Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2019, Cilt 9, Sayı 1, Sayfa(lar) 078-089
[ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
DOI: 10.5961/jhes.2019.311
Matematik ile İlgili Düşünceler Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
Yasemin KATRANCI
Kocaeli Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kocaeli, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Matematik, Düşünce, Ölçek geliştirme, Geçerlik, Güvenirlik
Öz
Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerini belirlemeye yönelik bir ölçeğin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Geliştirilen ölçeğin sınanması amacıyla da cinsiyet ve sınıf seviyesi değişkenlerine göre bir değerlendirme yapılmıştır. Bu amaçla çalışma, tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışma grubu, uygun örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Bu bağlamda çalışma 659 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin faktör yapısının ortaya konulması için açımlayıcı faktör analizi, elde edilen yapının sınanması için de doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Madde analizleri yapılmış, ardından ölçeğin güvenirliğinin ortaya konulması için de Cronbach alfa hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi neticesinde ölçeğin iki faktörden meydana geldiği belirlenmiştir. Bu faktörler olumlu düşünceler ve olumsuz düşünceler şeklinde adlandırılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ise geliştirilen ölçeğin mükemmel derecede uyum sergilediği ortaya konulmuştur. Madde analizi sonuçları, ölçekteki maddelerin yüksek geçerliğe sahip ve yeterince ayırt edici maddeler olduklarını göstermiştir. Güvenirlik analizleri neticesinde hem ölçeğin, hem de alt faktörlerinin yeterince güvenilir oldukları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda geliştirilen ölçeğin, ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerinin belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucu elde edilmiştir. Ek olarak cinsiyet değişkeninin matematik ile ilgili düşüncelerde düşük bir etkiye sahip, sınıf seviyesi değişkeninin ise yüksek bir etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur.
  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Matematik tanımlanması en zor kavramların başında gelmektedir. Bunun sebebi toplumda yaygın olarak biliniyor gibi görünmesine rağmen aslında biraz çekinilen bir yapısının olması olabilir. Matematiği tanımlamaya çalışanların en çok tercih ettikleri yöntem ise onun bazı özelliklerini sıralamaktır (Umay, 2002). Türk Dil Kurumunda (TDK) verilen tanıma göre matematik, sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlere verilen ortak addır (“Matematik”, t. y.). De Corte (2004) tarafından ise matematik, yaşamın soyutlanmış biçimi olarak ifade edilmektedir. Matematik, sadece hesaplamalardan ibaret olmayıp (Umay, 2002), tüm olası örüntülerin incelenmesi (Baki & Bell, 1997) ve problem çözmede etkin bir araç (Baykul, 2009) olarak da görülmektedir. Ayrıca matematik, bireylerin günlük hayatta problem çözmede başvurduğu sayma, ölçme, çizme ve hesaplama iken insanda mantıklı düşünmeyi geliştiren bir sistem olarak görülmektedir (Şengül & Katrancı, 2012). Matematik karşımıza bir dil olarak çıkmakta, onun kural ve kavramlarını bilenler için anlamlı olarak değerlendirilirken, kavram ve kurallarını öğrenmemişler için ise ‘yok’ kabul edilmektedir (Umay, 2002). Bilimde olduğu kadar günlük yaşamımızda da kullandığımız bir araç olan (Öcalan, 2004) ve günlük yaşantımızın birçok anında (örneğin alışverişe gittiğimizde verilen paranın üstünü saymada olduğu gibi), karşımıza çıkan matematiği yok saymak mümkün müdür? Sadece kavram ve kurallarını öğrenmemiş olmak onu yok saymamıza yeterli midir? Bunun sebebi matematiğin zor olarak kabul edilen bir ders olması olabilir mi?

    Öğrenciler genellikle matematiği herkesin yapamayacağı ve zor bir alan olarak görmektedirler (Adnan & Zakaria, 2010; Kayaaslan, 2006). Eğitimlerinin ilk basamağından itibaren korkulu bir rüya haline gelen matematik öğrenciler için zor ve sıkıcı, öğretmenler için ise öğrencinin ilgisinin düşük olduğu ve öğretimi zor bir ders olarak algılanmaktadır (Öcalan, 2004; Peker & Mirasyedioğlu, 2003). Bu sebeple de öğrenciler matematik yapabilmek için uğraşmak yerine onu ‘yok’ saymayı tercih ediyor olabilirler. Matematiği ‘yok’ sayma nedenlerinden bir diğeri, ona karşı bireylerin çoğunlukla negatif tutuma ve inançlara sahip olması olabilir mi?

    Tutum kavramı genel olarak bir şeye karşı hoşlanma veya hoşlanmama durumu olarak belirtilmektedir. Örneğin, “matematikten hoşlanmıyorum” ifadesi, matematiğe yönelik olumsuz tutum olarak ifade edilebilmektedir. Di Martino ve Zan (2001), matematiğe yönelik tutumu iki yaklaşımla belirtmektedirler. Bu yaklaşımlardan ilki, matematiğe yönelik duygusal eğilim olarak belirtilmektedir. İkinci yaklaşımda ise tutum üç bileşenle tanımlanmaktadır. Bu bileşenler duygusal cevap, inanç ve davranış olarak karşımıza çıkmaktadır. Tutum, gözle görülebilecek bir şey olmayıp öğrenciler matematikten hoşlanıp hoşlanmama durumlarını duyguları, beklentileri ve değerleri ile gösterebilirler (Hannula, 2002). Bu bağlamda matematiğe yönelik tutum inanç, davranışlar ve duygusal cevaplarla ortaya konan matematikten hoşlanıp hoşlanmama hali olarak ifade edilebilir. Görüldüğü gibi tutum kavramı açıklanırken inançlardan yararlanılmaktadır. Bu noktada inançlar ve tutumların birbiri ile ilişkili olduğu görülmektedir. Ancak bu ilişki, çoğu zaman bu iki kavramın karıştırılmasına neden olmaktadır (Ernest, 1989; Pajares, 1992; Thompson, 1992).

    İnanç, bireylerin yaşantıları boyunca oluşan kişisel değer yargıları olarak ifade edilmektedir (Raymond, 1997). Bu bağlamda matematiğe yönelik inançlar ise bireylerin matematiksel yaşamları boyunca edinmiş oldukları matematiğe yönelik kişisel değer yargıları olarak tanımlanabilir. Genel olarak öğrencilerin matematikle ilgili düşüncelerinin sözel veya yazılı biçimde ifade edilmesiyle karşımıza çıkan ve matematiğin her şey hakkında tek bir cevabının olduğu yararsız, zor, formüllerin hatırlanmasını gerektiren bir ders olduğu yönünde inançları mevcuttur (Liljedahl, 2005).

