabilir. Bunlardan ilki; 2006 yılından itibaren kurulan üniversite sayılarındaki hızlı artıştır. 2006 yılında 15, 2007 yılında 17, 2008 yılında 9, 2010 yılında 8, 2011 yılında 1, 2013 yılında 1 ve 2015 yılında 5 olmak üzere toplam 56 yeni devlet üniversitesi kurulmuştur. Ayrıca aynı dönemde vakıf üniversitelerinin kurulması da teşvik edilmiş; 2006 yılında 1, 2007 yılında 5, 2008 yılında 6, 2009 yılında 9, 2010 yılında 9, 2011 yılında 8, 2012 yılında 3, 2013 yılında 6, 2014 yılında 1 ve 2015'de 4 olmak üzere toplamda 52 yeni vakıf üniversitesi kurulmuştur. Böylece, ülkemizde üniversiteler bütün illerimize yaygınlaştırılmış olup, 109'u devlet ve 76'sı vakıf olmak üzere üniversite sayısı toplam olarak 185'e yükselmiştir4.

    YÖK'ün Türkiye'de yükseköğretime erişimin artırılmasına yönelik attığı ikinci önemli adım yükseköğretim program sayılarını ve kontenjanlarını arttırmasıdır. 2006 yılında 9 309 olan yükseköğretim program sayısı (açıköğretim ve yüz yüze eğitimdeki tüm önlisans, lisans ve lisansüstü programlar) 2015 yılında 22 638'e ulaşmıştır. Aynı şekilde 2006 yılında 423 882 olan yükseköğretim programları kontenjanları 2015 yılında 1 056 129'a yükselmiştir5,6 .

    Türkiye'nin Yükseköğretim Okullaşma Oranı İtibariyle Dünya'daki Yeri
    Öncelikle belirtmek gerekir ki; Türkiye için hesaplanan hem net hem de brüt yükseköğretim okullaşma oranlarıyla diğer ülkeler için hesaplanan yükseköğretim okullaşma oranlarını doğrudan karşılaştırmak doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü her ülkenin eğitim sistemi farklı olduğundan, her ülkede resmi olarak kabul edilen zorunlu eğitimin bitiş yaşı ve buna bağlı olarak yükseköğretime başlangıç yaşı değişmektedir. Bu yüzden daha öncede bahsedildiği gibi her ülkenin yükseköğretim okullaşma oranlarının hesaplamalarında kullandığı teorik yaş grupları farklılık göstermektedir. Ayrıca ülkelerin yükseköğretim programlarının sürelerinin farklı olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

    UNESCO her yıl yükseköğretimde ISCED 5, 6, 7, ve 8 seviyelerini kapsayarak ülkelere göre yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayılarını, teorik yaş grubuna ait nüfusu ve yükseköğretim brüt okullaşma oranlarını yayımlamaktadır. 2000 yılında Dünya'da 99 510 941 olan toplam yükseköğretim öğrenci sayısı yaklaşık %100'lük artışla 2013 yılında 198 566 619'a yükselirken7 aynı dönemde yükseköğretim brüt okullaşma oranı yaklaşık %13'lük artışla %19.01'den %32.88'e yükselmiştir (Tablo 5).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Gelir Düzeyi Ülke Gruplandırmasına Göre Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%) (2013)

    2000-2013 yılları arasında gelir gruplandırmasına göre ülkelerin yükseköğretim brüt okullaşma oranlarına bakıldığında en yüksek artış üst orta gelirli ülkelerde (yaklaşık %18) ve yüksek gelirli ülkelerde (yaklaşık %17) görülmüştür (Tablo 5). En yüksek yükseköğretim brüt okullaşma oranına %73.49'la yüksek gelirli ülkeler sahiptir. Türkiye'de %94 yükseköğretim brüt okullaşma oranı ile üst orta gelirli ülkeler grubunda (kişi başına milli gelirin 4086$ - 12 615$ arasında olduğu ülkeler8) yer almaktadır (Tablo 5). Bu tablodan Dünya'da ülkelerin gelir düzeyi arttıkça okullaşma oranlarının da arttığı yorumu yapılabilir. Diğer yandan, Dünya'da birçok ülkede eğer kişi başına milli gelir (“GDP per capita”) 1000$'dan az ise yükseköğretim brüt okullaşma oranı %15'den az iken, eğer kişi başına milli gelir 15 000$'den fazla ise yükseköğretim brüt okullaşma oranı %50'den fazladır (World Bank, 2011). Fakat Türkiye ise bu genel eğilime uymamaktadır çünkü Türkiye'de 2015 yılı itibariyle kişi başına milli gelir 9261$ ve yükseköğretim brüt okullaşma oranı %50'nin üzerindedir (TÜİK, 2015).

