Bu RoMEO yeşil bir dergidir
2019, Cilt 9, Sayı 2, Sayfa(lar) 287-305
[ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
DOI: 10.5961/jhes.2019.331
Vakıf Yükseköğretim Kurumları’nın Akademik Üretkenliklerine Yönelik Analitik Bir Çalışma
Talip YİĞİT
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Yükseköğretim kurulu, Vakıf yükseköğretim kurumu, Akademik performansa dayalı başarı sıralaması
Öz
Yükseköğretim Kurulu (2018) vakıf yükseköğretim kurumlarının mevcut durumlarını akademik, mali ve idari açılarından değerlendiren bir rapor yayımlamıştır. Bu çalışmada Yükseköğretim Kurulu (2018) raporunda sunulan veriler kullanılarak vakıf üniversitelerinin URAP Türkiye (University Ranking by Academic Performance) akademik performansları ile raporda sunulan parametreler arasındaki ilişkiler üzerinde durulmaktadır. Bu çalışma ile vakıf üniversitelerinin URAP akademik performans toplam puanları ile üniversitelerin öğrenci sayıları, öğrenci başına düşen; alan dağılımı (m2), kütüphane alanı (m2), basılı kitap sayısı, cari gider miktarı, tam bursluluk oranı ile Tübitak- Ardeb proje sayısı ve bütçeleri arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Çalışmaya konu olan vakıf yükseköğretim kurum sayısı 76’dır. Çalışmada verilerin analizinde korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışmada, vakıf üniversitelerinin akademik üretkenliklerini ortaya koyan URAP toplam puanları ile diğer parametreler arasındaki ilişkilere ait bulgular tartışılmaktadır. Ayrıca çalışmada vakıf yükseköğretim kurumlarının akademik performanslarının ölçme ve değerlendirmelerine yönelik yeni yöntem ve yaklaşımlar önerilmektedir.
  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Türkiye’de yükseköğretim sistemi, kamu kesimi içerisinde özel sektörün faaliyette bulunmasına izin verilen, ancak kamu ağırlıklı ve onun gözetim ve denetimine tabi olan karma bir yapı olarak tanımlanabilir (Kesik, 2003). Vakıf yükseköğretim kurumları kanunla yükseköğretim sistemi içerisinde yer alan, Anayasa’da ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda devlet üniversiteleri için tanımlanan esaslara bağlı olan yükseköğretim kurumları olarak ifade edilmektedir. Yükseköğretim Kanunu’nun 3. maddesine göre kurulan vakıf üniversitelerine kamu tüzel kişiliği verilmektedir. Vakıf üniversitesinin kuruluş ön koşulu olarak en az iki fakülte ve bu fakültelerin de fen ve edebiyat alanında eğitim vermesi ve ilk eğitim-öğretim yılında öğrenci alınacağını taahhüt etmesi beklenmektedir. Vakıf üniversitelerine öğrenci yerleştirmeleri devlet üniversitelerinde olduğu gibi Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)’nin düzenlediği Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonucunda alınan puanlara göre Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılmaktadır (Çelik, 2015).

    Bir vakıf tarafından özerk olarak yönetilen ve devlete doğrudan bağlı olmayan bir vakıf üniversitesi kurabilmek için ilgili vakıf tüzüğünün amaçları arasında ‘yükseköğretim kurumu kurmak’ ifadesinin yer alması gerekmektedir. Ayrıca garantör bir devlet üniversitesinden alınan senato kararında bu vakıf üniversitesi için ayırdığı taşınır/taşınmaz, fiziki altyapı, eğitim ve öğretime dair her türlü kaynağa ilişkin teminata ilişkin bilgilere de yer verilmelidir. Kurucu vakfın/vakıfların yetkili yönetim organlarının üniversite kurma ile ilgili karar veya kararları da Vakıflar Genel Müdürlüğünün olumlu yazısı ile birtakım belge ve taahhütlerle birlikte YÖK’e sunulmaktadır.

    Yükseköğretim Kurulu’nun kâr amacı gütmeyen vakıflara özel yükseköğretim kurumları kurma hakkını vermesi, anayasanın eğitime ve fırsat eşitliğine bakış açısını ortaya koyması bakımından anlamlıdır. Devlet ile vakıf üniversiteleri arasındaki temel fark, vakıfların mali ve idari özerkliğe sahip olmasıdır Devlet üniversiteleri yalnızca bilimsel özerkliğe sahiptir ve mali ve idari özerklikleri bulunmamaktadır. Vakıf üniversitelerinin mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanı sağlanması ve güvenlik yönlerinden devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olduğu söylenebilir (Balyer & Gündüz; 2011).

    Türkiye’de YÖK verilerine göre 129 devlet üniversitesi, 72 vakıf üniversitesi ve beş vakıf meslek yüksekokulu bulunmaktadır (YÖK, 2018a). 1984 yılında kurulan Bilkent Üniversitesi ve 1992’de kurulan Koç Üniversitesi ilk vakıf üniversiteleridir. Daha sonra vakıf üniversitelerinin sayısı hızla artmış ve 2000 yılında 20; 2010 yılında ise 54’e yükselmiştir. Özellikle 2007 yılından itibaren vakıf üniversitelerinin sayısının hızlı bir şekilde arttığı gözlemlenmektedir (Çelik, 2015). Türkiye’de 11 ilde dağılım gösteren vakıf üniversitelerinin sayıca yarısından fazlası İstanbul’da bulunmaktadır. Şekil 1’de vakıf yükseköğretim kurumlarının illere göre dağılımı görülmektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Vakıf yükseköğretim kurumlarının illere göre dağılımı.
    Kaynak: YÖK, 2018a.

