Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2017, Cilt 7, Sayı 1, Sayfa(lar) 139-149
[ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
DOI: 10.5961/jhes.2017.192
2006’dan Sonra Kurulan Üniversitelerde Rektörlerin 2023 Hedefleri
Süleyman DOĞAN
Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Üniversite, Rektörler, 2023 Hedefleri, Eğitim
Öz
Araştırmanın amacı, 2006 yılından sonra açılan üniversite rektörlerinin 2023 hedeflerini ve bu hedefler doğrultusunda neler yapabileceklerini saptamaktır. Üniversite iklimi içerisinde yöneticilik görevini sürdüren rektörlerin müteşebbis yönlerini ortaya çıkartarak Türkiye’nin geleceğine yön verecek bilim adamlarının durumunu da belirlemektir. Çalışma, Ekim 2014- Ekim 2016 tarihleri arasında Türkiye’nin her bölgesinden 2006 ve sonrasında kurulan toplam 70 üniversite rektörü arasından 29 devlet, sekiz özel vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 37 rektör ile yüz yüze görüşerek yapılmıştır. Araştırma sonucunda; görüşme yapılan rektörlerin hedef ve vizyonlarının; bir dünya üniversitesi olmak, yenilikçi ve girişimci bir üniversite olmak, üniversitenin kurumsal kimliğini oluşturmak, vizyoner ve değişime açık olmak, çalışanları ve öğrencileri motive etmek olduğu tespit edilmiştir. Yeni üniversitelerinin doğru gelişme stratejileri ile yerel, bölgesel ve ulusal kalkınmada önemli bir katalizör görevi üstleneceği düşünülmektedir. Literatürde üniversite rektörlerinin 2023 vizyon ve hedeflerinin araştırıldığı başka bir çalışma olmaması açısından ve elde edilecek bulgulara dayanarak gerçekleştirilecek stratejilerin girişimci ve yenilikçi üniversite endeksine katkısı bakımından bu araştırma önem taşımaktadır.
  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Türkiye’de son on yıl içinde milli eğitime bütçeden ayrılan pay artmıştır. Bundan en büyük payı ise özellikle bu süre zarfında açılan yeni üniversiteler almaktadır.1 2001 yılında 75 üniversite var iken, 2016 yılında 118 devlet ve 65 özel vakıf üniversitesi olmak üzere toplam bu rakam 182’ye ulaşmıştır. 2001 yılında bir milyon 664 bin üniversite öğrencisi sayısı, 2016 yılında 7 milyon 193 bin 918’e ulaşmıştır. Ayrıca, üniversitelerde 2001 yılında 16 bin 656 olan yabancı öğrenci sayısı 2016 yılında 95 bin 151’e çıkmıştır (Günay & Özer, 2016; Söyler & Karataş, 2011). Üniversite sayısı ve öğrenci sayısı artarken üniversiteyi yöneten rektörlerin önemi de artmıştır. Üniversitelerde nitelikli hizmet veren öğretim elemanı, yeterli bina, teknolojik altyapı, araç gereç ve kütüphane gibi girdileri güçlü bir şekilde yapılandıran sağlam tedbirlerin alınması gerekli görülmektedir. Üniversite rektörlerinin girişimci anlayışla meseleye bakmaları halinde üniversitede fiziki alanların iyileşeceği, kütüphane ve laboratuvar imkânlarının daha fazla artacağı ve bunun da eğitim ve öğretime olumlu yönde katkı sağlayacağı düşünülebilir. Yeni kurulan üniversitelerin en önemli sorunu bu kurumlarda kurumsallaşmanın noksan olduğu yönündedir (Sargın, 2007). Üniversitelerin sorunlarını çözmek için, üniversite yönetiminin tepesi olan rektörlerin, kaynakların planlaması ile ilgili işe yarar yöntemler geliştirebilmesi, kurumun mevcut mekânlarını en verimli şekilde değerlendirebilmesi, kurumun sorunlarını tespit ederek bu sorunları çözmek için çaba göstermesi, gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçları etkin bir şekilde tespit edip önceden tedbir alabilmesi ve bu sayede işletme maliyetlerinde de önemli tasarruflar sağlayabilmesi gerekmektedir. Yeni açılan üniversitelerde, akademik yayınların ve projelerin, yurtdışına açılımlarında üniversite rektörlerinin vizyoner özelliklerinin bir parçası olduğu da görülmektedir (Tekneci, 2016).

    Üniversiteler kuruldukları ilin dünyaya açılan penceresi durumundadır. Kuruldukları bölgeye bilgi ve teknolojinin taşınması ve yerleşmesine imkân sunmaktadır. Her İl’e bir üniversitenin açılması o İl’de gelişme, değişme ve istihdamı artırmıştır. Yeni üniversitelerin kurulmasıyla illerde ekonomik, sosyal ve kültürel gelişim sağlandığı gözlenmiştir. Bu şehirlerde yeni bir umut ve yeni bir heyecanın oluştuğu, ortaya çıkardığı toplumsal hareketlilikten hemen her sektörün olumlu etkilendiği, istihdamın arttığı ve hatta büyük şehirlere göçün bile tersine döndüğü dikkatleri çekmiştir (Kavili Arap, 2010).

    Yükseköğretimde Yayın Sayıları
    Türkiye’de 2000 yılında altı bin 980 olan uluslararası atıf endekslerince taranan bilimsel dergilerde yayınlanan makale sayısı 2010 yılı itibariyle yirmi yedi bin 633’e yükselmiştir. 2001-2010 yılları arasında genel olarak hem öğretim elemanı hem de öğretim üyesi başına düşen yayın sayılarında artış görülmektedir. 2001 yılında 0.12 olan öğretim elemanı başına düşen yayın sayısı 2009 yılında 0.27’ye yükselmiştir. Benzer şekilde öğretim üyesi başına düşen yayın sayısı 2001 yılında 0.34 iken 2009 yılında 0.70’e yükselmiştir (Ulakbim, ISI/Web of Science, 2011). Özellikle 2006 yılından günümüze 88 yeni üniversite kurulmuş ve 2008 yılı itibariyle üniversiteler bütün illere yaygınlaştırılmıştır. Bu yüzden Türkiye’de 2008 yılından itibaren üniversite sayısındaki artışa paralel olarak hem yükseköğretim öğrenci ve öğretim elemanı sayılarında, hem de yükseköğretim okullaşma oranında hızlı bir artış olmuştur. Üniversite rektörleri AR-GE faaliyetlerine ve akademik gelişmelere ne kadar kaynak ayırırsa bilimsel çalışmalar o nispette artmakta ve ülke kalkınmasına da o nispette fayda sağlamaktadır. (Günay, 2011). URAP 2015-2016 Dünya sıralamasında ilk iki bin üniversite arasında Türkiye’den iki üniversitemiz ilk 500’e girmeyi başarmıştır. Bu üniversitelerimiz arasında ODTÜ 467. ve İstanbul Üniversitesi 487. olarak yer almıştır. Dünya sıralamasında ilk iki bin üniversite arasına ise 76 üniversitemiz girme başarısını göstermiştir.2