    Öte yandan, aynı dönemde, coğrafi bölge gruplandırmasına göre ülkelerin yükseköğretim brüt okullaşma oranlarında Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde (yaklaşık %30), Latin Amerika ve Karayip ülkelerinde (yaklaşık %20) ve Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'da (yaklaşık %17) yüksek artışlar görülmüştür (Tablo 6). Türkiye Orta ve Doğu Avrupa grubunda yer almakta ve 2015 yılında ulaştığı %94 yükseköğretim brüt okullaşma oranıyla bölge ortalamasının üzerinde bir orana sahiptir (Tablo 6). Benzer şekilde yükseköğretim brüt okullaşma oranlarında yüksek artış görülen bu ülke gruplarında yükseköğretim brüt okullaşma oranlarının Dünya yükseköğretim brüt okullaşma oranının (%32.88) üzerinde olduğu görülmektedir (Tablo 6).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 6: Coğrafi Bölge Ülke Gruplandırmasına Göre Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%) (2013)

    Tablo 7'de İslam İşbirliği Teşkilatına (“OIC”) üye ülkelerdeki nüfus, yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayıları ve yükseköğretim brüt okullaşma oranları verilmiştir. 2013 yılı itibariyle Türkiye'nin OIC'ye üye ülkeler arasında en yüksek yükseköğretim brüt okullaşma oranına sahip olduğu görülmektedir. OIC'ye üye ülkeler arasında Türkiye dışında %50'nin üzerinde yükseköğretim brüt okullaşma oranına sahip ve üniversal yükseköğretim evresinde olan ülkeler İran, Arnavutluk, Suudi Arabistan ve Kazakistan'dır. Türkiye dışında Arnavutluk 2000-2013 yılları arasında %46.94'lük artışla yükseköğretim brüt okullaşma oranında en yüksek büyüme performansına sahiptir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 7: İslam İşbirliği Teşkilatına (OIC) Üye Ülkelerde Nüfus, Yükseköğretime Kayıtlı Öğrenci Sayıları ve Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%)

    Tablo 8'de ise, benzer şekilde, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve G20 üyesi ülkelerdeki nüfus, yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayıları ve yükseköğretim brüt okullaşma oranları gösterilmiştir. 2013 yılında yükseköğretime kayıtlı en fazla öğrenci (34 091 290) Çin'de bulunurken yükseköğretim brüt okullaşma oranının en yüksek olduğu ülke Yunanistan'dır (%110.16). 2000-2013 yılları arasında yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayısında genelde bütün ülkelerde artış gözlenirken özellikle bu artışın üç kat veya daha fazla olduğu ülkeler Çin, Suudi Arabistan, Türkiye ve Hindistan'dır. Aynı dönemde yükseköğretim brüt okullaşma oranında Çin'de %22.44, Hindistan'da %14.34, Suudi Arabistan'da %32.70 ve Türkiye'de ise %58.60 oranında artışlar olmuştur. Dolayısıyla, Çin ve Hindistan'ın artan öğrenci sayısına rağmen nüfus büyüklüklerinden dolayı okullaşma oranında istenilen artışa ulaşamadıklarını söylemek yanlış olmaz. Öte yandan, aynı dönemde, Türkiye hariç yükseköğretim brüt okullaşma oranında %40'dan fazla artış gösteren diğer ülkeler yalnızca Yunanistan ve Şili'dir. Özellikle %100'ün üzerinde yükseköğretim brüt okullaşma oranına ulaşan Yunanistan'daki bu hızlı büyümenin ülkede yaşanan büyük ekonomik krizden kaynakladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Buradan krizin yol açtığı istihdam sorunları, bireylerde istihdam edilebilirlik niteliğini artırma ve zaman değerlendirme eğilimi ile açıklanabilir. Bu dönemde yalnızca Japonya'da azda olsa yükseköğretim öğrenci sayısında düşüş görülmektedir. Fakat buna rağmen bu ülkenin yükseköğretim brüt okullaşma oranında yaklaşık %13'lük bir artış olmuştur. Sonuçta yükseköğretim brüt okullaşma oranlarını öğrenci sayısı ile birlikte ülkelerin nüfus yapılarının da belirlediği unutulmamalı ve ülkelerarası karşılaştırmada nüfuslarda göz önüne alınmalıdır.