    Üniversite Sıralama Sistemleri (“University Ranking by Academic Performance-URAP”)
    Uluslararası literatürde üniversite sıralama sistemlerini ve göstergelerini değerlendiren eleştirel çalışmalara rastlamak mümkündür. Özellikle bu tür çalışmalarda sıralama sistemlerinde kullanılan göstergelerin daha çok araştırma başarısına odaklandığı görülmektedir.

    Üniversiteler arasında artan rekabet, yükseköğretim politikalarını ve kurumsal işleyişi doğrudan etkilemiştir. Günümüz yükseköğretim politikalarında genellikle üniversiteleri verimli ve üretken bir kurumsal yapıya dönüştürmek için ürün ve çıktı odaklı, rekabete dayalı teşvik sistemleri uygulanmaktadır (Anthony & Van Raan; 2005). Genellikle yükseköğretim kurumları yayın teşviklerini artırarak akademik performanslarını yükseltme politikasını uygulamaktadırlar. Böylece üniversiteler, sıralamalarda daha ön sıralarda yer alarak, başarılı öğrencileri ve potansiyeli yüksek akademisyenleri bünyesine katarak uluslararası görünürlüklerini artırmayı hedeflemektedirler (Shin & Khem, 2013; Hazelkon, 2015). Buna karşın, literatürde yükseköğretim kurumlarının akademik üretkenliği ile aldığı teşvikler arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalara rastlanmamaktadır. Örneğin; İngiltere, Avustralya ve Finlandiya gibi ülkelerde üniversiteler, teşvik odaklı rekabetçi bir finansman yapısına sahip olmasına rağmen sayıca hedefledikleri yayın çıktılarına ulaşamadıkları görülmektedir. Bununla birlikte Danimarka, İsveç ve Almanya gibi nispeten daha az rekabetçi bir finansman yapısına sahip olan ülkelerin akademik üretkenliklerinin çok daha verimli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum yükseköğretim kurumlarının akademik üretkenliğinin sadece rekabete dayalı bir teşvik sistemi ile değil, aynı zamanda fonlamanın sürekliliği, çalışma ortamı, ders yükü, kurumsal iletişim gibi verimliliği destekleyen birçok faktör ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır (Auranena & Nieminen; 2010). Bir başka ifade ile sıralama sonuçlarında ön sıralarda yer almak için kurumsal işleyişinde sadece teşvik odaklı bir uygulama ile ya da yüksek potansiyeli olan akademisyenleri bünyelerine katarak araştırma sayılarındaki artışın üniversiteler için bir başarı anlamına gelmeyeceği gibi tam tersi kurumsallaşma düzeyi düşük üniversitelerin sıralama sonuçlarında ön sıralarda yer alabileceği şeklinde yorumlanabilir.

    Dünyaca tanınmış iki uluslararası üniversite sıralama sistemi olan Times Higher Education Supplement (THES) ve Şanghay Jiao Tong incelendiğinde, birbirinden farklı göstergeler kullandıkları anlaşılmaktadır Örneğin, Jiao Tong sistemi araştırma çıktısını ölçmektedir ve sisteminde öğretime yönelik verilere çok az yer vermektedir. Oysa üniversiteler sadece akademik üretkenliği değil, aynı zamanda toplum için önemli problemlerin çözümünde mesleki ve akademik yeterliliğe sahip bireylerin yetiştirilmesini de amaçlamaktadırlar (Taylor & Braddock; 2012). Dolayısıyla uluslararası üniversite sıralama sistemlerinde yaygın olarak görülen en önemli metodolojik problemin üniversitelerin kurumsal işleyişlerindeki misyon ve vizyon farklılıklarını tek bir göstergeye indirgemeleri şeklinde ifade edilebilir (Mckenzie & Schweitzer; 2001). Bu durum, aynı zamanda üniversitelerin bütüncül (holistik) olarak değerlendirilmelerini engelleyici bir unsur olarak da yorumlanabilir.