    2014 yılı girişimci ve yenilikçi üniversite endeksi incelendiğinde, birçok köklü devlet üniversitesinin endekste yer aldığı görülürken, birçoğunun ise kuruluşunun üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen bu endekste yer almadığı görülmektedir. Özel-kamu ayrımı yapıldığında, özellikle yeni kurulan üniversitelerin, girişimci üniversite modelini benimsediği ve hızlı bir şekilde üniversite-sanayi işbirliği gerçekleştirdiği görülmektedir (Uysal & Çatı, 2016).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Milli Eğitim Bakanlığı Bütçe Payları ve Milli Gelire Oranı


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: URAP 2015-2016 Dünya Sıralamasındaki ilk 15 Üniversite


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: URAP 2015-2016 Dünya Sıralamasındaki ilk 15 Üniversitemiz

    Rektörün Üniversitede Yeri, Rolü, Görev ve Sorumluluğu
    Rektör, üniversitenin en tepe yöneticisidir. Doğaldır ki atanma biçimi, görev yetkileri ve sorumlulukları da yasalarla belirlenmiştir. Eylemleri yasa denetimindedir. Rektörlük, bilim ve toplum açısından saygın bir kurumdur. Rektör, bir üniversitenin akademik ve yönetimsel olarak en üst düzey yetkilisidir. Rektör, üniversite akademik ve idari teşkilatında bulunan birimlerin düzenli, verimli ve koordineli bir şekilde çalışmasını sağlayan, üniversite tüzel kişiliğini temsil eden kişidir. Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliği Resmi Gazete, 18.02.1982 tarih, 17609 sayısında ve 4. maddede belirtilen rektörün görev ve sorumlulukları şöyle zikredilir;3

    1. Üniversite kurullarına başkanlık etmek; yükseköğretim üst kuruluşlarının kararlarını uygulamak, üniversite kurullarının önerilerini inceleyerek karara bağlamak ve üniversiteye bağlı kuruluşlar arasında düzenli çalışmayı sağlamak,
    2. Her eğitim-öğretim yılı sonunda ve gerektiğinde üniversitenin eğitim-öğretim bilimsel araştırma ve yayın faaliyetleri hakkında Üniversitelerarası Kurul’a bilgi vermek,
    3. Üniversitenin yatırım programlarını, bütçesini ve kadro ihtiyaçlarını, bağlı birimlerinin ve üniversite yönetim kurulu ile senatosunun görüş ve önerilerini aldıktan sonra hazırlamak ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’na sunmak,
    4. Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek,
    5. Üniversitenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini sürdürmek,
    6. Kanun ve yönetmeliklerle kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır. Rektör, üniversitenin ve bağlı birimlerinin öğretim kapasitesinin rasyonel bir şekilde kullanılmasında ve geliştirilmesinde, öğrencilere gerekli sosyal hizmetlerin sağlanmasında, gerektiği zaman güvenlik önlemlerinin alınmasında, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinin devlet kalkınma planı ilke ve hedefleri doğrultusunda planlanıp yürütülmesinde, bilimsel ve idari gözetim ve denetimin yapılmasında ve bu görevlerin alt birimlere aktarılmasında, takip ve kontrol edilmesinde ve sonuçlarının alınmasında birinci derecede yetkili ve sorumludur.

    Ayrıca rektör; işletmenin genel çalışma prensipleri doğrultusunda, araç, gereç ve ekipmanları etkin bir şekilde kullanarak, işçi sağlığı, iş güvenliği ve çevre koruma düzenlemelerine ve mesleğin verimlilik ve kalite gereklerine uygun olarak;

    a- Eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerin devlet kalkınma plan, ilke ve hedefleri doğrultusunda planlanıp yürütülmesini sağlamak, b- Üniversitenin ve bağlı birimlerin öğretim kapasitesinin rasyonel bir şekilde kullanılmasını ve geliştirilmesini sağlamak, c- Eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak, d- Öğrencilerin akademik, sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak üzere gerekli önlemleri almak, e- Üniversite kurullarına başkanlık etmek ve kurulları düzenli biçimde çalıştırmak, f- Yükseköğretim üst kuruluşlarının(Senato ve Üniversite Yönetim Kurulu} kararlarını uygulamak, üniversite kurullarının önerilerini inceleyerek karara bağlamak ve üniversiteye bağlı kuruluşlar arasında düzenli çalışmayı sağlamak, g- Her eğitim-öğretim yılı sonunda ve gerektiğinde üniversitesinin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri hakkında Senatoya rapor vermek, Üniversitelerarası Kurula bilgi vermek, h- Üniversite birimleri arasında düzenli çalışmayı sağlamak, i- Üniversitenin yatırım programlarını, bütçesini ve kadro ihtiyaçlarını, bağlı birimlerinin ve üniversite yönetim kurulu ile senatonun görüş ve önerilerini aldıktan sonra hazırlamak ve Yükseköğretim Kuruluna sunmak, j- Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek, k- Üniversitenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde bilimsel ve idari gözetim ve denetim görevini yapmak,
    l- Gerektiği zaman güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamak.

    Eğitim ve Üniversite Meselesi
    Ektiğini en geç biçen çiftçi, öğretmendir. Felsefe, kültür üzerinde düşünce olduğuna göre, onun en önemli cephesi eğitim ve öğretim felsefesi olmalıdır. İnsanlık tarihi eğer insan olmanın tarihi ise, o her şeyden önce eğitim tarihi demektir (Ülken, 2001).