    2000-2009 yılları arasında, AB-27 ülkelerinde, ortalama olarak yükseköğretim öğrenci sayısı %22 artarak (%27 yıllık büyüme) 2009 yılında yaklaşık 195 milyona ulaşmıştır. Bu dönemde sadece Güney Kıbrıs ve Türkiye yükseköğretim öğrenci sayısını yaklaşık üç kat arttırırken, Romanya iki katına çıkartmıştır. 2003 yılında Türkiye'de yükseköğretime katılım AB-27 ortalamasının %4,6 altında iken, 2000 yılında Kıbrıs ve Romanya'da %8 ve %5 oranlarında AB-15 ortalamasının altındaydılar. Öte yandan, İspanya 2000 yılında yükseköğretim öğrenci sayısına göre en yüksek yüzdeye sahip ülkeyken; 2009 yılında Portekiz ile beraber azda olsa yükseköğretim öğrenci sayısında azalma görülen iki ülkeden biridir (EUROSTAT, 2012: 81-82).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 8: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve G20 Üyesi Ülkelerde Nüfus, Yükseköğretime Kayıtlı Öğrenci Sayıları ve Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%)

    Şekil 12'de 2013 yılı itibariyle Türkiye'nin yükseköğretim brüt okullaşma oranı bakımından Yunanistan, Kore, Finlandiya, ABD, Avustralya, Şili, Arjantin ve Yeni Zelanda'nın ardından dokuzuncu sırada olduğu görülmektedir. 2015 yılıyla %94 yükseköğretim brüt okullaşma oranına ulaşan ülkemizin bu sıralamada günümüzde daha üst sıralara yükseldiğini öngörmek mümkündür.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 12: Dünya’da Yükseköğretim Brüt Okullaşma Oranları (%) (2013)
    Kaynak: “UNESCO Institute for Statistics” (2016).

    Yükseköğretim Okullaşma Oranlarını Etkileyen Faktörler Nüfus ve Öğrenci Sayılarındaki Değişimler
    Nüfustaki değişimlerin eğitimde kayıtlı öğrenci sayısı üzerindeki etkisi ilgili yaş gruplarında belirgin bir artış ya da düşüş görüldüğü zaman önemli bir sorun olmaktadır. Özellikle 1990 yılından beri birçok gelişmiş ülkede yükseköğretim teorik yaş grubu nüfusunun düşmesi endişeleri arttırmıştır. Ancak OECD (2006)'ya göre eğer kayıtlı öğrenci sayısındaki değişimler sadece demografik faktörlerle belirlenmiş olsaydı (yıllık nüfus azalışı ortalama %0,5'den daha fazla), OECD üyesi Avrupa ülkelerinde 1995 ve 2004 yılları arasında yükseköğretimde ortalama öğrenci sayısı %5 oranında düşerdi. Nüfustaki değişimler, yükseköğretimde mutlak kayıtlı öğrenci sayısını, giriş oranlarındaki veya uzun/kısa süreli programların seçimindeki değişimlerden daha az etkilemektedir. Fakat Batı Avrupa ülkelerinin aksine Japonya'da demografik değişiklikler yükseköğretim öğrenci sayısı üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. 1960 yılında Japonya'da 18 yaş nüfus 20 milyonken, 1964 yılında 14 milyona düşerken 1966 yılında 25 milyona yükselmiştir. 1975 yılında 16 milyon olan 18 yaş nüfus 1992'de 20 milyona yükselmiş ve 2002 yılında da 15 milyona ve 2009 yılında da 12 milyona düşmüştür. 1992 ve 2002 yılları arasındaki yükseköğretime giriş yaşındaki nüfusta görülen düşüşe rağmen yükseköğretime girenlerin sayısı yalnızca 115 milyondan 105 milyona düşmüştür (“Ministry of Education, Culture, Sports, Science and Technology, Japan”, 2004). Mevcut veriler Batı Avrupa'da yükseköğretime giriş oranının son yıllarda farklı oranlarda da olsa arttığını göstermektedir. Ortalama giriş oranının tüm kayıtlı öğrenci sayısından daha hızlı oranda artmasının başlıca sebebi yükseköğretimde mesleki eğitim programlarının iyileştirilmesi sonucunda kısa süreli program seçeneklerinin artmasıdır. Buna ek olarak son yıllarda nüfusta görülen makul ölçüdeki düşüş yükseköğretime giriş oranlarını fazla etkilememiştir fakat bu düşüşün gelecekte daha önemli bir rol oynaması muhtemeldir (Teichler & Bürger, 2008).