    Türkiye’de ulusal düzeyde üniversitelerin akademik performansını ölçen ve değerlendiren “University Ranking by Academic Performance (URAP)” sistemi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü bünyesinde yer alan araştırma laboratuvarında 2009 yılından itibaren Türkiye üniversitelerini akademik performanslarına göre sıralamaktadır. Türkiye sıralamalarında, “Web of Science/InCites” gibi uluslararası kaynaklar ile YÖK’ün yayımladığı veriler kullanılmaktadır. URAP’ın üniversiteler için geliştirdiği bu sıralama sistemi, her üniversitenin akademik performansını değerlendirmesine ve mevcut durumu hakkında bilgi sahibi olmasına olanak sağlamaktadır. URAP’ın amacı, üniversitelerin belirlenen ölçütlere göre gelişmeye açık yanlarını fark etmelerine yardımcı olmaktır. Böylece vakıf üniversiteleri akademik performanslarına ilişkin “iyileştirilebilir” yönlerinin tespiti için önemli bir değerlendirme fırsatına sahip olabilmektedirler. Ancak Türkiye’de uygulanan bu sistemin de gelişime açık yönlerinin olduğunu söylemek mümkündür (URAP Türkiye, 2018). Bu çalışmada URAP kapsamında kullanılan göstergelerin iyileştirilmesine yönelik önerilere de yer verilmektedir URAP’ta üniversitelerin genel sıralamasında kullanılan dokuz gösterge ve bu göstergelerin amacı ve kaynağı Tablo 1’de yer almaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: Türkiye URAP Üniversite Genel Sıralamasında Kullanılan Göstergeler*

    Dünya üniversiteleri akademik performans sıralamasında genellikle altı akademik üretkenlik göstergesi kullanılmaktadır. URAP, akademik üretkenliğe odaklanan bir sistem olduğu için sıralama sisteminin temelini de üniversitelerin yaptığı bilimsel yayınlar oluşturmaktadır. Değerlendirmelerde yayınların nitelikleri ve nicelikleri göz önünde bulundurulmaktadır. Ayrıca üniversitelerin uluslararası işbirliğine yönelik göstergeler de değerlendirme kapsamına alınmaktadır. Bunun yanı sıra bu göstergeler ile birlikte makale sayısı, atıf sayısı, toplam bilimsel doküman sayısı, toplam yayın etkisi yer almaktadır. Bu göstergelere temel oluşturan ham bibliyometrik veriler istatistiksel olarak çarpık bir dağılıma sahiptir. Bu nedenle puanlamalarda ortanca (medyan) değerleri esas alınmaktadır. Her göstergenin ağırlığı uzmanlardan oluşan bir grubun katıldığı Delphi yöntemi ile belirlenmektedir (Çelik, 2015). Aşağıdaki tabloda yer alan göstergeler ve ağırlıkları 2014 yılı itibarıyla URAP dünya sıralamaları için kullanılmaktadır.

    Yükseköğretimde performans göstergeleri genellikle araştırma çıktıları üzerine yoğunlaşmaktadır. Üniversitelerin ve diğer yüksekokulların öğretim işlevi büyük oranda göz ardı edilmektedir (Ramsden, 1991). Dünya URAP üniversite sıralamasında kullanılan göstergelerin odağında akademik yayın üretkenliği yer almaktadır. Bu sıralama sistemi, Türkiye URAP sistemi ile karşılaştırıldığında yükseköğretim kurumlarının eğitim–öğretim etkinliklerine ilişkin göstergelere yer vermediği anlaşılmaktadır. Oysa üniversiteler araştırma ve geliştirme faaliyeti dışında, eğitim-öğretim, uluslararasılaşma, yönetişim, toplumsal hizmet ve kalite güvencesi gibi faaliyet alanlarında iş ve işlemler yürütmektedir (Waltman & Calero-Medina; 2012). Bu noktada üniversitelerin ulusal ya da uluslararası bir sıralama sistemi içerisinde akademik ya da diğer faaliyet alanları ile ilgili performans ölçümü ve değerlendirmesi birçok parametrenin göz önünde bulundurulması gereken bir çalışma alanı olarak görülebilir. Böylece üniversiteler bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutularak ideal kurumsal yapıların inşa edilmesine katkı sunulabilir.

    Yükseköğretim Kurulu Vakıf Yükseköğretim Kurumları (2018) Raporu Metodolojisi
    Yükseköğretim Kurulu, vakıf yükseköğretim kurumlarını idari, mali ve akademik yönden değerlendiren Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2018 adında bir rapor yayımlamıştır (YÖK, 2018b). Raporda, vakıf yükseköğretim kurumlarının bulundukları illere göre kendi içinde sınıflandırıldıkları görülmektedir. Bu yaklaşım raporda; “Vakıf yükseköğretim kurumu bölgelerine göre A grubunda, mevcut vakıf yükseköğretim kurumlarının %63’ünü barındıran İstanbul; B grubunda, İstanbul dışındaki büyükşehirler ve C grubunda da büyükşehir dışındaki diğer şehirler yer alır’’ ifadesi ile yer almaktadır. Ancak raporda, vakıf yükseköğretim kurumlarını illere göre sınıflandırma ile özellikle akademik performansın ölçülmesi ya da değerlendirilmesi arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğine yer verilmemiştir. Raporun ilerleyen bölümlerinden anlaşılacağı üzere vakıf yükseköğretim kurumları arasında akademik hedefler ve uygulamaya yönelik tespitlerin, üniversiteleri doğal bir sınıflandırmaya götürdüğü anlaşılmaktadır. Öyle ki bir yanda Türkiye’de ve uluslararası alanda akademik başarı yakalamaya çalışan bir grup üniversite ile bu yolda ilerlemeyi hedefleyen bir başka grup üniversite, diğer bir yanda mesleki öğretimi ön plana çıkarmış bir grup vakıf üniversitesinin kendi içinde ayrımlaştığı anlaşılmaktadır.