    Eğitim sistemi kurulurken öncelikle hedefler verilmelidir. Hedeflerin niteliği konusunda bir karara varabilmek için, felsefeye başvurmak zorundadır. Hedef davranışların hangi ölçütlere dayandırılırsa, istendik olacağı konusunda bir karara varmada, felsefe ölçütler takımı olarak işe koşulmalıdır (Sönmez, 2008). Eğitim sosyal, politik ve ekonomik bir olgu olarak, daima toplumlarda cereyan etmiş ve var olagelmiştir. Denilebilir ki, eğitim toplum hayatında oluşur, gelişir ve değişir. Bunun için, eğitim içerisinde oluştuğu toplumu ve şartları dikkate almadan açıklamaya kalkışan görüş ve düşünce tarzları daima yanılmaya mahkûmdur. Yükseköğretime geçiş, eğitilmiş işsizler, öğrencilerin kontrolü, öğretim teknikleri, ahlakilik, çözülme, toplumsal ve ferdi problemler gibi, daha pek çok probleme cevap arama gayreti, sosyal temeller açısından eğitim felsefesi önem arz etmektedir (Tozlu, 2014).

    Eğitim felsefesi; eğitim işini, eğitim alanını, eğitimle ilgili konuları, eğitim öğretim kuramları ile uygulama arasındaki ilişkiyi, eğitimin sınırlarını, hedeflerini, yöntemlerini sorgulayan bir düşünce etkinliğidir. Modern yükseköğretimimizin esaslı bir bilimsel, felsefî, sosyal, kültürel temele ve plana dayanmadan, tamamen deneme yanılma yoluyla, el yordamlarıyla başlatılmış ve geliştirilmiştir. Eğitim sistemi bugün en önemli hedefinden yoksundur. “Nasıl bir insan ve nasıl bir vatandaş?” sorusu, cevabını bekleyedursun, eğitimde asıl olan nicel artış, günübirlik çözümler ve popülist yaklaşımlar değil, kişilik ve kimlik sahibi kendini bilen insan yetiştirerek, zihnî gelişim ve değişim sağlamaktır. Bütün mesele, 21. yüzyılın eşiğinde maarifimiz yani eğitim sistemimiz, irfan ve marifetiyle çok yönlü ve vizyoner hedeflerini yakalayabilecek bir nesil yetiştirebilecek midir?

    Türkiye’nin 2023 hedeflerini gerçekleştirmesi, çağdaş hedeflere ulaşması ve ona katkı sağlamak için yeni nesilleri dünya ile konuşacak, Dünya ile çalışacak ve Dünya ile yarışacak şekilde yetişmesi şarttır. Her sınıfta, uluslararası standartlara göre en iyi şekilde yetişmiş, Türk kültürünü bilen, dünyayı tanıyan, bilgi çağını ve küreselleşmeyi anlamış, demokrasiyi yaşayan, çevreyi koruyan, 21.yüzyıl becerilerine sahip, sınıftaki bütün öğrencileri farklılıkları ne olursa olsun en iyi şekilde eğitebilen bilgili, becerili ve bilgili bir öğretmen olmadan böyle yüksek nitelikle nesiller yetiştirilemez (Özcan, 2013). Bugün Türkiye’nin üniversite sorunundaki en temel ilmî ve felsefî sorunların kökeni Darülfünun’un gelişim ve dönüşüm tarihindedir. Üniversitelerin asli unsuru şüphesiz öğretim üyeleridir. Üniversitelerin kalite ve başarısını öğretim üyesi belirler. Yeni kurulan üniversitelerde öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı dünya ortalaması olan 15 sayısının dört veya beş kat üstündedir. Üniversitelerimizdeki öğretim elemanı açığına ciddi bir tehdit de özel vakıf üniversitelerinden gelmektedir. İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşan vakıf üniversiteleri, uzun yıllar içinde yetişmiş öğretim üyelerini transfer ederek devlet üniversitelerindeki öğretim üyesi açığını arttırmaktadır. Bunu da cazip ücret teklifleri ile gerçekleştirmektedirler (Doğan, 2016).

    Üniversite Gerçeği
    Üniversiteler, sahip oldukları teknolojik altyapı ile bilim adamlarının, öğretim üyelerinin, genç araştırmacıların, girişimcilerin ve diğer yetenekli bireylerin eğitilerek yetiştirilmesinde stratejik bir role sahiptir (İbicioğlu, et al., 2010: 57). Üniversitelerin bu stratejik rolü gerçekleştirirken aynı zamanda, kurulu olduğu bölge sorunlarının çözümüne yönelik araştırmalar yapması, ekonomik gelişmesine katkı sağlamak için bölgenin sivil toplum kuruluşlarıyla (ekonomik kuruluşlar) birlikte projeler hazırlaması ve bölgenin kültürel ve turizm etkinliğini geliştirecek ve yayacak akademik bölümlere de yer vermesi beklenmektedir (Çınar, 2008; Özdem & Sarı, 2008: 13). Özellikle günümüzde üniversitelerin bölgesel ekonomiye, istihdam yaratarak ve gelir kazandırarak katkıda bulunan, kentin bütünleşik bir parçası, emek piyasasının niteliksel yapısını etkileyen bireyler ve girişimciler için cazibe merkezi işlevi gören, kamusal olanakların bölgesel bir ağı olduğu düşünülmektedir (Kavili Arap, 2010: 11).

    YÖK’ün yetkilerinin azaltılması, eşgüdüm ve planlamadan sorumlu bir üst kurula dönüştürülmesi, üniversitelerin idari ve mali özerkliklerinin artırılması, yükseköğretimde hesap verebilirliğin geliştirilmesi gibi hususlarda toplumun değişik kesimlerinde neredeyse tam bir uzlaşı vardır (DPT, 2000, 2006; Ergüder, 2008; Gürüz, 2008; Küçükcan & Gür, 2009; TÜSİAD, 2003; YÖK, 2007). Genel bir eğilim olarak, üniversitelerin farklılaşmasına izin veren daha az merkeziyetçi bir yapı önerilmekte ve yükseköğretim kurumlarının tek tipleşmeden kurtarılması ve her bir üniversitenin kendi misyonu çerçevesinde farklılaşmasına izin vermesi talep edilmektedir. Üniversiteler; ‘gerçeğin’ özgür bir şekilde arandığı, tartışmanın, sorgulamanın ve eleştirel düşünmenin öğretildiği, bilimsel düşünmenin dogmaya üstünlüğünün ortaya konduğu eğitim kurumlarıdır (İlham, 2008). 21. yüzyıl başlarında stratejik yükseköğretim aktivitelerinin tamamında; etkililik, isteklilik ve kalitenin ön plana çıkması, yükseköğretime olan talebin artması, sosyal, politik ve ekonomik açıdan üniversitelerde hesap verebilirlik kavramının yaygınlaşmasıyla yükseköğretim sektöründe yapısal ve örgütsel köklü bir değişim süreci yaşanmaya başlamıştır (Vaira, 2004; Marginson & Rhodes, 2002).