    OECD ülkelerinde doğum oranları azalırken nüfus yaşlanmakta ve insan ömrü uzamaktadır. 2005 ve 2030 yılları arasında 65 yaşından büyük nüfusun toplam nüfus içindeki payının ortalama %14'den %21'e yükselmesi beklenmektedir, ama bazı ülkelerde bu oran zaten şu anda %18'in üzerindedir (Almanya, Yunanistan, İtalya ve Japonya). BM (Birleşmiş Milletler) medyan nüfus tahminlerine göre (2006 yılında revize edilen) yükseköğretimde öğrenci payının çoğunu oluşturan 18-24 yaş grubu nüfusun 2025 yılı itibariyle ortalama %9'luk bir düşüş göstermesi beklenmektedir. Bu düşüşün kademeli olması ve 18-24 yaş nüfusun 2020 yılına kadar 10 ve 2025 yılında da 7 OECD ülkesinde (Danimarka, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Türkiye, ABD, Meksika) artacağı öngörülmektedir (Vincent, 2008).

    Bütün diğer şartlar eşitken, nüfus yükseköğretimdeki öğrenci sayısını direkt etkiler çünkü genç nüfus öğrenci sayısının kısmi belirleyicisidir. OECD ülkelerinde yükseköğretime kayıtlı öğrencilerin yaklaşık %80'ninin yaşı 25'den küçüktür. Böylelikle göreli olarak daha küçük yaş nüfusları ile yükseköğretim öğrenci sayıları arasında önemli bir bağ vardır. Eğer yükseköğretime giriş oranı, programların süresi ve öğrenci ile ilişkili diğer faktörler (yaş, vb.) değişmezse, genç nüfustaki düşüş yükseköğretim öğrenci sayısını da düşürecektir. Başvuruların kabulü ve uzun süresi öğrenci sayısındaki değişimin neden genç nüfustaki değişimin gerisinden geldiğini açıklamaktadır. Genç nüfustaki büyük değişimler birkaç yıl öğrenci sayılarına önemli bir etki yapmayacaktır (Vincent, 2008).

    Vincent (2008) OECD ülkeleri için 2025 yükseköğretim öğrenci sayısı tahminleri yapmıştır. Buna göre eğer yükseköğretime giriş oranları sürekli büyümeye devam ederse OECD ülkelerinde ortalama öğrenci sayısı 2015 ve 2020 yıllarında 2005 yılındakinden %13 ve 2025 yılında da %14'lük artış gösterecektir. Almanya, Meksika ve Türkiye'de yükseköğretime giriş oranlarındaki büyüme öğrenci sayısındaki artışı sağlayan ana faktördür.