    Bu çalışmada ‘Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2018’ raporunda kullanılan ölçme araçlarının akademik performans ile ne kadar anlamlı korelasyona sahip olduğu konusu incelenmektedir. Böylece nitelikli ve kurumsal bir üniversitenin değerlendirilmesi için kullanılan parametrelerin anlamlılık düzeyleri tespit edilmektedir. Tablo 3’de Mayıs 2018 itibarıyla 70 vakıf yükseköğretim kurumuna ait aşağıda belirtilen toplam 14 farklı parametreye ilişkin veriler sunulmaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Dünya URAP Üniversite Genel Sıralamasında Kullanılan Göstergeler ve Ağırlıkları*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Yükseköğretim Kurulu Değerlendirme Raporu Parametreleri*

    Buna göre raporda, yukarıda belirtilen parametrelere ait bilgiler için farklı yıllara ait verilere atıf yapılarak bir ölçme ve değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metod
    Bu çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır Korelatif (ilişkisel) araştırmalar, iki ya da daha çok sayıda değişken arasında ilişkisel durumu belirlemeye yönelik araştırma desenleridir (Karasar, 2000). Korelasyon katsayısı matematiksel olarak -1 ile +1 arasında değerler almaktadır. Korelasyonun büyüklüğü (0-1) iki değişken arasındaki ilişkinin gücünü gösterirken işareti (+, -) değişkenlerin aynı yönde (+) artıp azaldığını ya da zıt yönlerde (-) artış ve azalış gösterdiğini belirtmektedir. Eğer iki değişken arasında ilişki yoksa korelasyon katsayısı sıfır ya da sıfıra yakın bulunmaktadır. Eğer iki değişken birbiriyle yüzde yüz oranında ilişki varsa korelasyon maksimum (1) (mükemmel ilişki) değerini almaktadır. Korelasyon katsayılarını yorumlarken iki değişken arasında hesaplanan korelasyon (r) değerleri aşağıda tanımlanmaktadır (Karasar, 2000; Erkuş, 2011; Neuman, 2012):

    • r<020 ve sıfıra yakın değerler ilişkinin olmadığı ya da çok zayıf ilişkiyi,
    • 020-039 arasında zayıf ilişkiyi,
    • 040-059 arasında orta düzeyde ilişkiyi,
    • 060-079 arasında yüksek düzeyde ilişkiyi
    • 080-10 çok yüksek ilişki olduğunu işaret etmektedir.

    Bu çalışmada, Yükseköğretim Kurulu Vakıf Yükseköğretim Kurumları- 2018 raporunda sunulan verilerden basılı kitap sayısı, toplam öğrenci sayısı, kütüphane alanı, öğrenci başına düşen toplam alan, tam bursluluk oranı, öğrenci başına cari gider, proje sayısı ve bütçeleri ile URAP Türkiye akademik performans puanları arasındaki ilişkiler incelenmektedir.

    Veri Analizi
    Çalışmada, raporda belirtilen vakıf yükseköğretim kurumlarına ait basılı kitap sayısı, toplam öğrenci sayısı, kütüphane alanı, öğrenci başına düşen toplam alan, tam bursluluk oranı, öğrenci başına cari gider, proje sayısı ve bütçelerine ilişkin göstergelere ait veriler kullanılarak üç aşamadan oluşan veri analizleri gerçekleştirilmiştir.

    İlk aşamada göstergelere ait sayısal veriler ve bu verilerin yüzdelik değerleri her bir vakıf yükseköğretim kurumu için hesaplanmıştır. Daha sonra veri setlerine dâhil edilen seçili ayrımlaştırsıralamalara ait gösterge değerleri ve ortalama değerler MS Excel Programı’nda dijital ortama aktarılmıştır İkinci aşamada ağırlıklandırılmış gösterge değerleri üzerinden vakıf yükseköğretim kurumları sıralamaya tabi tutulmuştur. Son aşamada vakıf yükseköğretim kurumların URAP Türkiye puanları her bir seçili göstergeye ait veriler arasındaki korelasyon değerler hesaplanmıştır. Bu hesaplamalar sonrasında ortaya çıkan korelasyon, ilişkisel değerler ile akademik performans ve ilgili gösterge arasındaki ilişkisel düzey ve vakıf yükseköğretim kurumlarının sayısal verileri üniversitelerin birbiriyle kıyaslamalı sıralama tablolarında gösterilmiştir. Veri analizleri sonucunda elde edilen seçili göstergelere dair bulgular ve URAP akademik performans puanı arasındaki korelasyon düzeyleri her bir göstergeye ait tabloya göre yorumlanmıştır.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Sayıları
    Vakıf üniversiteleri öğrenci sayıları incelendiğinde; bazı vakıf yükseköğretim kurumlarının yüksek oranlarda ön lisans öğretimine yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Bu grup vakıf yükseköğretim kurumlarındaki meslek yüksekokulu öğrenci sayıları, lisans öğrenci sayıları ile neredeyse eşittir.