    Bu noktada tutum ve inanç kavramları duyuşsal özellikler olarak (DeBellis & Goldin, 2006; McLeod, 1992) görülmekte olup matematiğe ilişkin duyuş, öğrencilerin matematiği öğrenen bireyler olarak kendileri hakkındaki görüşleri (Reyes, 1984) olarak tanımlanabilmektedir. Tutumların en az üç eylemi içerdiği belirtilmiştir. Bu eylemler; düşün, hisset ve davran şeklindedir (Triandis, 1971; akt. Tait-McCutcheon, 2008). Bir bireyin tutum ve inançları onun görüşleri veya düşünceleri olarak gün yüzüne çıkmakta olup bu durum göz önüne alındığında, bu çalışmada ‘matematik düşüncesi’ kavramı, matematik hakkında sahip olunan tutum ve inançların sözel ifadesi olarak ele alınmıştır. Örneğin, bir öğrenci “matematik eğlenceli bir derstir” der ise, bu cümle onun matematiğe yönelik olumlu tutum beslediğinin sözel ifadesidir ve öğrencinin matematik hakkındaki düşüncesi olarak kabul edilmiştir. Bir başka örnek ise “ben matematik yapamam” şeklinde bir inanca sahip olan öğrencinin bunu dile getirmesi onun matematiğe yönelik olumsuz inancının düşünce olarak yansıması şeklinde değerlendirilmiştir.

    Daha öncede ifade edildiği gibi matematiği yok sayma nedenleri onun zor olması yanında ona karşı sahip olunan negatif tutum ve inançlar olabilmektedir. Bu bağlamda da bu noktaların araştırılması önemli görülmektedir. Araştırmaların yapılabilmesi için ise geçerli ve güvenilir ölçme araçlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaçtan hareketle ilgili literatürde matematiğe yönelik tutumu ölçmek amacıyla geliştirilen araçlarla ilgili aşağıdaki çalışmaların yapıldığı belirlenmiştir (bakınız. Tablo 1).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Matematiğe Yönelik Tutumu Ölçmeyi Amaçlayan Ölçme Araçları İle İlgili Çalışmalar

    Bununla birlikte geliştirilen tutum ölçeklerinin kısaltılmış hallerinin geçerlik ve güvenirliğini ortaya koyan çalışmalar da gerçekleştirilmiştir (Lim & Chapman, 2013; Mulhern & Rae, 1998). Ölçekler incelendiğinde matematiğin değeri, matematikten hoşlanma, motivasyon, zevk ve öz-güven vb. gibi alt faktörlerin ortaya çıktığı görülmektedir.

    İnançlara yönelik literatür incelendiğinde ise Peterson, Fennema, Carpenter ve Loef (1989) tarafından geliştirilen inanç ölçeği daha sonra Hacıömeroğlu (2012) tarafından Türk kültürüne uyarlanmıştır. Kloosterman ve Stage (1992) tarafından geliştirilen matematik inanç ölçeği ise Delice, Erden, Yılmaz ve Sevimli (2016) tarafından Türk kültürüne uyarlanmıştır. Bu ölçek daha önce ise Hacıömeroğlu (2011) tarafından Türk kültürüne uyarlanmıştır. Baki ve Bütüner (2010) ise matematiksel bilginin doğasına yönelik bir inanç ölçeği geliştirmişlerdir. Maat, Zakaria ve Nordin (2011), matematiğe yönelik inanç ölçeğini Malezya bağlamında ortaya koymuşlardır. Kandemir ve Gür (2011) matematik inanç ölçeği geliştirmişlerdir. Platas (2015) tarafından ise matematiksel gelişim inanç ölçeği geliştirilmiş, daha sonra bu ölçek Karakuş, Akman ve Ergene (2018) tarafından Türk kültürüne uyarlanmıştır. Yapılan bu çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler ise aşağıda Tablo 2’de sunulmuştur.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Matematiğe Yönelik İnancı Ölçmeyi Amaçlayan Ölçme Araçları İle İlgili Çalışmalar

    Yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde çalışmaların ya öğretmenler ve öğretmen adayları ile ya da lise ve üniversite seviyesinde yapıldığı, bazı çalışmalarda ölçeklerin ülkemiz kültürüne uyarlandığı belirlenmiştir. Ayrıca belirli sınıflarla çalışıldığı ya da büyük örneklemlere ulaşmak için geniş çapta (ilkokuldan üniversiteye gibi) uygulamaların yapıldığı görülmüştür. Ortaokul seviyesinde çok az sayıda çalışmanın olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmaların da 6. 7. ve 8. sınıflar ile gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Bu çalışmada ise ortaokulun tüm seviyelerinde (5. 6. 7. ve 8. sınıflarda) öğrenim gören öğrenciler ile çalışılmıştır. Buradaki amaç, geliştirilen ölçeğin uygulama alanını net olarak ortaya koymaktır.

    İlgili literatürde ölçekler hazırlanırken daha önce geliştirilen ölçeklerden yararlanıldığı görülmüştür. Bu çalışmada, ölçeğin kullanılması planlanan gruptan öğrencilerle bir ön çalışma gerçekleştirilerek, onların matematik ile ilgili düşünceleri alınmıştır. Bu düşüncelerden yola çıkılarak ölçek maddeleri hazırlanmıştır. Bu bağlamda çalışma bizzat hedef grubundan elde edilen veriler çerçevesinde tasarlanmış olup, ortaokulun her seviyesinde öğrenim gören öğrencilere uygulanmıştır. Bu yönüyle çalışma, geniş bir yelpazeye sahip olup diğer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Araştırmacılar açısından ilkokul seviyesinde bir ölçeğin geliştirilmesinde yol gösterici olabileceği düşünülen bu çalışmanın öğretmenler için de yararlı olacağı ön görülmektedir. Öğretmenler derslerine başlamadan önce bu ölçek ile sınıflarındaki matematiğe yönelik algıyı yoklayarak kullanacakları etkinlikleri, materyalleri, kısacası öğrenme ortamlarını matematik başarısını artırıcı yönde düzenleyebilirler. Tüm bu belirtilenler çerçevesinde bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerini belirmeye yönelik bir ölçeğin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Geliştirilen ölçeğin sınanması amacıyla ise cinsiyet ve sınıf seviyesi değişkenlerine göre bir değerlendirme yapılmıştır.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metod
    Araştırma Modeli ve Çalışma Grubu
    Çalışma tarama modeline göre tasarlanmıştır. Bu modelde bir grubun belirli özelliklerini belirlemek amacıyla veri toplanmaktadır (Büyüköztürk, Kılıç-Çakmak, Akgün, Karadeniz, & Demirel, 2012). Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşünceleri belirlenmek istenmektedir. Çalışma grubu ise uygun örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Bu örnekleme yönteminde araştırmacı ihtiyacı olan büyüklükteki gruba ulaşana dek en uygun gruptan başlayarak veri toplamaktadır (Büyüköztürk et al., 2012). Bu bağlamda bu çalışma için veriler İzmir ili Bayraklı ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 659 öğrenciden elde edilmiştir. Çalışmaya katılan öğrenciler ile ilgili bilgiler Tablo 3’te sunulmuştur.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Çalışmaya Katılan Öğrencilerin Dağılımları