    Giriş oranlarındaki artış öğrenci sayısındaki düşüşü dengeleyebilir ya da öğrenci sayısındaki büyümeyi arttırabilir. Birçok ülkede yükseköğretimin kitleselleşmesi nüfusun büyüdüğü zaman olmaz. Örneğin; ABD'de son genişleme genç nüfusun düşüşüyle beraber gerçekleşmiştir (Anderson & Cook, 2008). Yükseköğretime giriş oranlarının düşük olduğu ülkelerde giriş oranları gelecek yıllarda artacak, fakat zaten üniversal yükseköğretime ulaşmış ülkeler doyuma ulaştığından genç nüfusun büyüklüğü daha belirleyici bir faktör olacaktır.

    YÖK, 2007 yılında, 2025 yılında 19-22 yaş grubu için yükseköğretim brüt okullaşma oranı hedefini açıköğretim öğrencileri de dâhil %65 olarak açıklamıştır. Aynı çalışmada 2025 yılında 19-22 yaş grubu nüfusun 5 200 000 ve toplam öğrenci sayısının (açıköğretim öğrencileri dâhil) 3 380 000 olması öngörülmüştür. Ancak Türk yükseköğretimi bu hedefleri 2011 yılı itibariyle aşmıştır.

    Tablo 10'da ise ileride ülkemizdeki yükseköğretim brüt okullaşma oranı hedeflerine ışık tutması bakımından hem TÜİK hem de BM (Birleşmiş Milletler) tarafından yapılan 20-24 yaş grubu nüfus tahminleri gösterilmektedir. Her iki tahminde de 20-24 yaş grubu nüfusun 2020'de maksimum düzeye ulaştıktan sonra düşüş eğilimine gireceği öngörülmektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 10: Türkiye İçin 20-24 Yaş Grubu Nüfus Projeksiyonları

    Yabancı Öğrenciler
    Bazı ülkelerdeki yabancı öğrenci sayıları yükseköğretim kayıtlı öğrenci sayısını, yükseköğretim okullaşma ve giriş oranlarını büyük oranda etkilemektedir. Örneğin Avustralya'da yabancı öğrenciler yükseköğretime giriş oranı hesaplamalarına dahil edilmezse %25 oranında bir fark oluşmaktadır (OECD, 2013: 291). Küresel olarak yabancı öğrencilerin sayısında görülen artış yükseköğretim öğrenci sayısında görülen artıştan farklılık gösterebilir. UNESCO verilerine göre Dünya'da 2000 ve 2010 yılları arasında yabancı öğrenci sayısındaki artış %99 iken formal yükseköğretim öğrenci sayısındaki artış %77'dir. Sonuç olarak 2000-2010 yılları arasında yükseköğretimde toplam öğrenci sayısı içinde yabancı öğrencilerin payı %10'dan daha fazla artmıştır (OECD, 2012:362). Günümüzde yükseköğretimde yabancı öğrenciler daha çok nüfus ve öğrenci sayısı bakımından Dünya ortalamasının altında büyüme oranına sahip gelişmiş ülkelere gitmektedirler. Dolayısıyla bu ülkelerde yabancı öğrencilerin toplam yükseköğretim öğrencileri içindeki payı sürekli artmaktadır. Yabancı öğrenciler Avustralya, İngiltere, Avusturya, Yeni Zelanda ve İsviçre gibi ülkelerde toplam yükseköğretim öğrenci sayısının %10 ya da daha fazlasını oluşturmaktadırlar. Böylelikle yabancı öğrenci sayısındaki artışın gelişmiş ülkelerde öğrenci sayısını arttıran temel faktörlerden biri olarak gösterilebileceği fakat yabancı öğrenci sayısındaki artışın yükseköğretim öğrenci sayısındaki artışın ancak %10'unu açıklayabildiği edilebilinir. Ayrıca Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD yükseköğretimleri Dünya'daki toplam yabancı öğrencilerin %50'sinden fazlasına sahiptir (OECD, 2013: 305). Bu oran Türkiye'de 2015 yılı itibariyle %1.1'dir (YÖK, 2015).