    Günümüzde yükseköğretim kurumları misyon ve vizyonlarından uzaklaşmış ve pek çok problemle karşı karşıya kalmıştır (Çelik, 1994; Ortaş, 2002; Şenses, 2007; İlham, 2008; Bilgin, 2009; Benek & Yıldız, 2011; Şen, 2012, Karahan & Karahan, 2012). Ülkemizde özellikle yeni kurulan üniversitelerde akademik kadronun yetersizliği, bazı kıdemli öğretim üyelerinin atıl olması ve üniversitelerin sadece iç gündemlerine odaklanmaları bu eleştirilerin kaynağı olarak gösterilebilir (ODTÜ, 2011). Yükseköğretim kurumlarımız, yönetim ve yayın kalitesi, yabancı dil, yüksek lisans ve doktora eğitimi, öğretim üyelerinin özlük hakları gibi sorunlar yaşarken (Ortaş, 2002) yeni kurulan üniversiteler ve bunlara bağlı olan yüksekokullar yükseköğrenim kurumlarımızı daha da problemli hale getirmiştir.

    Yeni Kurulan Üniversiteler
    Türkiye’de her şehre bir üniversite kurmanın diğer bir nedeni de ekonomik sebeplere dayanmaktadır. Bireylerin yaşam standartlarını artıran, onlara iş fırsatı sağlayan, sosyal ve kültürel hareketliliğe katkıda bulunan, böylece genç nüfusun kırsal bölgelerden göç etmesini önleyen üniversitelerin (Huggins & Cooke, 1997) kurulmasındaki ekonomik sebepler, istihdam yaratma, bölgesel kalkınmayı sağlama ve bölge ekonomisini canlandırma şeklinde ifade edilebilir (Kavili Arap, 2010). Ülkemizde yükseköğretimin yurt geneline dengeli bir şekilde dağılmasını sağlamak ve yükseköğretime olan taleplere cevap vermek amacıyla 16’sı 2006 yılında, 21’i 2007 yılında, 15’i 2008 yılında, dokuzu 2009 yılında, 17’si 2010 yılında ve 11’i 2011 yılında (Günay & Günay, 2011); üçü 2012 ve biri 2013 yılında olmak üzere son sekiz yılda toplam 93 yeni üniversite kurulmuştur. Genel olarak 2007 yılında 30’u vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 115 üniversite varken, bu sayı 2013 yılı itibariyle 66’sı vakıf üniversitesi ve yedisi vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplamda 170’e yükselmiştir. Üniversitelerin niceliğinde meydana gelen bu ani artış, yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı ve alt yapı gereksinimlerinin karşılanamaması sorununu gündeme getirmiştir. Bu durum üniversitelerden beklenen eğitim, öğretim, araştırma ve toplumsal hizmet kalitesinin de düşmesine, dolayısıyla yükseköğretim kurumlarının niteliğinde ciddi bir zedelenmeye sebebiyet vermiştir (Karakütük & Özdemir, 2011). Ülkemizde son dönemlerde pek çok yeni üniversite kurulmasının sebepleri; bilgi toplumuna ve bilgi ekonomisine geçiş, globalleşme ve hızlı değişim sürecinde değişik toplum kesimlerinin üniversitelerden beklentilerin artması; daha geniş bir kitleye eğitim verme, hızla artan yeni bilgilerin tamamını kapsayacak şekilde yeni programlar yapma, istihdam etme, teorinin yanında uygulamaya da yer verme, hesap verebilen şeffaf yönetişim modelleri geliştirme şeklinde sıralanabilir (YÖK, 2007). Günümüzde üniversite sayısı neredeyse 200’ü bulmuştur. Üniversiteler, değişmeyi ve gelişmeyi temsil ettiği için bilimde, fikirde, tefekkürde, yorumda, keşifte, uygulamada daima yeni ve özgün olan şeyler ortaya koymalıdır. Hem yapıda, hem teşkilatta, hem de araştırmada kendine has özellikleri olmalıdır. Üniversitelerin toplum ile bütünleşemediği (entegrasyon), ‘bilimsel kamuoyu’ teşekkül etmediği, kamuoyunun üniversitelere güvensizlik ve kuşku dolu gözlerle baktığı, üniversitelerde ‘araştırmayı öğrenmek’ten çok, ‘büyük para kazanma’ yollarının öğretildiği bir vasatta üniversitelerimiz çok zor çağdaş bir hüviyet kazanır gibi görünmektedir (Bolay, 2011).

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metod
    Yöntem şu bölümlerden oluşmaktadır: Araştırmanın amacı ve önemi, araştırmanın modeli, çalışma grubu verilerin toplanması, veri analizi, geçerlik ve güvenirlik çalışması.

    Araştırmanın Amacı ve Önemi
    Araştırma Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde 2006 ile 2015 arasında açılan 29 devlet, sekiz özel vakıf üniversitesi rektörü olmak üzere toplam 37 üniversite rektörü ile yüz yüze görüşme yapılarak gerçekleştirilen bu çalışmada rektörlere “2023 hedefiniz nedir? ve “yeni üniversitelerin yeni rektörleri nasıl olmalıdır” şeklinde iki soru yöneltilmiştir. Sorulara verilen cevaplar kendi içinde her bir rektör için ayrı ayrı içerik analizi yapılmış ve çıkan bulgular ışığında rektörlerin 2023 hedefleri ortaya çıkartılmıştır. Bu çalışmanın sahasında yapılan ilk araştırma olması bakımından son derece öneme haiz olduğu düşünülmektedir.

    Araştırmanın Modeli
    Bu araştırma nitel araştırma olgu-bilim deseniyle tasarlanmış, rektörler ile bire bir görüşme yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, üniversitede iki-üç gün vakit geçirerek rektörlerle görüşmüş, katılımcı gözlemci olarak üniversitenin örtük kültürünü gözlemlemiş, alan notları almıştır. Görüşmeler, önce rektörün makamında kendisiyle, sonra rektörü öğrencilerle buluşturarak ve yemekte sohbet şeklinde gerçekleştirilmiş ve daha sonra ses kaydı alınmıştır. Üniversite ile ilgili sosyo-kültürel faaliyetlere ve düzenlenen çalışmalara ilişkin çeşitli dokümanlar, üniversite basın merkezinden temin edilmiştir. Tüm bu süreçte, araştırmaya iki öğretim üyesi ve bir doktora öğrencisi tarafından dönüt verilmiştir.