    Çalışmaya katılan 659 ortaokul öğrencisinden elde edilen veriler rastgele ikiye bölünmüştür. Bu işlemin amacı, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerini farklı gruplardan elde edilen verilerle yapmaktır. Bu çerçevede birinci grup olarak ayrılan veriler ile açımlayıcı faktör analizi (AFA), madde analizleri ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. İkinci grup olarak ayrılan veriler üzerinde doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. DFA grubundan elde edilen veriler için de güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin birinci ve ikinci gruplara göre dağılımı aşağıda Tablo 4’te verilmiştir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Çalışmaya Katılan Öğrencilerin Birinci ve İkinci Gruplara Dağılımı

    Tablo 4 incelendiğinde 332 öğrenciden elde edilen veriler ile AFA, madde analizleri ve güvenirlik analizleri, 327 öğrenciden elde edilen veriler ile DFA ve güvenirlik analizlerinin gerçekleştirildiği görülebilmektedir.

    Veri Toplama Aracı
    Matematik İle İlgili Düşünceler Ölçeği (MDÖ): Ölçek maddelerinin yazılması için Kocaeli ilindeki bir devlet ortaokulunda öğrenim görmekte olan 215 öğrenciden (5. sınıf 55 öğrenci, 6. sınıf 50 öğrenci, 7. sınıf 55 öğrenci ve 8. sınıf 55 öğrenci olmak üzere) matematik ile ilgili düşüncelerini yazmaları istenmiştir. Elde edilen veriler bir araya getirilerek betimsel olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda 215 öğrencinin matematik ile ilgili 43 farklı görüş bildirdikleri ortaya çıkmıştır. Bu görüşler düzenlenerek 43 maddelik bir ön form oluşturulmuştur. Bu ön form uzman görüşlerinin alınabilmesi için düzenlenmiştir. Hazırlanan uzman görüş formu mesleğinde on yıllık deneyime sahip bir matematik öğretmeni ile iki matematik eğitimi uzmanına gönderilmiştir. Uzman görüşlerinin alınmasından sonra tüm uzman görüş formları bir araya getirilerek maddeler üzerinde tekrar bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmenin ardından 43 maddelik form beşli Likert hale dönüştürülmüştür. Beşli Likert halindeki ölçeğin yanıtlama biçimi ise ‘hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kararsızım, katılıyorum, tamamen katılıyorum’ şeklinde belirlenmiştir. Son olarak ölçeğe cinsiyet ve sınıf seviyesi değişkenleri de eklenerek ölçek uygulama için hazır hale getirilmiştir. Bu haliyle ölçekten alınabilecek en yüksek puan 215 en düşük puan ise 43’tür. Ölçekten alınacak puanın yüksekliği matematik ile ilgili düşüncelerdeki olumluluğu ifade etmektedir. Örneğin, ölçekten 150 alan bir öğrencinin matematik ile ilgili düşünceleri, 120 alan öğrenciye göre daha pozitiftir şeklinde yorumlanmaktadır.

    Veri Analizi
    Ölçeğin faktör yapısının ortaya konulması amacıyla AFA, ortaya konulan yapının sınanması amacıyla da DFA yapılmıştır. Madde analizleri gerçekleştirilerek maddelerin ayırt edicilik ve geçerlik düzeyleri ortaya konulmuştur. Cronbach alfa güvenirliği hesaplanarak ölçeğin ve alt faktörlerin iç tutarlılıkları belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizde bağımsız örneklemler t-testi, sınıf seviyesi değişkenine göre yapılan analizde ise One-Way ANOVA istatistiği kullanılmıştır. t-testi sonrasında belirlenen farka yönelik etki büyüklüğü ise Eta-kare değeri ile belirlenmiştir. Bu değerin 1 ile 0 arasında değiştiği ifade edilmekte olup (Pallant, 2007), yorumlanmasında “0.138=büyük, 0.06=orta ve 0.01=düşük” değerleri dikkate alınmaktadır (Cohen, 1988; akt. Kilmen, 2015). ANOVA testi sonucu etki büyüklüğü ise gruplar arası kareler toplamının toplam kareler toplamına oranından elde edilmektedir ve değerlendirme yukarıda ifade edilen kriterlere göre yapılmaktadır (Kilmen, 2015).

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Sosyal bilimlerde yapı geçerliğine kanıt elde etmek amacıyla sıklıkla kullanılan tekniklerden bir tanesi faktör analizidir (Çokluk, Şekercioğlu, & Büyüköztürk, 2010). Faktör analizi ile belli bir faktör altında toplanan göstergelerin kuramsal yapının göstergesi olup olmadığı sorgulanmaktadır (Green, Salkind, & Akey, 1997). AFA gözlenen ölçümlerdeki kovaryans ve varyansın gizil kaynaklarını bulmak için kullanılmakta olup, test geliştirmenin ilk evrelerinde oldukça kullanışlıdır (Jöreskog & Sörbom, 1993). Bu sebeple bu çalışmada ilk olarak AFA’nın yapılmasına karar verilmiştir. Ancak bu noktada bazı sayıltıların sorgulanması gerekmektedir. Bu sayıltılardan ilki örneklem büyüklüğüdür. Faktör analizi için yeterli örneklem büyüklüğünde 200’ün orta, 300’ün iyi ve 1000’in mükemmel olduğu belirtilmektedir (Comrey & Lee, 1992). Bryman ve Cramer (2001) ise yeterli örneklem büyüklüğünü ölçekte yer alan madde sayısının beş ya da on katı olacak şeklinde belirlemektedirler. Örneğin bir ölçek 20 madde içeriyor ise örneklem büyüklüğünün 100 ile 200 arasında olması yeterli görülmektedir. Bu çalışmada AFA’nın gerçekleştirildiği çalışma grubu sayısı 332’dir. Bu bağlamda ölçekte yer alan madde sayısının yedi katından fazla ve 300’ün üzerinde olması sebebiyle yeterli görülmüştür.