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Sonuç
    Türk yükseköğretim sistemi, 1981 yılında, 19 devlet üniversitesine, yaklaşık %6 olan brüt okullaşma oranına, 237 000 öğrenciye sahip iken, Nisan 2016 itibariyle 109'u devlet ve 76'sı vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 185 üniversiteye, yaklaşık 6 milyon öğrenciye ve %94 brüt okullaşma oranına ulaşmıştır. Türk yükseköğretimi, bugün sahip olduğu hacmi ve yapısı itibariyle hem büyük ve kompleks bir yapıya hem de üniversal aşamaya ulaşmış bir yükseköğretim sistemidir.

    Sosyo-ekonomik kalkınma ve toplumsal değişim için okullaşma oranının artırılması günümüzde rasyonel stratejik bir tercih olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan hacimsel büyüme ve sisteme egemen olan bu genişleme eğiliminin ve stratejisinin kurulma süreci devam etmekte olan yeni devlet ve vakıf üniversiteleri ile devam edeceği öngörülmektedir (Günay, 2014).

    Günümüzde, okullaşma oranı ülkeler için en önemli eğitim göstergesi haline gelmiştir. Çünkü okullaşma oranları, farklı eğitim düzeyleri itibariyle ülkelerdeki eğitime katılımı, erişimi veya eğitimin yaygınlığı hakkında bilgi veren ve buna dayalı olarak ülkelerin eğitim çağındaki nüfuslarının eğitim ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabildiğini göstermektedir. Ayrıca Dünya'daki farklı eğitim sistemlerinin yapısı ve bu sistemlerde eğitime erişim fırsatları hakkında bilgi verebilmektedir.

    Bu kapsamda bu çalışmada yükseköğretim okullaşma oranının ne olduğu ve nasıl hesaplandığı gösterilerek, Türkiye ve Dünya'daki yükseköğretim okullaşma oranlarıyla ilgili bilgi verilmiştir. Hesaplamalarda teorik yaş grubu olarak 18-22 yaş grubu kullanılırken, elde edilen sonuçlara göre ülkemizin %90'nı geçen yükseköğretim brüt okullaşma oranı ile 18-22 yaş grubundaki tüm gençlerine yükseköğretim verebilecek kapasiteye sahip olduğu gösterilmiştir. Diğer yandan, Türkiye'de 2015 yılı itibariyle yükseköğretimde net okullaşma oranının (%38.93) yükseköğretim brüt okullaşma oranına göre oldukça düşük düzeyde olması ülkemizde 18-22 yaş grubu dışında yükseköğretimde çok fazla kayıtlı öğrencinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca eğitim türüne (açıköğretim ve yüz yüze eğitim) ve eğitim düzeylerine (önlisans, lisans ve lisansüstü) göre de yükseköğretim okullaşma oranları hesaplanmıştır. Tablo 11'de de yapılan hesaplamalara dair bir özet sunulmuştur. Türkiye 2013 yılında yükseköğretim brüt okullaşma oranı itibariyle Dünya'da dokuzuncu sırada iken, ülkemizin %94'lük oranla günümüzde bu sıralamada daha üstlerde olduğunu öngörmek yanlış olmayacaktır.

    Son olarak yükseköğretim okullaşma oranı hesaplamalarını etkileyen başlıca unsurlar hem nüfus hem de öğrenci sayılarındaki değişimler olarak belirlenmiştir. Ülkelerin nüfus yapısını ele almadan ülkeler arasında yükseköğretim okullaşma oranı karşılaştırması yapmakta pek doğru bir yaklaşım değildir. Bunun yanı sıra her ülkenin eğitim yapısının farklılığından dolayı yükseköğretime başlama yaşı her ülke için farklılık gösterebilmektedir. Diğer taraftan, bazı ülkelerde yabancı öğrencilerin ya da açık ve uzaktan eğitim öğrencilerinin payı çok fazladır. Bu nedenle son yıllarda yükseköğretime erişimi ya da yükseköğretimdeki genişlemeyi göstermek amacıyla okullaşma oranı yanında giriş oranı ve mezuniyet oranı gibi farklı göstergeler de oluşturulmaya başlanmıştır.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Anderson, E. & Cook B. (2008). Access to Post-secondary Education in the United States: Past, Present and Future Perspectives. Higher Education to 2030 Volume 1: Demography. Paris: OECD Publishing.