    Çalışma Grubu ve Örneklem
    Bu araştırma, Türkiye’de bulunan 182 üniversite içinde 2006 ve sonrasında kurulan 70 devlet ve özel vakıf üniversitesi içinden devlet ve özel üniversite rektörleri arasından 29 devlet, sekiz özel vakıf üniversitesi rektörü olmak üzere 37 rektör ile Ekim 2014 ile Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Evrenin yarısı örnekleme dâhil edilmiş olan araştırmanın amacına uygun olarak üniversitelerin belirlenmesinde amaçlı örneklemden yola çıkılarak, maksimum çeşitlilik örneklem yöntemi kullanılmıştır. Amaçlı örneklem, derinlemesine anlamaya yardımcı olmaktadır (Patton, 2002). Araştırma sorularına yönelik olarak, devlet ve özel vakıf üniversitelerinde araştırma gerçekleştirilmiştir.

    Tablo 4’de görüldüğü üzere, araştırmada 37 katılımcı yer almıştır. Katılımcıların hepsi üniversite rektörleridir. Katılımcıların 29’u devlet 8’i ise özel vakıf üniversitesi rektörlerinden oluşmaktadır. Katılımcıların yaş aralığı 44 ile 64 arasında değişmektedir. Katılımcıların 35’i erkek, 2’si kadındır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Katılımcıların Özellikleri (Devlet/Özel Vakıf, Yaş Aralığı, Cinsiyet)

    Tablo 5’de görüldüğü üzere, araştırmada 37 katılımcı yer almıştır. Katılımcıların hepsi üniversite rektörleridir. Katılımcıların yaş ortalaması 53.5’dir. Katılımcıların kıdem yılı ortalaması genel olarak 29.4 yıl olurken, devlet üniversitelerinde 29.7 yıl, özel vakıf üniversitelerinde 31.4 yıl olarak belirlenmiştir. Katılımcıların yaşı ise ortalama 50.6 yıl olurken, bu durum devlet üniversitelerinde 49.3 yıl, özel vakıf üniversitelerinde 55.2 yıl olarak belirlenmiştir. Katılımcılar arasında devlet ve özel vakıf üniversitelerinden birer kadın rektör çalışmada yer almıştır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Üniversiteler (Devlet (D), Özel Vakıf (V)) ve Rektörlerin Özellikleri (Yaş, Branş, Kıdem Yılı)

    Katılımcılar meslek bakımından heterojen bir yapı göstermekte olup, mühendis ve hekim kökenli olanlar ağırlıkta görülmektedir.

    Verilerin Toplanması
    Araştırmanın verileri, görüşme, gözlem ve doküman analizi olmak üzere üç farklı kaynaktan elde edilmiştir. Üniversitede rektörlerin vizyonu yanında icraatlar fiziki olarak gözlenmiş ve uzmanlardan görüşler alınmıştır. Araştırma kapsamında, rektörler ile en az üç kez görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formundaki sorular sorulmuştur. Her bir görüşme en az 30 dakika süreyle gerçekleştirilmiş, ses kaydı alınmıştır. Görüşmeler yapıldıkça transkript edilerek yazıya dökülmüş ve veri analizi yapılmıştır. Bunlar katılımcılara e-posta ile yollanmış, daha sonra katılımcı teyidi alınmıştır. Ayrıca, davranışlar ile çevre ve örtük program hakkında bilgi toplanmıştır. Katılımcı rektörler ile üniversitenin çeşitli yerlerinde, öğrenci ve öğretim üyelerinin bulunduğu ortamlarda (bahçe, çayhane, teneffüs, spor ve kültürel etkinlikler ve yemek vb.) birlikte olunarak alan notları tutulmuş, bunlar fotoğraf çekimi ile desteklenmiştir.

    Verilerin Analizi
    Araştırmacıya rektörler tarafından sosyo-kültürel faaliyetler ve düzenlenen çalışmalara ilişkin verilen çeşitli dokümanlar (üniversite tanıtım broşürleri, ilgili gazete haberleri, “web” siteleri, gazeteler, öğrenci kulüp dosyaları, vb.) araştırma sorularına paralel olarak analiz edilmiş ve ilgili temalar altında dokümanlardan sağlanan bilgiler görüşme ve gözlem yolu ile elde edilen verileri desteklemek üzere kullanılmıştır.

    Nitel araştırmalarda veri analiz yöntemlerinin standart hale getirilmesi mümkün değildir; aksi halde bu durum, nitel araştırmacıyı sınırlandırabilir (Strauss, 1987). Bu araştırmada, veriler toplandıkça ivedilikle analize başlanmıştır. Miles ve Huberman (1994) (akt. Merriam, 2013) veri analizi sürecini üç bölümde ele alır: ‘Verilerin işlenmesi’ (“data reduction”), ‘verilerin görsel hale getirilmesi’ (“data display”) ve ‘sonuç çıkarma ve teyit etme’ (“drawing conclusion and verification”). Bu çerçevede, araştırmacı tarafından önce veriler incelenmiş ve kodlanmıştır. Veriler kodlanırken araştırma sorusuna göre önemli olan kavramlar ve temalar kullanılmıştır. Buna paralel olarak, bir doktora öğrencisi4 ve iki alan uzmanı5 verileri analiz etmiştir. Bu analiz sonuçları karşılaştırılmış; görüş birliğine varılan sonuçlar değerlendirilmiştir.

    Geçerlik
    Bu araştırmada, araştırmacı her üniversitede en az iki veya üç gün vakit geçirmiş ve üniversitelerin konukevlerinde kalmıştır.

    Rektörler ile görüşmüş ve yemek, kulüp çalışmaları gibi çeşitli ortamlarda katılımcılar ile vakit geçirmiş, gözlemler yapmış, alan notları tutmuş ve fotoğraflar çekmiştir.