    Program ağırlıklarına göre Vakıf Yükseköğretim Kurumları ortalama öğrenci sayıları incelendiğinde programların %19 ön lisans, %65 lisans, %15 lisansüstü olduğu tespit edilmiştir. Bu dağılımların URAP toplam puanı üzerinde etkisi incelendiğinde ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrenci oranlarının URAP toplam puanı ile korelasyon katsayılarının sırasıyla -0.33593, 0.379324 ve -0.1089 olduğu görülmektedir. Bu ilişki düzeyleri ön lisans öğrenci oranı ile toplam URAP puanı arasında negatif bir ilişki olduğunu ortaya koyarken, lisansüstü öğrenci oranı ile beklenilenin aksine yine negatif bir ilişkinin olduğu anlaşılmaktadır. Lisans öğrenci sayısı ile URAP toplam başarı puanı arasında ise zayıf bir ilişki olduğu görülmektedir. URAP toplam puanının toplam öğrenci sayısı ile olan korelasyon katsayısı -0.06027 olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla öğrenci sayısının artmasının akademik üretkenliği olumsuz yönde etkilediği sonucuna ulaşılabilmektedir. Aşağıda Tablo 4’te vakıf yükseköğretim kurumlarının program temelli öğrenci oranları hesaplanmış şekli ile yer almaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Vakıf Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Sayıları*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 4: Devam

    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Düşen Alan Dağılımı (m2)
    Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2018 raporunda, açık ve kapalı alan kavramları ile her öğrenciye yönelik içinde bulunduğu üniversite yerleşkesindeki fiziki donatılara ilişkin niceliksel bir ölçüt (12 m2) sunulduğu görülmektedir (YÖK, 2018b). Aslında böyle bir yaklaşımda açık ve kapalı alan ölçütlerinin birlikte değerlendirilmesi ile eğitim-öğretim faaliyetlerinin ve kampüs yaşamının nasıl etkileneceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Örneğin, mühendislik veya tıp gibi laboratuvar eğitimi ağırlıklı programların kapalı alan ihtiyacının ekonomi, sosyal hizmet, siyaset bilimi veya sosyoloji gibi programların kapalı alan ihtiyacından fazla olduğu bilinmektedir. Programların gereksinimleri doğrultusunda açık ve kapalı alan ayrımlaştırması yapılmadığı takdirde kullanılan raporda sunulan verilerin yanlış yorumlanma potansiyeli oldukça yüksektir. Dolayısıyla vakıf yükseköğretim kurumlarının öğrenci başına düşen alan dağılımlarının açık alan yerine sosyal donatı alanları olarak incelenmesi, kapalı alan ölçütü yerine ise her bir program için ayrı standartlar tanımlanması önerilmektedir.

    • Açık alan miktarı, açık alan oranı, kapalı alan miktarı, kapalı alan oranı, toplam alan miktarı, öğrenci başına düşen alan miktarı için belirlenen korelasyon katsayıları sırasıyla şöyledir: 042951, 02770, 039008, -02433, 043626, 050744

    Analizler sonucunda, öğrenci başına düşen alan miktarı artışı ile URAP toplam puan arasında düz bir ilişki bulunmaktadır. Aynı zamanda kapalı alanın oranı ile de ters bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu tespitler matematiksel bir yanılsama olarak ifade edilebilir. Ayrıca konuya ilişkin bulgular, her program için oluşturulmuş nitelikli alanların tanımlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Tablo 5’te vakıf yükseköğretim kurumlarının mevcut açık ve kapalı alan miktarlarına yer verilmektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Öğrenci Başına Düşen Alan (m2)*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 5: Devam

    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Düşen Kütüphane Alanı (m2)
    Vakıf yükseköğretim kurumlarının kütüphane alanları incelendiğinde; URAP toplam puanı ile vakıf yükseköğretim toplam kütüphane alanı ve öğrenci başına düşen kütüphane alanının göreli olarak yüksek olduğu, korelasyon katsayılarına bakıldığında sırasıyla 0.57 ve 0.60 olarak hesaplanmıştır.