    2) Barro R.J. Economic Growth in a Cross Section of Countries. The Quarterly Journal of Economics, 106(2), 407-443. Retrieved from http://www.econ.nyu.edu/user/debraj/Courses/Readings/ BarroGrowth.pdf

    3) Barro, R.J., & Lee J.W. (1993). International Comparisons of Educational Attainment. Journal of Monetary Economics, 32, 363-394.

    4) Brennan, J. (2012). Is There a Future for Higher Education Institutions in the Knowledge Society? European Review, 20(2), 195-202

    5) Demir Şeker, S. (2011). Türkiye'nin İnsani Gelişme Endeksi ve Endeks Sıralamasının Analizi. Ankara: Kalkınma Bakanlığı. Retrieved from http://sgb.aile.gov.tr/data/5434f337369dc31d48e42dc8/ turkiyenin_insani_gelismeendeksi.pdf

    6) EUROSTAT (2012). Key Data on Education in Europe 2012. European Commission, Brussels: Education, Audiovisual and Culture Executive Agency. Retrieved from http://ec.europa. eu/eurostat/documents/3217494/5741409/978-92-9201- 242-7-EN.PDF/d0dcb0da-5c52-4b33-becb-027f05e1651f

    7) Hansson, B. (2008). OECD Measures on Human Capital and Potential Use in Educational Accounts. Workshop on the Measurement of Human Capital.

    8) Kalkınma Bakanlığı (2016). 2016 Yılı Programı. Retrieved from http://www.kalkinma.gov.tr/Lists/YillikProgramlar/Attachments/ 25/2016_Program%C4%B1.pdf

    9) Kavak, Y (2010). 2050'ye Doğru Nüfus Bilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış. TÜSİAD. İstanbul: Paragraf Basım. Retrieved from file:///C:/Users/ozdamar/Downloads/Tusiad- 2050NufusEgitim-Raporu.pdf

    10) Milli Eğitim Bakanlığı (MEB). (2016). Milli Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim 2015-2016. Retrieved from http://sgb.meb.gov. tr/www/icerik_goruntule.php?KNO=232.

    11) Mehta, Arun C (2004), “ Indicators of Educational Development with focus on Elementary Education: Concept and Definitions”, NIEPA, New Delhi.

    12) Ministry of Education, Culture, Sports, Science and Technology (Japan) (MEXT) (2004). Survey on Learning Expenditure of Children. Retrieved from. http://www.mext.go.jp/component/ english/__icsFiles/afieldfile/2011/03/07/1303013_007.pdf

    13) OECD. (2000). Education at a Glance: OECD Indicators - 2000 Edition. Paris: OECD Publishing. Retrieved from http://athens. src.uchicago.edu/jenni/dvmaster/FILES/edu2000.pdf

    14) OECD (2004). OECD Handbook for Internationally Comparative Education Statistics-Concepts, Standards, Definitions and Classifications. Paris: OECD Publishing. Retrieved from. https:// www.ukdataservice.ac.uk/media/218177/Educhandbook.pdf

    15) OECD. (2004). Education at a Glance: OECD Indicators - 2004 Edition. Paris: OECD Publishing. Retrieved from https://www. oecd.org/education/skills-beyond-school/33714494.pdf

    16) OECD. (2006). Education at a Glance: OECD Indicators - 2006 Edition. Paris: OECD Publishing. Retrieved from https://www. oecd.org/education/skills-beyond-school/37393662.pdf

    17) OECD. (2012). Education at a Glance: OECD Indicators - 2012 Edition. Paris: OECD Publishing. Retrieved from https://www. oecd.org/edu/EAG%202012_e-book_EN_200912.pdf

    18) OECD. (2013). Education at a Glance: OECD Indicators - 2013 Edition. Paris: OECD Publishing. Retrieved from https://www. oecd.org/edu/eag2013%20(eng)--FINAL%2020%20June%20 2013.pdf

    19) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2000-2001 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-9369/2000-2001-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri-kit-.html

    20) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2001-2002 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-9463/2001-2002-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri-kit-.html

    21) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2003-2004 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri.