    Güvenirlik (Tutarlılık)
    Araştırmanın güvenirliği/tutarlılığı, araştırmada elde edilen bulguların yeniden üretilip üretilememesi ile ilgilidir. Güvenirlik, gerçekleştirilmiş olan bir araştırmanın başka bir araştırmacı tarafından aynı biçimde tekrar edildiğinde, aynı ya da benzer sonuçları vermesi ile ilgilidir (Yıldırım & Şimşek, 2011: 289). Nitel araştırmalarda ise güvenirlik, başkalarının da aynı sonuçlara ulaşması değil, araştırmacının topladığı verileri gören ve ulaştığı sonuçları inceleyen başkalarının da onlardan bir anlam çıkarması, tutarlı ve güvenilir bulmasıdır. Kısacası, nitel araştırmalarda asıl sorun bulguların tekrar edilip edilemeyeceği değil, sonuçların toplanan verilerle tutarlı olup olmadığıdır. Nitel araştırmada iç güvenirliğin sağlanması için, toplanan verilerin yorum katılmadan sunulması, aynı araştırmaya birden fazla araştırmacının dâhil edilmesi ve özellikle gözlem yoluyla elde edilen bulguların, görüşmeler yoluyla teyit edilmesi sağlanmalıdır. (Merriam, 2013: 211-212). Araştırmanın güvenirliğini artırmak için bulguların sunumunda doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Bu araştırmada da tüm veri toplama ve analiz süreçleri detaylı olarak açıklanmıştır. Veri analiz yönteminde transkriptler üç farklı öğretim elemanı ve iki alan uzmanı tarafından analiz edilmiştir. Bu analiz sonuçları karşılaştırılmış; araştırmacılar tarafından yapılan kodlamalar ‘görüş birliği’ ve ‘görüş ayrılığı’ şeklinde kodlanmıştır. Miles ve Huberman (1994) güvenirlik formülüne göre uyum sağlanmıştır (%94). Bu araştırmada, veriler herhangi bir yorum katılmadan sunulmuş, araştırmacının araştırma sürecindeki konumu ve çalışılan durum ile ilgili ön deneyimleri, katılımcılar, sosyal ortamlar betimlenmiştir. Görüşmelerin ve gözlemlerin nasıl yapıldığı, verilerin nasıl kayıt edildiği, dokümanların nasıl analiz edildiği, elde edilen sonuçların nasıl birleştirildiği ve sunulduğu ortaya konmuştur.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Bu bölümde araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bulgular, karşılaştırma imkânı ve kolaylığı sağlaması açısından bir arada sunulmuştur. Bulgulara ilişkin yorumlar yapılmıştır. Sorulara verilen cevaplarda kendi içinde her bir rektör için ayrı ayrı içerik analiz yapılmış ve çıkan bulgular ışığında rektörlerin 2023 hedefleri, yeni rektörler ve yeni üniversite olguları ortaya çıkartılmıştır.

    yapılmıştır:

    1. 2023 hedefiniz nedir?
    2. Yeni üniversitenin yeni rektörleri nasıl olmalıdır?

    Veriler bütüncül olarak ele alınarak içerik analizi sonuçları, sorulan sorulara yönelik olarak katılımcı görüşleri verilen cevaplar doğrultusunda temalar, alt temalar ve görüşler ortaya konmuştur. Görüşler, Rektör (R), R1, R2, R3,… olarak belirtilmiştir.

    Üniversite Rektörlerinin 2023 Hedefleri
    Rektörlere yönelik olarak “2023 hedefiniz nedir ve yeni üniversitelerin yeni rektörleri nasıl olmalıdır?” şeklinde sorulan sorulara rektörlerin hedef ve vizyonlarının içerik analizi yapılarak aşağıdaki temalar çıkartılmıştır ve bunlar maddeler halinde sıralanmıştır:

    1. Tema: Bir Dünya Eniversitesi olmak
    Katılımcılarla yapılan görüşmelerde bu tema en az 30 defa vurgulanmıştır.

    1- Dünyada ilk 500 üniversite arasına girmek.
    2- Bilimsel ve stratejik planlar doğrultusunda üniversiteyi kalkındırmak.
    3- İnovatif düşünceye açık ve AR-GE çalışmalarına ağırlık vermek

    2. Tema: Yenilikçi ve Girişimci Bir Üniversite Olmak
    Katılımcıların birinci temadan sonra en fazla üzerinde durdukları tema, ikinci tema olmuş ve bu tema en az 25 kez vurgulanmıştır.

    1- Gelişen ve değişen teknoloji takip ederek en etkin şekilde kullanmak.
    2- Üniversitenin beşeri ve mali özerkliğini elde etmek için çalışmak.
    3- Uygulanabilir ve sürdürülebilir proje ve patent üretmek.
    4- Laboratuvar ve kütüphane problemini çözmek.

    3. Tema: Üniversitenin Kurumsal Kimliğini Oluşturmak
    Katılımcılar tarafından en az 20 kez vurgulanan üçünce tema adeta bir ihtiyaç ve gereksinimden ortaya çıkan bir olgu olarak görülmektedir.

    1- Üniversitede belirli bir standart oluşturmak.
    2- Üniversitede yereli gözeterek evrensel bir üniversite kültürü oluşturmak.
    3- Kültür, sanat, kongre gibi etkinlikleri artırmak.

    4. Tema: Vizyoner ve Değişime Açık Olmak
    Katılımcıların üzerinde durdukları ve en az 15 kez telaffuz ettikleri dördünce tema bu tema olmuştur.
    1- Vizyoner ve değişime açık olmak, planlı ve programlı çalışmak.
    2- Geçmişten geleceğe köprü olmak.

    5. Tema: Çalışanları ve öğrencileri motive etmek
    Katılımcıların sıklıkla üzerinde durdukları bir başka kavram ise motivasyondur. Katılımcılar akademik ve idare kadroyu dinamik tutmak için motivasyona ihtiyaç duyulduğunun altını çizmişlerdir.

    1- Nitelikli akademik ve idari personelin oluşması için gayret göstermek.
    2- Öğrencilerin barınma ve yurt problemini çözmek.
    3- Yabancı dil problemini çözmek.
    4- Tüm personele eşit, adil ve objektif davranmak ve özlük haklarını korumak.