    Örneklem büyüklüğünün analiz açısından uygunluğu Kaiser- Meyer-Olkin (KMO) testi ile de değerlendirilmektedir (Kalaycı, 2005). Bu değerin 0.90 ve üzerinde çıkması ‘mükemmel’ olarak değerlendirilmektedir (Leech, Barrett, & Morgan, 2005). Bu çalışma için hesaplanan KMO değeri 0.948 olup ‘mükemmel’ olarak değerlendirilmiştir. Sınanması gereken diğer bir sayıltı ise verilerin normal dağılımdan gelip gelmediğidir. Bu da Bartlett Küresellik testi ile ortaya konulabilmektedir. Bu test X2 değerini sunmakta olup anlamlılık değerinin 0.05’ten küçük çıkması, verilerin faktör analizi için uygunluğunu ortaya koymaktadır (Şencan, 2005). Bu çalışmada elde edilen Bartlett Küresellik testi sonucu 0.05’ten küçük elde edilmiş (X2=7563.077; p< .05) olup, verilerin analiz için uygun olduğu görülmüştür.

    Gerekli sayıltıların sınanmasının ardından AFA yapılmıştır. Faktör çıkartma yöntemlerinden temel bileşenler analizi belirlenerek ‘Varimax’ dik döndürme yöntemi kullanılmıştır. Faktörlerin belirlenebilmesi amacıyla ise öz değerler istatistiği ve yamaç birikinti grafiği dikkate alınmıştır (Büyüköztürk, 2012). Öz-değerler dikkate alındığında sekiz farklı alt faktörün öz-değer istatistiğinin birden büyük olduğu görülmüştür. Yamaç birikinti grafiği incelendiğinde ise ikinci faktörden sonra grafiğin yatay bir seyir izlediği belirlenmiştir. İlk iki faktöre ilişkin öz değer istatistikleri yeniden incelenerek ölçeğin faktör sayısının iki olmasına karar verilmiştir.

    Bu kararın ardından ise faktör yük değerlerinin incelenmesi gerekmektedir. Çünkü faktör yük değeri maddelerin faktörlerle ilişkisini açıklayan bir katsayıdır (Kline, 1994) ve maddelerin yer aldıkları faktördeki yük değerlerinin yüksek olması beklenmektedir. İlgili literatürde faktör yük değerlerinin 0.30 olması yeterli görülmektedir. Ancak Şencan (2005) bu değere karar vermede örneklem büyüklüğünün de dikkat alınması gerektiğini önermektedir. Örneklem büyüklüğü en az 350 olan çalışmalar için faktör yük değerinin 0.30 olabileceği belirtilmektedir (Kim-Yin, 2004; akt. Çokluk et al., & Büyüköztürk, 2010). Tabachnick ve Fidell (2001) ise 0.32 veya üzerinde bir değerlendirmeyi önermektedirler. Comrey ve Lee (1992) ise 0.32 faktör yük değerinin zayıf olarak değerlendirildiğini belirtmişlerdir. 0.45 vasat ve 0.55 iyi olarak görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın örneklemi ve diğer sunulan bilgiler ışığında faktör yük değerinin 0.55 olmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda faktör sayısı iki, faktör yük değeri 0.55 olacak şekilde analiz yinelenmiştir. Elde edilen sonuçlarda maddelerin binişiklikleri de göz önünde bulundurularak 21 madde ölçekten çıkarılmıştır. 21 maddenin ölçekten çıkarılması ile ölçekte 22 madde kalmıştır. Kalan 22 madde incelenerek hangi maddelerin hangi faktör altında toplandığı ortaya konulmuştur. Aynı faktör altında toplanan maddeler incelenerek faktörlerin isimlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Buna göre, 2., 3., 5., 7., 8., 10., 12., 14., 15. 16, 17., 18., 20. ve 21. maddeler birinci faktör altında toplanmışlar ve bu faktör olumlu düşünceler olarak isimlendirilmiştir. 1., 4., 6., 9., 11., 13., 19. ve 22. maddeler ikinci faktör altında toplanmış ve bu faktör de olumsuz düşünceler olarak isimlendirilmiştir. 22 madde ve iki alt faktörden meydana gelen ölçeğin son hali EK 1’de sunulmuştur. Aşağıda Tablo 5’te ise AFA sonucu elde edilen bulgular verilmiştir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: MD֒nün AFA Sonucu Elde Edilen Bulguları

    Tablo 5’e göre olumlu düşünceler faktörü ile ilgili 14 maddenin olduğu ve bu maddelerin yük değerlerinin 0.588 ile 0.765 arasında değiştiği görülmektedir. Bu faktörün açıkladığı varyans oranı %30.058’dir. Olumsuz düşünceler faktörü ile ilgili sekiz maddenin olduğu ve bu maddelerin yük değerlerinin ise 0.576 ile 0.747 arasında değiştiği belirlenmiştir. Bu faktörün açıkladığı varyans oranı ise %18.650 olarak hesaplanmıştır. Açıklanan toplam varyans oranı da %48.708 olarak elde edilmiştir.

    AFA sonucu ortaya konulan yapının sınanması için yapılan DFA sonucu elde edilen bulgular aşağıda Tablo 6’da sunulmuştur.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 6: MD֒nün DFA Sonucu Elde Edilen Bulguları

    Kline (2005) X2/sd değerinin 2.5’e eşit veya daha küçük olmasını mükemmel uyum olarak değerlendirmektedir. Bu çalışmada için elde edilen bu değer 2.45 olup, ölçeğin mükemmel uyum gösterdiği belirlenmiştir. RMSEA değerinin ise 0.06’ya eşit veya daha küçük olması iyi uyum olarak değerlendirilmektedir (Thompson, 2004). Bu çalışmadaki bu değer 0.06 olup iyi olarak değerlendirilmiştir. NFI ve NNFI değerlerinin ise 0.95’e eşit veya daha yüksek olması mükemmel uyumu işaret etmektedir (Sümer, 2000). Bu çalışmadaki bu değerler sırasıyla 0.95 ve 0.97 olarak hesaplanmış ve mükemmel olarak değerlendirilmişlerdir. CFI değerinin de benzer şekilde 0.95’e eşit veya daha yüksek çıkması mükemmel uyumu ifade etmektedir (Hu & Bentler, 1999). Bu çalışmadaki bu değer 0.97 olup mükemmel uyumu işaret etmiştir. RMR değerinin ise 0.10’a eşit veya daha düşük olması vasat uyumu belirtmektedir (Kline, 2005). Bu çalışma elde edilen bu değer 0.09 olup vasat olarak değerlendirilmiştir. SRMR değeri ise 0.05’e eşit veya daha düşük ise mükemmel uyum olarak belirtilmektedir (Brown, 2006). Bu çalışmadaki bu değer 0.05 olup mükemmel uyum sergilemiştir.