    Bu bulgular, kütüphane alan miktarı ile URAP akademik performansı arasında orta düzeyde bir ilişki olduğu şeklinde yorumlanabilir. Bulgularda doğrusal bir ilişki olduğu düşünülse de, üniversitelerin akademik hedeflerinin ve vizyonlarının asıl belirleyici unsurlar olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Kütüphane ile akademik üretkenlik arasında bir ilişkinin incelenmesi sadece alan genişliği ile değil, kütüphanenin işlevselliğine yönelik olarak kullanım süresi (saat), kütüphaneden yararlanan öğrenci sayısı gibi parametrelerin ilişkisel düzeyleri üzerinden incelenebilir. Bir vakıf yükseköğretim kurumu için kütüphanenin hangi düzeyde işlevsel olduğunun ortaya konulması, akademik performansı ve üretkenliği olumlu yönde etkileyecek bir parametre olarak düşünülebilir. Aşağıda Tablo 6’da vakıf yükseköğretim kurumlarının öğrenci başına düşen kütüphane alanı değerlerine (m2) yer verilmektedir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 6: Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Düşen Kütüphane Alanı (m2)*
    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Düşen Basılı Kitap Sayısı
    Öğrenci başına düşen kitap sayısı ile URAP toplam puan arasındaki ilişki incelendiğinde, 0.44 korelasyon katsayısı bulgusuna ulaşılmaktadır. Bu bulgu, öğrenci başına düşen kitap sayısı ile URAP akademik performans puanı arasında orta düzeyde ilişki olduğu şeklinde yorumlanabilir. Tablo 7’de vakıf üniversitelerinin öğrenci başına düşen kitap sayısı yer almaktadır. Bu bulgular, öğrenci başına düşen kitap sayısının tek başına anlamlı bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceği şeklinde ifade edilebilir. Bu ölçüt yerine mevcut kitapların kullanım süreleri, kitapların nitelikleri ve talep edilme düzeylerinin (“rating” puanlamalarının) belirlenmesine yönelik bir kütüphane yapısının akademik başarıda daha anlamlı sonuçlara ulaşmasına katkı vereceği düşünülmektedir. Böylece belirlenecek “rating” puanlamaların ortalamaları ile üniversitenin kitap sayısı ve akademik üretkenliğini ilişkilendirilerek kitap sayısının akademik başarıdaki işlevselliği doğru bir şekilde ortaya konulabilir. Bunun aynı zamanda kitap seçimlerine yön vererek, hedefe yönelik kitap rezervi ve kalite yaklaşımını da beraberinde getirmesi beklenmektedir. Böyle bir uygulama öğrencilerin kitap ihtiyaçlarının ne yönde ilerlediğinin belirlenmesi için önemlidir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 7: Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Düşen Basılı Kitap Sayısı*

    Tablo 7’de öğrenci başına düşen kitap sayısı yüksek olan ve URAP akademik performans puanı düşük olan vakıf üniversitelerinin oransal dağılımlarına da yer verilmektedir. Bu grup içinde yer alan üniversitelerin kütüphanelerine ilişkin bulgular, kütüphanelerin niceliksel ve hacimsel büyüklüğe sahip olduklarını; ancak amaca uygunluk, nitelik ve içerik zenginliği gibi hususlar bakımından ‘iyileştirilebilir’ yönlerini ortaya koymaktadır.

    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Cari Gider Miktarı
    Tablo 8’de vakıf yükseköğretim kurumlarındaki öğrenci başına cari gider miktarlarına yer verilmektedir. Tablo bulguları, cari gideri oluşturan gider kalemlerinin ayrımlaştırılmasının vakıf yükseköğretim kurumları için anlamlı ve nitelikli sonuçlara ulaşılmasında yararlı olacağı şeklinde yorumlanmaktadır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 8: Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Öğrenci Başına Cari Gider Miktarı*

    Örneğin, öğrenci başına cari giderin ne kadarı alt yapıya, sosyal donatıya veya akademik üretkenliğe harcandığının tanımlanması gerekmektedir. Raporda sunulan üniversitelerin öğrenci başına düşen cari gider miktarına ilişkin veriler ile URAP toplam puanı incelendiğinde; korelasyon katsayısının 0.64 olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu, öğrenci başına düşen cari gider miktarı ile URAP akademik performans arasında yüksek düzeyde bir ilişki olduğunu göstermektedir.

    Tablo 8’de 1 (bir) birim URAP toplam başarı puanı için öğrenci başına düşen cari gider incelendiğinde; kaynak yönetiminin ve kaynakların verimli kullanılmasının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. Tabloda URAP akademik performans puanı düşük olan, ancak öğrenci başına cari gideri yüksek olan üniversiteler de bulunmaktadır. Bu bulgular, vakıf üniversitelerinin kaynak yönetimini ve akademik performans verimliliklerini gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Örneğin; İstanbul Şehir Üniversitesi kadar öğrenci başına cari gider harcaması yapmamasına rağmen Bilkent Üniversitesi’nin URAP akademik performans puanı çok daha yüksektir. Ayrıca Tablo 8 bulgularından 1 (bir) URAP akademik performans puanı için Atılım Üniversitesi’nin kaynaklarını en verimli kullanan vakıf yükseköğretim kurumu olduğu anlaşılabilir.

    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında Tam Bursluluk Oranı
    Vakıf yükseköğretim kurumlarının tam bursluluk verileri incelendiğinde, tam burslu öğrenci sayısı ile URAP akademik performans puanı arasında negatif bir ilişki olduğu görülürken, tam burslu öğrenci oranı ile URAP toplam puanı arasında pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Korelasyon katsayıları şöyledir: -0.16735 (tam sayı) ve 0.25521 (oran).

    Tablo 9’da sunulan bulgular, vakıf yükseköğretim kurumları için tam bursluluk uygulamalarının gözden geçirilme ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bazı üniversiteler için (URAP akademik performansı yüksek olan üniversiteler) tam bursluluk uygulamaları işlevsel bir nitelik gösterirken, bazı vakıf yükseköğretim kurumları için tam bursluluk oranlarının işlevsel olmadığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile bu bulgular, vakıf yükseköğretim kurumlarının tam bursluluk kavramının yeniden tanımlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda tablo bulguları, mevcut tam bursluluk uygulamalarının akademik performans açısından anlamlı olmadığı şeklinde de yorumlanabilir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 9: Vakıf Yükseköğretim Kurumlarının Tam Bursluluk Oranı*