    22) Retrieved from http://www.osym.gov.tr/belge/1-9465/2003- 2004-ogretim-yili-yuksekogretim-istatistikleri-kit-.html

    23) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2004-2005 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-9466/2004-2005-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri-kit-.html

    24) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2005-2006 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-9467/2005-2006-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri-kit-.html

    25) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2006-2007 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-9468/2006-2007-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri-kit-.html

    26) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2007-2008 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-10156/2007-2008-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri-kit-.html

    27) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2008-2009 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// osym.gov.tr/belge/1-11320/eski2yeni.html

    28) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2009-2010 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http://osym. gov.tr/belge/1-12038/2009-2010-ogretim-yili-yuksekogretimistatistikleri- kit-.html

    29) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2010-2011 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http://osym. gov.tr/belge/1-12654/2010-2011-ogretim-yili-yuksekogretimistatistikleri. html

    30) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2011-2012 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-13575/2011-2012-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri.html

    31) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2012-2013 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri. Retrieved from http:// www.osym.gov.tr/belge/1-19213/2012-2013-ogretim-yiliyuksekogretim- istatistikleri.html

    32) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2006 Yükseköğretim Öğrenci Kontenjanları Kitabı. Ankara: ÖSYM. Retrieved from http://www.osym.gov.tr/belge/1-6162/2006- yuksekogretim-ogrenci-kontenjanlari-kitabi.html

    33) Öğrenci Seçme Ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM). 2015 Yükseköğretim Öğrenci Kontenjanları Kitabı. Ankara: ÖSYM. Retrieved from http://www.osym.gov.tr/belge/1-25975/2015-yuksekogretimogrenci- kontenjanlari-kitabi.html

    34) Teichler, U. (2004). Changing Structures of Higher Education Systems: The Increasing Complexity of Underliying Forces. Centre for Research on Higher Education and Work. Kassel: University of Kassel. Retrieved from http://unesdoc.unesco. org/images/0014/001467/146736e.pdf

    35) Teichler, U. & Bürger, S. (2008). Student enrolments and graduation trends in the OECD area: what can we learn from international statistics? In Higher education to 2030: Vol. 1: Demography (pp. 151-172), Paris: OECD.

    36) Trow, M. (1974). Problems in the Transition from Elite to Mass Higher Education. Policies for Higher Education (pp 51-101). Paris: OECD.

    37) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (Farklı Yıllar). ADNKS Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi. Retrieved from http://www.tuik. gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1059.

    38) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2012). Yıl Ortası Nüfus Projeksiyonları. Retrieved from http://wwwtuikgovtr/ VeriBilgido?alt_id=39

    39) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2013). Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, 4. Çeyrek 2015, Haber Bülteni. Retrieved from http://www.tuik. gov.tr/PreTabloArama.do?metod=search&araType=hb_x

    40) United Nations (UN). (2010). UN Population Division. Retrieved from http://www.un.org/en/development/desa/population/

    41) UNESCO (2016). Institute for Statistics, Glossary. Retrieved from http://www.uis.unesco.org/Pages/Glossary.aspx

    42) Vincent-Lancrin, S. (2008) What is the Impact of Demography on Higher Education Systems? A Forward-looking Approach for OECD Countries. in CERI (Eds.) Higher Education to 2030 Vol. 1. Demography, pp. 41-104. Paris: OECD Publishing.

    43) World Bank (2011). Edstats Tertiary Education Global Report. The State of Education Series. Retrieved from http:// datatopics.worldbank.org/education/files/Newsletter/ EdStatsNewsletter24.pdf

    44) Yükseköğretim Kurulu (YÖK). (2007). Türkiye'nin Yükseköğretim Stratejisi. Ankara. Retrieved from http://www.yok.gov.tr/ documents/10279/30217/yok_strateji_kitabi/27077070- cb13-4870-aba1-6742db37696b

    45) Yükseköğretim Kurulu (YÖK). Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi. Retrieved from https://istatistik.yok.gov.tr/

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Sonuç
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Şu ana kadar web sayfamız 19490830 defa ziyaret edilmiştir.