    Daha sonra madde analizi kapsamında madde-kalan, maddetoplam korelasyonları hesaplanmış, alt %27’lik ve üst%27’lik gruplar belirlenerek t-testi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular aşağıda Tablo 7’de sunulduğu gibidir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 7: MD֒nün Madde Analizleri Sonucu Elde Edilen Bulguları

    Tablo 7 incelendiğinde olumlu düşünceler faktörü ile ilgili maddelerin madde toplam korelasyonlarının 0.383 ile 0.656 arasında, madde kalan korelasyonlarının 0.434 ile 0.705 arasında değiştiği görülmektedir. Olumsuz düşünceler faktörü ile ilgili maddelerin ise madde toplam korelasyonlarının 0.259 ile 0.570 arasında, madde kalan korelasyonlarının ise 0.331 ile 0.625 arasında değiştiği belirlenmiştir. Ölçek ile alt faktörleri, alt faktörlerin de birbiri arasındaki ilişkiler de hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular Tablo 8’de verilmiştir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 8: MDÖ ve Alt Faktörleri Arasındaki İlişkiler

    Korelasyon katsayının 0.30-0.70 arasında olması orta, 0.70- 1.00 arasında olması yüksek düzeyde ilişkiyi ifade etmektedir (Büyüköztürk, 2012). Tablo 8 incelendiğinde ölçek alt faktörlerinin birbiri ile orta düzeyde ilişkili olduğu, alt faktörlerin ölçek ile yüksek düzeyde ilişkili olduğu görülmektedir.

    Güvenirlik analizleri için ise hem AFA verilerine ilişkin hem de DFA verilerine ilişkin analizler yapılmıştır. İlk olarak AFA verileri kullanılarak elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bağlamda ilk olarak 43 maddelik ölçeğin güvenirliği hesaplanmış ve 0.950 sonucu elde edilmiştir. 21 maddenin ölçekten çıkarılması ile kalan 22 maddeden oluşan ölçeğin tümüne ait Cronbach alfa güvenirliği ise 0.902 olarak hesaplanmıştır. Olumlu düşünceler alt faktörünün Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.913, olumsuz düşünceler alt faktörünün Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ise 0.846 olarak elde edilmiştir. DFA verileri ile gerçekleştirilen güvenirlik analizleri sonucu ölçeğin 22 maddelik tüm haline ilişkin Cronbach alfa katsayısı 0.913 olarak, olumlu düşünceler faktörüne ilişkin güvenirlik katsayısı 0.922 olarak ve olumsuz düşünceler faktörüne ilişkin güvenirlik katsayısı 0.839 olarak elde edilmiştir.

    Ölçeğin sınanması amacıyla ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerinin cinsiyet ve sınıf değişkenlerine göre değişip değişmediği sorgulanmıştır. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular aşağıda Tablo 9’da verilmiştir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 9: Matematik ile ilgili Düşüncelerin Cinsiyete Göre Durumu

    Tablo 9 incelendiğinde ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerinin cinsiyetlerine göre manidar bir şekilde farklılaştığı görülmektedir (t330=2,280; p<.05; Eta kare=0.02). Kız öğrencilerin matematik ile ilgili düşünce puan ortalamaları erkek öğrencilerin puan ortalamalarına göre daha yüksektir. Puanlarda meydana gelen bu değişimin %2’si cinsiyet değişkeni ile açıklanabilmektedir ve cinsiyet değişkeninin matematik ile ilgili düşüncelerde düşük bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Sınıf seviyesi değişkenine yönelik elde edilen bulgular aşağıda sunulmuştur.

    Tablo 10’a göre ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerinin sınıf seviyesi değişkenine göre manidar bir şekilde farklılaştığı görülmektedir (F2;328=23.937; p<.05). Beşinci (X=84.50; s=12.80) ve altıncı (X =81.65; s=15.12) sınıfta öğrenim gören öğrencilerin yedinci (X =68.59; s=15.19) ve sekizinci (X =69.47; s=13.97) sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre matematik ile ilgili düşüncelerinin daha pozitif olduğu belirlenmiştir. Matematik ile ilgili düşüncelerdeki değişikliğin %17.96’sı sınıf seviyesi ile açıklanmaktadır ve ‘sınıf seviyesi matematik ile ilgili düşüncelerde yüksek bir etkiye sahiptir’ denilebilir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 10: Matematik ile İlgili Düşüncelerin Sınıf Seviyesine Göre Durumu

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerini belirlemek üzere yapılan bu çalışmada ilk olarak 215 ortaokul öğrencisinin matematik ile ilgili görüşleri alınarak bir madde havuzu oluşturulmuştur. Uzman görüşlerinin alınabilmesi için ise bu maddeler uzman görüş formuna göre düzenlenmiştir. Uzman görüşlerinin alınmasının ardından ölçek uygulamaya hazır hale getirilmiş ve uygulama gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analize hazır hale getirilmesinden sonra ise faktör yapısının belirlenebilmesi için AFA yapılmıştır. AFA sonucunda ölçeğin 22 madde ve iki faktörden meydana geldiği ortaya konmuştur. Elde edilen faktörler olumlu düşünceler ve olumsuz düşünceler olarak isimlendirilmiştir. Duatepe ve Çilesiz (1999) tarafından geliştirilen ölçekte de ilgi ve sevgi ile korku ve güven alt faktörleri ortaya konulmuştur. İlgi ve sevgi alt faktörü bu ölçek için olumlu düşünceler faktörü ile korku ve güven alt faktörü de bu ölçek için olumsuz düşünceler faktörü ile eşleştirilebilir. Bu durumda çalışmaların paralellik gösterdiği söylenebilir. Bununla birlikte bu çalışma, sadece iki faktörlü yapısı ile diğer çalışmalardan (Duatepe & Çilesiz, 1999; Majeed et al., 2013; Önal, 2013; Palacios et al., 2014; Sandman, 1980; Tapia, 1996; Tapia & Marsh, 2004) ayrılmaktadır.

    Olumlu düşünceler (14 madde) alt faktörünün açıkladığı varyans oranı %30.058, olumsuz düşünceler (sekiz madde) alt faktörünün açıkladığı varyans oranı ise %18.650 olarak bulunmuştur. Ölçeğin toplam açıkladığı varyans oranı ise %48.708 olarak elde edilmiştir. Bu oranın çok faktörlü desenlerde %40 ile %60 arasında değişmesi önerilmektedir (Çokluk et al., 2010). Bu bağlamda elde edilen toplam varyans oranı yeterli görülmüştür.