    Vakıf Yükseköğretim Kurumlarının URAP Toplam Puanları
    Tablo 10’da vakıf yükseköğretim kurumlarının URAP akademik performans sıralamaları sunulmaktadır. Vakıf üniversiteleri arasında URAP toplam puan sıralamalarına göre Bilkent Üniversitesi, Koç ve Sabancı Üniversiteleri ilk üç sırada yer almaktadır. URAP puanı, beş farklı parametreden elde edilen puanların toplamından oluşmaktadır. Bu parametreler; makale puanı, atıf sayısı, toplam bilimsel doküman puanı, doktora mezun öğrenci sayısı puanı ve öğretim üyesi/öğrenci sayısı puanıdır.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 10: Vakıf Üniversitelerinin 2017-2018 URAP Genel Puan Tablosu*


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 10: Devam

    Yükseköğretim kurulunun vakıf yükseköğretim kurumlarını idari, mali ve akademik yönden değerlendiren “2018 raporu”, bütüncül bir perspektifte incelendiğinde; URAP akademik üretkenliğinin hesaplandığı parametrelerin yeniden tanımlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Örneğin; vakıf üniversitelerini akademik performansları ölçen ve bir sıralamaya tabi tutan URAP uygulamaları, 1984 yılında kurulan Bilkent Üniversitesi ile 2010 yılı veya sonrası kurulan birçok vakıf üniversitesinin akademik performansını aynı parametreler üzerinden ölçmekte ve değerlendirmektedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular, aynı zamanda akademik üretkenlik ile vakıf üniversitelerinin kurumsallaşma düzeyleri arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla üniversiteleri akademik misyon ve hedefleri bağlamında geliştirilecek kategoriler çerçevesinde değerlendirmenin doğru sonuçlara ulaştıracağı öngörülmektedir.

    Vakıf Üniversitelerinin TÜBİTAK-ARDEB Proje Sayıları ve Bütçeleri (2017)*
    Tübitak-Ardeb proje sayısı ve bütçe verileri ile URAP akademik performans puanlarına göre incelendiğinde; proje sayısı ile 0,68 ve miktar bazında 0,71 korelasyon katsayısı ile desteklendiğini ve URAP akademik performans ile proje sayısı ve bütçeleri ile çok yüksek düzeyde ilişki olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, proje temelli akademik çalışmaların nitelik bakımından vakıf üniversitelerin akademik performansında belirleyici bir ölçüt olduğu şeklinde yorumlanabilir.

    Yükseköğretim Kurulu (2018) raporunda sunulan 14 parametre arasında proje sayısı ve bütçelerine ilişkin bulguların akademik üretkenlik açısından en anlamlı gösterge olduğu ifade edilebilir.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 11: Vakıf Üniversitelerinin TÜBİTAK-ARDEB Proje Bütçeleri (2017)*

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Günümüzde yükseköğretim kurumları arasında artan rekabet vakıf yükseköğretim kurumlarının akademik performans ve üretkenliklerini niteliksel ve niceliksel yönden değerlendiren ulusal ve uluslararası raporları daha da önemli kılmaktadır (Goodman, 1999). Özellikle ölçüm ve değerlendirme göstergelerin (parametreler) neler olabileceğine ilişkin yöntem ve araçların belirlenmesi, doğru yaklaşımlar ile tespit edilen bulgular yalnızca yükseköğretim kurumları için değil, diğer sektörleri de doğrudan etkilemektedir. Bir vakıf yükseköğretim kurumu için ölçüm ve değerlendirme raporlarında ortaya konulan tespitler üniversitelerin mevcut durumlarını ve iyileştirilebilir yönlerini belirleyebilmesi bakımından önemli bir işlev görmektedir. Yükseköğretim Kurulu (2018) raporu, bu çerçevede değerlendirildiğinde vakıf yükseköğretim kurumlarının mevcut kurumsal ve akademik performans durumlarını belli düzeylerde ortaya koyduğu söylenebilir. Bu çalışmada elde edilen analitik bulgular temel alınarak, bir yükseköğretim kurumunu akademik ve kurumsal yönden performansını değerlendiren ölçütler geliştirilmiştir. Aşağıda çalışmada ulaşılan bulgular doğrultusunda geliştirilen önerilere yer verilmektedir.

    1. Vakıf yükseköğretim kurumları bölgesel ya da üniversitelerin kurulduğu şehirlerin büyüklüklerine göre değil, misyon odaklı ve akademik hedefleri doğrultusunda kategorik değerlendirmeye tabi tutulabilir ve bu kategorilere uygun parametreler üzerinden yapılacak ölçümler ile kurumsal ve akademik mevcut durum doğru bir şekilde ortaya konulabilir.

    2. Kuruluş misyonu akademik başarı olan bir vakıf yükseköğretim kurumu ile diğer yandan amacı sadece belirli sektörlere yönelik vasıflı eleman yetiştirmek olan bir yükseköğretim kurumunu aynı kategori içerisinde ve parametrelerle ölçmek ve değerlendirmek üniversiteleri doğru bir bakış açısı ile değerlendirmeyi güçleştirmektedir. Örneğin, raporda sunulan dünya sıralamalarında listeye giren vakıf yükseköğretim kurumları ile henüz yeni kurulan ve akademik üretkenlik açısından bir varlık gösteremeyen vakıf yükseköğretim kurumlarını aynı yöntem ve ölçütlerle değerlendirme ve iyileştirme pek mümkün görülmemektedir. Bu noktada URAP akademik performans ölçütlerine URAP Toplam Puan/Üniversite fiili akademik dönem sayısının bir parametre olarak tanımlanması önerilmektedir.