    Rektörlerle yapılan görüşmedeki içerik analizinden çıkarılan ve rektörlerin özellikle üzerinde sıklıkla durduğu kavramlar şunlardır: Özgürlük, adalet, özerklik, çağdaşlık, yenilik, girişimcilik, küresel rekabet, teşvik, sorumluluk, çalışmak, bilgi birikimi, tecrübe, AR-Ge çalışması, bölgeye, ülkeye ve Dünyaya faydalı olma, Teknokent, inovasyon, değişim, gelişim, güven, sevgi saygı, huzur, ihtisaslaşma, teknoloji, sanayi ile işbirliği, plan, program, bilimsel altyapı, kurumsallaşma, sorgulayıcılık, objektiflik, kültürel değerler, evrensel değerler, eğitimde kalite, stratejik plan, şeffaflık, hesap verebilirlik ve yerinden yönetim.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Araştırma sonuçları açısından, yeni üniversitelerin yeni rektörlerinin nasıl olmasına yönelik görüşler incelendiğinde, öncelikle rektörlerin ve bütün akademik kadronun, kesinlikle ulaşılabilir ve sağlıklı iletişim kurulabilir sosyal bireyler olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Rektörün hem kurum içi iletişim, hem de kurum dışı paydaşlarla olan iletişimde etkin olmak zorunluluğu vardır. Dünyada bütün faaliyetler çok hızlı hareket ettiği, değiştiği ve geliştiği için rektörlerin bunu çok iyi takip etmesi ve kurumunu gerekli yöne sevk ve idare etmesi gerekmektedir. Ayrıca araştırma sonucunda, rektörlerin geçmişle gelecek arasında köprü olarak mazeret değil hizmet üretmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Rektörlerin günü kurtarıcı değil, geleceği kuşatıcı düşünce, ufuk, plan, program ve hedef sahibi olmasının yanında gelecek nesillerden de sorumlu olduklarının bilincinde yaşamaları gerektiği görüşüne ulaşılmıştır.

    Araştırmamızda ortaya çıkan önemli bir tema rektörlerin “yenilikçi ve girişimci” üniversite olmak hedefleri, Arabacı (2014)’nın “Yenilikçi ve yaratıcı bir üniversite olmak” temasından elde edilen sonuçları destekler niteliktedir. Bu araştırmadan elde edilen bir diğer sonuç da, yeni kurulan üniversitelerin en önemli sorununun bu kurumlarda henüz kurumsallaşmanın sağlanmaması olduğudur. Yeni kurulan üniversiteler öğrencilere sosyal ve kültürel açıdan iyi bir hizmet sunamamaktadır. Yanı sıra, kuruldukları kentlerde sinema ve tiyatro gibi kültürel etkinliklerin bulunduğu mekânlardan ve bu mekânların da akademik yaşamdan uzak olmaları ciddi bir meseledir. Bu nedenle yeni kurulan üniversitelere yetenekli, kaynakları iyi kullanabilen yöneticiler getirilmelidir. Bir üniversitenin Dünya standartlarında bir kurum haline gelmesi için en az 25 ile 50 yıl gerekebilir. On yıllık üniversitelerden 50 yıllık bir üniversite performansı beklemek doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Türkiye’de araştırmamıza konu olan son on yıl içinde kurulan üniversite rektörlerinin Cumhuriyeti’mizin 100.yılına yakışır bir vizyon ve hedef koymaları geleceğimiz açısından kayda değer bir gelişme olarak görülmelidir. Bolay (2011), üniversitelerin içinden çıktığı toplumun kültürüne eğilmesinin öneminin yanında, ülkenin ve dünyanın bilim ve teknolojisinin gelişmesine nasıl katkıda bulunacağına yönelik vurgu yapmıştır. Ayrıca Koçyiğit ve Eğmir (2015) yaptıkları çalışmada, üniversite eğitiminin günümüzde artık entelektüel bir amaç değil işlevsel bir araç ve yararcı paradigmanın etkisinde yürütülen bir eğitim faaliyeti haline geldiği sonucuna ulaşmıştır. Sonuçlarımız, bu çalışmaların sonuçları ile uyum göstermektedir. Rektörler kanunun verdiği yetkilere dayanarak adeta bir Ortaçağı derebeyi değil beşeri ve mali kaynağı doğru ve bilinçli bir şekilde değerlendiren yöneticiler olmalı; bunu gerçekleştirirken objektif, adil, demokratik ve katılımcı yönetim anlayışına sahip olmalıdırlar. Maalesef kültürümüz her şeyi liderden bekleyen bir yapı sunmakta, akademi de kısmen bu etki altında işlemektedir. Bu yüzden rektörler, sadece akademik birimlerden gelecek teklifleri beklemek yerine, Dünyada yükseköğretimin gelişimini takip etmeli, eskimiş olanların yürürlükten kaldırılması, araştırma ve yayın faaliyetlerinin desteklenmesi ve yeni araştırma alanlarının açılması konusunda aktif olmalıdırlar. Geleceğe güvenle bakan bir üniversitenin kaynaklarını düzgün ve doğru yerde değerlendirmelidirler. Ayrıca yeni üniversitelerin doğru gelişme stratejileri ile yerel, bölgesel ve ulusal kalkınmada önemli bir katalizör görevi üstleneceği düşünülmektedir.

    TEŞEKKÜR
    Bu çalışmaya katkılarından dolayı Yıldız Teknik Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Niyazi KAHVECİ ile Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serhat ARSLAN’a ve İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Doktora Öğrencisi Cafer VAYNİ’ye teşekkür ederim.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Arabacı, İ. B. (2014). Üniversitelerin misyon ifadelerinin tematik olarak incelenmesi, Kastamonu Eğitim Dergisi, 22(2), 701-716.

    2) Benek, İ., & Yıldız, İ. (2011). Yükseköğretimde inovasyon: Yeni yönelişler ve sorunlar, Uluslararası Yükseköğretim Kongresi, İstanbul: 814-821.

    3) Bilgin, V. (2009). Türkiye’de üniversite sorunu ve üniversite çalışanları üzerine bir araştırma. Eğitim-Sen. Retrieved from http:// www.turkegitimsen.org.tr/lib_basili/94.pdf

    4) Bolay, H. (2011). Çağdaş Üniversitede Neler Önem Kazanmaktadır? Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 1(3), 105-112.

    5) Çelik, A. (1994). Yeni üniversitelerde kütüphane sorunu. Türk Kütüphaneciliği, 8(4), 266-271.

    6) Çınar İ. (2008). Üniversite ve bazı sorunları, Eğitişim Dergisi, 18. Retrieved from http://www.egitisim.gen.tr/tr/index.php/ arsiv/sayi-11-20/sayi-18-gundem-subat-2008/232-universiteve- bazi-sorunlari

    7) Doğan, S. (2016). Rektörlerin gözüyle üniversitelerimiz, İstanbul: Akıl Fikir Yayınları.