    İki faktör ve 22 maddeden meydana gelen ölçeğin doğrulanması amacıyla DFA yapılarak X2/sd oranı 2.45 olarak ortaya konulmuştur. Bu değerin 2.5’e eşit ya da daha düşük olması yapının mükemmel uyum (Kline, 2005) sergilediğini ortaya koyduğundan AFA ile ortaya çıkan faktör yapısının mükemmel uyum sergilediği sonucu elde edilmiştir. Diğer uyum indekslerinin de yeterli düzeyde uyumu işaret ettiği görülmüştür (bakınız, Tablo 6).

    Madde analizlerine göre ise ölçekte yer alan maddelerin ayırt edicilikleri ve geçerlikleri ortaya konulmuştur. Ölçeğin alt faktörleri ile alt faktörlerinde kendi aralarındaki korelasyonları incelenmiştir. Olumlu düşünceler alt faktörü ile ölçek arasındaki korelasyon katsayısı 0.896, olumsuz düşünceler alt faktörü ile ölçek arasındaki korelasyon katsayısı ise 0.733 olarak elde edilmiştir. Büyüköztürk (2012), korelasyon katsayısının 0.70 ile 1.00 arasında olmasını yüksek düzeyde bir ilişki olarak ifade etmektedir. Bu bağlamda ölçek ile alt faktörleri arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu, ölçek alt faktörlerinin ölçeği yansıttığı ortaya çıkmıştır. Alt faktörlerin kendi aralarındaki korelasyon katsayısı ise 0.355 olarak elde edilmiştir. Büyüköztürk (2012), korelasyonun 0.30 ile 0.70 arasında olmasını ise orta düzeyde bir ilişki olarak belirtmektedir. Bu bağlamda ise alt faktörler arasında orta düzeyde bir ilişkinin olduğu ortaya konulmuştur. Faktörler arasındaki korelasyon katsayısının 0.60 ve üzerinde olması faktörlerin birbiri ile bağımlı olduğunu ifade etmektedir. Bu bağımlılık faktörlerin ayrı birer alt ölçek olarak değerlendirilmemesini gerektirmektedir (Engs, 1996). Bu çalışmada elde edilen faktörler arası ilişkinin orta düzeyde olması birbirlerinden bağımsız olduklarının göstergesi olarak kabul edilmiştir.

    AFA ile faktör yapısın belirlenen, DFA ile ortaya konulan yapısı sınanan, madde analizleri ile maddelerinin ayrıt ediciliği ve geçerliği ortaya konulan ölçeğin son olarak güvenirlik analizleri yapılmıştır. 22 Maddeden meydana gelen ölçeğin tümüne ilişkin Cronbach alfa katsayısı 0.902 olarak elde edilmiştir. Olumlu düşünceler alt faktörü için hesaplanan Cronbach alfa değeri 0.913, olumsuz düşünceler alt faktörü için hesaplanan Cronbach alfa değeri ise 0.846’dır. Güvenirlik katsayılarının 0.70’den yüksek olmasının genelde ‘yeterli’ olarak değerlendirilmesi belirtildiğinden (Büyüköztürk, 2012), elde edilen tüm güvenirlik katsayıları ‘yeterli’ kabul edilmiştir.

    Sonuçta, ortaokul öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerini belirmeye yönelik 22 madde ve iki faktörden meydana gelen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Ölçeğin ilkokul seviyesinde kullanımının uygunluğu araştırılmalıdır. Bunun için de, çalışma grubu ilkokul öğrencilerinden oluşan yeni bir çalışmanın yapılması önerilmektedir. Geliştirilen bu ölçek, alan araştırmalarında kullanılabileceği gibi öğretmenler tarafından da kullanılabilir. Özellikle öğretmenler derslerine başlamadan önce öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerini sorgulayarak öğrenme ortamlarını olumsuz düşüncelerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak düzenleyebilir; ölçeğin uygulanması sonucu elde edilecek sonuçlardan yola çıkarak derslerde kullanılabilecek materyalleri belirleyebilirler.

    Ölçeğin geliştirilmesinin ardından işlerliğinin sınanması amacıyla cinsiyet ve sınıf seviyesi değişkenlerine göre de bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda cinsiyet değişkeninin matematik ile ilgili düşünceler üzerinde düşük bir etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bu durum, matematik ile ilgili düşüncelerin olumlu veya olumsuz olmasında cinsiyete göre anlamlı bir farklılığın olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Etkinin düşük olmasına rağmen kız öğrencilerin matematik ile ilgili düşünce puan ortalamalarının erkek öğrencilere göre az bir farkla yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu fark iki ana faktörle açıklanmaya çalışılmıştır. Bunlardan ilki kız ve erkeklerdeki biyolojik farklılıklar, diğeri ise sosyal ve çevresel faktörlerdir (Leder, 1992). Bu farkın kaynağının biyolojik farklılıklar mı, yoksa sosyal ve çevresel faktörler mi olduğu, ilerleyen çalışmalarda sorgulanabilir. Ölçeğin uygulanmasının ardından, yarı-yapılandırılmış görüşmeler ile ortaya çıkan bu fark araştırılabilir. Böylece nicel bir şekilde ortaya konulan farkın kaynağı nitel olarak da ortaya konulmuş olur. Bu da matematik ile ilgili olumlu düşüncelerin geliştirilmesine, matematik derslerinde kullanılacak materyallerin veya oyunların belirlenmesinde yön gösterici olabilir. Else-Quest, Hyde ve Linn (2010) yaptıkları meta analiz çalışmasında 2003 TIMSS (Trends in International Mathematics and Science Study=Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) ve 2003 PISA (Programme for International Students Assessment=Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) verilerini kullanarak cinsiyet değişkenine göre öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarını incelemişlerdir. Sonuç olarak, erkek öğrencilerin kızlara göre matematiğe yönelik daha pozitif tutuma sahip olduklarını ortaya koymuşlardır. Bu bağlamda çalışmalar farklılık göstermektedir. Olumlu düşüncelerin olumlu tutumların işaretçisi olduğu düşünülürse, ilerleyen çalışmalarda geliştirilen bu ölçek ve matematiğe yönelik tutum ölçeği de kullanılarak bir çalışmanın yapılması çalışmalar arasındaki bu farklılığın daha net anlaşılmasına ışık tutabilir.

    Sınıf seviyesi değişkenine göre yapılan analizde ise beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin matematik ile ilgili düşüncelerinin yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerine göre daha olumlu olduğu ortaya konulmuştur. Taşdemir (2008), 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının sınıf seviyesine göre anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşmıştır. Tutumun sınıf seviyesi arttıkça azaldığına değinen Taşdemir, bunun sebebini ise öğrenmeye yönelik isteğin azalması ve matematiği başaramama korkusu olarak belirtmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçta benzerdir. Sınıf seviyesi arttıkça matematik ile ilgili olumlu düşüncelerde azalma meydana gelmiştir. Bunun sebebi matematiği başaramama korkusu olabileceği gibi bu durum giderek zorlaşan matematik konularından da kaynaklanıyor olabilir. Benzer şekilde Köğce, Yıldız, Aydın ve Altındağ (2009), sekizinci sınıf öğrencilerinin tutumlarının altıncı sınıf öğrencilerinkine göre daha düşük olduğunu ortaya koymuşlardır. Matematiğe yönelik giderek azalan olumlu tutum veya düşüncelerin nedenlerinin araştırıldığı çalışmaların yapılması önemli görülmektedir.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Adnan, M., & Zakaria, E. (2010). Exploring beliefs of pre-service mathematics teachers: A Malaysian perspective. Asian Social Science, 6(10), 152-159.

    2) Aiken, L. R. (1974). Two scales of attitude toward mathematics. Journal for Research in Mathematics Education, 5, 67-71.

    3) Baki, A., & Bell, A. (1997). Ortaöğretimde matematik öğretimi. Ankara: Yükseköğretim Kurulu/Dünya Bankası Milli Eğitimi Geliştirme Projesi.

    4) Baki, A., & Bütüner, S. Ö. (2010). Matematiksel bilginin doğasına yönelik bir inanç ölçeği geliştirme çalışması. e-journal of New World Science Academy, 5(4), 1993-2005.

    5) Baykul, Y. (2009). İlköğretimde matematik öğretimi (1-5. sınıflar). Ankara: Pegem Akademi.

    6) Brown, T. A. (2006). Confirmatory factor analysis for applied research. NY: Guilford Publications, Inc.

    7) Bryman, A., & Cramer, D. (2001). Quantitative data analysis with SPSS release 10 for windows: A guide for social scientists. London: Routledge.

    8) Büyüköztürk, Ş. (2012). Sosyal bilimler için veri analizi el kitabı. Ankara: Pegem Akademi.

    9) Büyüköztürk, Ş., Kılıç-Çakmak, E., Akgün, Ö. E., Karadeniz, Ş., & Demirel, F. (2012). Bilimsel araştırma yöntemleri. Ankara: Pegem Akademi.

    10) Comrey, A., & Lee, H. (1992). A first course in factor analysis. Hillsdale, N. J.: Erlbaum.

    11) Çokluk, Ö., Şekercioğlu, G., & Büyüköztürk, Ş. (2010). Sosyal bilimler için çok değişkenli istatistik SPSS ve LISREL uygulamaları. Ankara: Pegem Akademi.

    12) DeBellis, V. A., & Goldin, G. A. (2006). Affect and meta-affect in mathematical problem solving: A representational perspective. Educational Studies in Mathematics, 63, 131-147.

    13) De Corte, E. (2004). Mainstreams and perspectives in research on learning (mathematics) from instruction. Applied Psychology, 2(53), 279-310.

    14) Delice, A., Erden, S., Yılmaz, K., & Sevimli, E. (2016). Matematik inanç ölçeğinin Türkçeye uyarlanmasına yönelik geçerlik ve güvenirlik çalışması. Kastamonu Eğitim Dergisi, 24(2), 737-754.

    15) Duatepe, A., & Çilesiz, Ş. (1999). Matematik tutum ölçeği geliştirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 16(17), 45-52.

    16) Di Martino, P., & Zan, R. (2001). Attitude toward mathematics: Some theoretical issues. In M. van den Heuvel-Panhuizen (Ed.), Proceedings of the 25th Conference of the International Group for the Psychology of Mathematics Education III (pp. 209-216). Utrecht, Netherlands: Freudenthal Institute, University of Utrecht.

    17) Else-Quest, N. M., Hyde, J. S., & Linn, M. C. (2010). Cross-national patterns of gender differences in mathematics achievement, attitudes, and affect: A meta-analysis. Psychological Bulletin, 136, 103-127.

    18) Engs, R. C. (1996). Construct validity and re-assessment of the reliability of the health concern questionnaire. In H. L. Robert, Feldman & J. H. Humphrey (Eds.), Advances in health education/current research (pp. 303-313). New York: AMS Press Inc.

    19) Ernest, P. (1989). The impact of beliefs on the teaching of mathematics. In P. Ernest (Ed.), Mathematics teaching: The state of the art (pp. 249–253). New York: Falmer.

    20) Green, S. B., Salkind, N. J., & Akey, T. M. (1997). Using SPSS for windows: Analyzing and understanding data. NJ: Prentice Hall, Inc.

    21) Hacıömeroğlu, G. (2011). Matematiksel problem çözmeye ilişkin inanç ölçeğinin Türkçeye uyarlama çalışması. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 17, 119-132.

    22) Hacıömeroğlu, G. (2012). Matematik inanç ölçeğinin Türkçeye uyarlama çalışması. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 21(3), 175-184.

    23) Hannula, M. S. (2002). Attitude towards mathematics: Emotions, expectations, and values. Educational Studies in Mathematics, 49(1), 25-46.

    24) Hu, L., & Bentler, P. M. (1999). Cutoff criteria for fit indexes in covariance structure analysis: Conventional criteria versus new alternatives. Structural Equation Modeling, 6, 1-55. doi: 10.1080/10705519909540118.

    25) Jöreskog, K. G., & Sörbom, D. (1993). Lisrel 8: Structural equation modeling with the simplis command language. Lincolnwood: Scientific Software International Inc.

    26) Kalaycı, Ş. (2005). Faktör analizi. In Ş. Kalaycı (Ed.), SPSS uygulamalı çok değişkenli istatistik teknikleri (pp. 321-331). Ankara: Asil Yayın Dağıtım Ltd. Şti.

    27) Kandemir, M. A., & Gür, H. (2011). Ortaöğretim öğrencilerinin matematik hakkındaki inançlarını belirlemeye yönelik matematik inanç ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik çalışması. e-journal of New World Science Academy, 6(2), 1490-1511.

    28) Karakuş, H., Akman, B., & Ergene, Ö. (2018). The Turkish adaptation study of the mathematical development beliefs scale. Pegem Eğitim ve Öğretim Dergisi, 8(2), 211-218, doi: 10.14527/ pegegog.2018.009.

    29) Kayaaslan, A. (2006). İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin matematiğin doğası ve matematik öğretimi hakkındaki inançları (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi). Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

    30) Kilmen, S. (2015). Eğitim araştırmaları için SPSS uygulamalı istatistik. Ankara: Edge Akademi.