    8) Devlet Planlama Teşkilatı (DPT). (2000). Sekizinci beş yıllık kalkınma planı (2000-2005), Ankara.

    9) Devlet Planlama Teşkilatı (DPT). (2006). Dokuzuncu beş yıllık kalkınma planı (2007-2013), Ankara.

    10) Günay, D. & Kılıç, M. (2011). Cumhuriyet dönemi Türk yükseköğretiminde rektör seçimi ve atamaları, Yükseköğretim Dergisi, 1(1), 34–44.

    11) Günay, D., & Günay, A. (2011). 1933’den Günümüze Türk Yükseköğretiminde niceliksel gelişmeler, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi 1(1), 4-23.

    12) Günay D., & Özer M. (2016). Türkiye’de meslek yüksekokullarının 2000’li yıllardaki gelişimi ve mevcut zorluklar. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 6(1), 1-12.

    13) Gürüz, K. (2008). Yirmi birinci yüzyılın başında Türk milli eğitim sistemi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.

    14) Huggins, R., & Cooke P. (1997). The Economic Impact Of Cardiff University: Innovation, Learning and Job Generation. Geo Journal, 41(4), 325-337.

    15) İbicioğlu, H., Taş, S. & Özmen, İ. (2010). Üniversite eğitiminin girişimcilik düşüncesinin değişimine etkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir uygulama, Uluslararası Alanya İşletme Fakültesi Dergisi, 2(1), 53-74. Retrieved from file:///C:/Users/ user/Downloads/5000051248-5000069113-1-PB.pdf

    16) Karahan, Ö. & Karahan, A. Y. (2012). Üniversitelerin meseleleri, Yükseköğretim Dergisi, 2(2), 80-84.

    17) Karakütük, K., & Özdemir, Y. (2011). Bilim insanı yetiştirme projesi (BİYEP) ve öğretim üyesi yetiştirme programının (ÖYP) değerlendirilmesi, Eğitim ve Bilim, 36(161), 26-38.

    18) Kavili Arap, S. (2010). Türkiye yeni üniversitelerine kavuşurken: Türkiye’de yeni üniversiteler ve kuruluş gerekçeleri, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 65(1), 1-29. Retrieved from http://www.politics.ankara.edu.tr/dergi/ pdf/65/1/sultankaviliarap.pdf

    19) Küçükcan, T. & Gür, B.S. (2009). Türkiye’de yükseköğretim: Karşılaştırmalı bir analiz. Ankara: Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Yayınları.

    20) Koçyiğit, M. & Eğmir, E. (2015). Higher education, why and how: A glance from the perspective of university students. Route Educational and Social Science Journal, 2(4), 241-256. Retrieved from http://www.ressjournal.com/ Makaleler/485012983_15%20Eray%20E%C4%9Fmir.pdf

    21) Marginson, S., & Rhodes, G. (2002). Beyond national states, markets, and systems of higher education, Higher Education,43, 281-309.

    22) Merriam, S. (2013). Nitel araştırma: Desen ve uygulamalar için bir rehber. Ankara: Nobel Yayıncılık.

    23) Ortaş, İ. (2002). Üniversitelerin Sorunları I. Bilim, Eğitim ve Düşünce Dergisi, 2(4), 3.

    24) Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ). (2011). Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması: Görüş ve öneriler, Ankara: Komisyon Raporu. Retrieved from http://www.metu.edu.tr/system/ files/ODTU_Komisyon%20Raporu_18Tem.pdf

    25) Özcan, M. (2013). Okulda üniversite, İstanbul: TÜSİAD Yayınları.

    26) Özdem, G., & Sarı, E. (2008). Yükseköğretime yeni bakış açılarıyla birlikte yeni kurulan üniversitelerden beklenen işlevler. Bilim Eğitim ve Düşünce Dergisi, 8(1), 8.

    27) Patton, M. O. (1990). Qualitative Evaluation and Research Methods. Designing Qualitative Studies. Beverly Hills, CA: Sage: 169-186. Retrieved from http://legacy.oise.utoronto.ca/ research/field-centres/ross/ctl1014/Patton1990.pdf

    28) Sargın S. (2007). Türkiye’de üniversitelerin gelişim süreci ve bölgesel dağılım, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(5), 133-150.

    29) Sönmez, V. (2008). Eğitim felsefesi, Ankara: Anı Yayınları.

    30) Söyler İ. & Karataş S. (2011). Türkiye’de özel yükseköğretim kurumlarının kuruluşu ve finansmanı, Maliye Dergisi, 160, 57-72.

    31) Strauss, A. L. (1987). Qualitative Analysis for Social Scientists. San Francisco: Cambridge University Press.

    32) Şen, Z. (2012). Türkiye’de yükseköğretim sistemi eleştirileri ve öneriler. Yükseköğretim Dergisi, 2(1), 1-9.

    33) Şenses, F. (2007). Uluslararası gelişmeler ışığında Türkiye yükseköğretim sistemi: Temel eğilimler, sorunlar, çelişkiler ve öneriler (pp. 1-31). Ankara: Middle East Technical University Economic Research Center. Retrieved from http://www.erc. metu.edu.tr/menu/series07/0705.pdf

    34) Tekneci P. D. (2016). Evolution of Turkish higher education system in the last decade, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 6(3), 277- 287.

    35) Tozlu, N. (2014). Eğitimden felsefeye. Bayburt: Bayburt Üniversitesi Yayınları.

    36) Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD). (2003). Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması: temel ilkeler. İstanbul: Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yayınları.

    37) Uysal, H. T., & Çatı, K. (2016). Yükseköğretim kurumlarındaki yöneticilerin girişimci üniversite algılamalarında iş ve örgüt psikolojisinin etkisi. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 6(1), 77-93

    38) Ülken, H. Z. (2001). Eğitim Felsefesi, İstanbul: Ülken Yayınları.

    39) Vaira, M. (2004). Globalization and higher education organizational change: A framework for analysis. Higher Education, 48, 483–510.

    40) Yıldırım, A. & Şimşek, H. (2011). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayınevi.

    41) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) (2007). Türkiye’nin yükseköğretim stratejisi. Ankara: Meteksan A.Ş. Retrieved from http:// www.yok.gov.tr/documents/10279/30217/yok_strateji_ kitabi/27077070-cb13-4870-aba1-6742db37696b

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Şu ana kadar web sayfamız 19219974 defa ziyaret edilmiştir.