    31) Kline, P. (1994). An easy guide to factor analysis. New York: Routledge.

    32) Kline, R. B. (2005). Principles and practice of structural equation modeling. New York: Guilford Publications Inc.

    33) Kloosterman, P., & Stage, F. K. (1992). Measuring beliefs about mathematical problem solving. School Science and Mathematics, 92(3), 109–115.

    34) Köğce, D., Yıldız, C., Aydın, M., & Altındağ, R. (2009). Examining elementary school students’ attitudes towards mathematics in terms of some variables. Procedia Social and Behavioral Sciences, 1(1), 291-295.

    35) Leder, G. C. (1992). Mathematics and gender: Changing perspectives. In D. A. Grouws (Ed.), Handbook of research on mathematics teaching and learning: A project of the National Council of teachers of mathematics (pp. 597–622). New York: Macmillan.

    36) Leech, N. L., Barrett, K. C., & Morgan, G. A. (2005). SPSS for intermediate statistics: Use and interpretation. N. J.: Lawrence Erlbaum Associates, Inc.

    37) Liljedahl, P. (2005). Changing beliefs, changing intentions of practices: The reeducation of preservice teachers of mathematics. ICMI Study 15 - Conference Proceedings. Retrieved from https://www.mathunion.org/icmi/conferences/icmi-studyconferences/ icmi-study-15-conference-proceedings

    38) Lim, S. Y., & Chapman, E. (2013). Development of a short form of the attitudes towards mathematics inventory. Educational Studies in Mathematics, 82(1), 145-164.

    39) Maat, S. M., Zakaria, E., & Nordin, N. M. (2011). A confirmatory factor analysis of mathematics beliefs scale in a Malaysian context. Australian Journal of Basic and Applied Science, 5(3), 555-560.

    40) Majeed, A. A., Darmawan, I. G. N., & Lynch, P. (2013). A confirmatory factor analysis of attitudes towards mathematics inventory (ATMI). The Mathematics Educator, 15(1), 121-135.

    41) Matematik. (t. y.). Türk Dil Kurumu güncel Türkçe sözlük içinde. Retrieved from http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_ gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5cb5a69f31da54.04275034

    42) McLeod, D. B. (1992). Research on affect in mathematics education: A reconceptualization. In D. A. Grows (Ed.), Handbook of research on mathematics teaching and learning (pp. 576-596). New York: Macmillan Publishing.

    43) Mulhern, F., & Rae, G. (1998). Development of a shortened form of the Fennema-Sherman mathematics attitudes scales. Educational and Psychological Measurement, 58(2), 295-306.

    44) Öcalan, T. (2004). İlköğretimde matematik öğretimi. Ankara: Yeryüzü Yayınevi.

    45) Önal, N. (2013). Ortaokul öğrencilerinin matematik tutumlarına yönelik ölçek geliştirme çalışması. İlköğretim-Online, 12(4), 938-948.

    46) Palacios, A., Arias, V., & Arias, B. (2014). Attitudes towards mathematics: Construction and validation of a measurement instrument. Revista de Psicodidactica, 19(1), 67-91.

    47) Pallant, J. (2007). SPSS survival manual, a step by step guide to data analysis using SPSS for windows. England: McGraw-Hill.

    48) Pajares, M. F. (1992). Teachers’ beliefs and educational research: Cleaning up a messy construct. Review of Educational Research, 62, 307-332.

    49) Peker, M., & Mirasyedioğlu, Ş. (2003). Lise 2. sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumları ve başarıları arasındaki ilişki. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 14(2), 157–166.

    50) Peterson, P. L., Fennema, E., Carpenter, T., & Loef, M. (1989). Teachers’ pedagogical content beliefs in mathematics. Cognition and Instruction, 6, 1-40.

    51) Platas, L. M. (2015). The mathematical development beliefs survey: Validity and reliability of a measure of preschool teachers’ beliefs about the learning and teaching of early mathematics. Journal of Early Childhood Research, 13(3), 295-310.

    52) Raymond, A. M. (1997). Inconsistency between a beginning elementary school teacher’s mathematics beliefs and teaching practices. Journal for Research in Mathematics Education, 28(6), 552-575.

    53) Reyes, L. H. (1984). Affective variables and mathematics education. The Elementary School Journal, 84(5), 558-578.

    54) Sandman, R. S. (1980). The mathematics attitude inventory: Instrument and user’s manual. Journal for Research in Mathematics Education, 11(2), 148-149. doi: 10.2307/748906

    55) Sümer, N. (2000). Yapısal eşitlik modelleri. Türk Psikoloji Yazıları, 3(6), 49-74.

    56) Şencan, H. (2005). Sosyal ve davranışsal ölçümlerde güvenilirlik ve geçerlik. Ankara: Seçkin Yayınları.

    57) Şengül, S., & Katrancı, Y. (2012). İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin matematik kavramına ilişkin sahip oldukları metaforlar. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 1(4), 355- 369.

    58) Tabachnick, B. G., & Fidell, L. S. (2001). Using multivariate statistics. Boston: Allyn & Bacon.

    59) Tabuk, B., & Hacıömeroğlu, G. (2015). Matematiğe ilişkin tutum ölçeğinin Türkçeye uyarlama çalışması. Eğitimde Kuram ve Uygulama, 11(1), 245-260.

    60) Tait–McCutcheon, S. L. (2008). Self-efficacy in mathematics: Affective, cognitive, and conative domains of functioning. In M. Goos, R. Brown, & K. Makar (Eds.), Navigating currents and charting directions (pp. 507-513). Brisbane: MERGA.

    61) Tapia, M. (1996). The attitudes towards mathematics instrument. Paper presented at the Annual Meeting of the Mid-South Educational Research Association (Tuscaloosa, AL, November 6-8, 1996). Retrieved from https://files.eric.ed.gov/fulltext/ ED404165.pdf

    62) Tapia, M., & Marsh, G. E. (2004). An instrument to measure mathematics attitudes. Academic Exchange Quarterly, 8(2), 16-21.

    63) Taşdemir, C. (2008). İlköğretim 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumlarının bazı değişkenlere göre belirlenmesi: Bitlis ili örneği. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi, 17, 185-201.

    64) Thompson, A. (1992). Teachers’ beliefs and conceptions: A synthesis of research. In D. A. Grouws (Ed.), Handbook of research on mathematics teaching and learning (pp. 127-146). New York: Macmillan.

    65) Thompson, B. (2004). Exploratory and confirmatory factor analysis: Understanding concepts and applications. Washington: American Psychological Association.

    66) Umay, A. (2002). Öteki matematik. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 23, 275-281.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Şu ana kadar web sayfamız 25640366 defa ziyaret edilmiştir.