    3. Bir yükseköğretim kurumunun değerlendirilmesinde her kategori için mutlak, göreli başarı parametreleri belirlenmeli; başarı durumu verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından incelenmelidir. Bu parametrelere ilişkin öneriler aşağıda sıralanmakta olup, vakıf üniversitelerinin ölçüm ve değerlendirilmesine yönelik göstergeler olarak tanımlanabilir:

    • Kümülatif ve dönemsel bazda faaliyet gösterilen akademik yıl başına düşen akademik puan değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Akademik birim puan başına düşen maliyet kalemleri değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Öğrenci başına düşen akademik başarı değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Akademik kadro personeli başına düşen akademik başarı puanı değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Öğrenci başına düşen akademik olarak kullanılan altyapı değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Öğrenci başına düşen maliyet kalemleri değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Akademik kadro başına düşen maliyet kalemleri değerlendirmesi yapılmalıdır.
    • Öğrenci başına düşen akademik etkileşim değerlendirmesi yapılmalıdır.

    Sonuç olarak bir vakıf yükseköğretim kurumunun sürdürülebilir bir kurumsal yapıyı inşa edebilmesi öncelikle kurumsal varlık sebebini (misyon) gerçekçi temeller üzerine kurabilmesi ile mümkündür. Ayrıca vakıf yükseköğretim kurumları kurumsal amaç ve hedeflerini tanımlamalı, ölçme ve değerlendirme mekanizmalarını sürekli iyileştirme yaklaşımını temel alarak kurabilmelidir. Dolayısıyla her yükseköğretim kurumu aşağıdaki dört temel soruyu kurumsal düzeyde uygulayabilme kapasitesine sahip olabilmesi gerekmektedir. Bunlar;

    • Kurumsal misyon ve hedefler nelerdir?
    • Kurumsal amaç ve hedeflere ulaşmada hangi yöntem ve araçlar kullanılmaktadır?
    • Amaç ve hedeflere ulaşıldığına nasıl emin olunmaktadır?
    • İyileştirilebilir süreçler nasıl değerlendirilmektedir?

    Genel anlamda yukarıda belirtilen temel sorular çerçevesinde; vakıf yükseköğretim kurumlarının akademik üretkenliklerin iyileştirilmesine yönelik amaç ve hedefleri kurumsal stratejik plan çalışmaları kapsamında güvence altına alarak kurumsal bir sorumluluk içerisinde kısa ve orta vadede hedefler ile mevcut durumlarını iyileştirmeleri önerilmektedir.

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Auranena, O., & Nieminen, M. (2010). University research funding and publication performance-an international comparison. Research Policy, 39, 822–834. doi:101016/jrespol201003003

    2) Balyer, A., & Gündüz, Y. (2011). Türk yükseköğretim yönetim sisteminde YÖK ile yaşanan paradigmatik dönüşüm: Vakıf üniversiteleri çelişkisi. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 31, 69- 84.

    3) Çelik, Z. (2015). Türkiye’de vakıf üniversitelerinin mevcut durumu ve geleceği. İstanbul: İlmi Etütler Derneği.

    4) Erkuş, A. (2011). Davranış bilimleri için bilimsel araştırma süreci Ankara: Seçkin Yayımcılık.

    5) Goodman, A. (1999). Higher education in the 21st century global change and national response. In Altbach, P. G, & Peterson, P. M. (Eds). Boston Institute of International Education and Council on International Exchange of Scholars. Research Report, No 29. (pp. 1-12). Washington: IIE Books.

    6) Hazelkorn, E. (2015). Rankings and the reshaping of higher education: The battle for world-class excellence (2nd ed). London: Palgrave Macmillan

    7) Karasar, N. (2000). Bilimsel araştırma yöntemi. Ankara: Nobel Yayın ve Dağıtım

    8) Karasar, N. (2003). Araştırmalarda rapor hazırlama. Ankara: Nobel Yayın ve Dağıtım

    9) Kesik, A. (2003). Yükseköğrenimde yeni bir finansman modeli önerisi: Bütünsel model Ankara: Maliye Bakanlığı APK Kurulu Yayını

    10) McKenzie, K, & Schweitzer, R. (2001). Who succeeds at university? Factors predicting academic performance in first year australian university students Higher Education Research & Development, 20(1), 21-33 doi: 101080/07924360120043621

    11) Neuman, W. L. (2012) Toplumsal araştırma yöntemleri: Nicel ve nitel yaklaşımlar (S. Özge, Çev.). İstanbul: Yayın Odası.

    12) Ramsden, P. (1991). A performance indicator of teaching quality in higher education: The course experience questionnaire. Studies in Higher Education, 16(2), 129-150. doi: 101080/03075079112331382944

    13) Shin, J. C., & Khem, B. M. (2013) Institutionalization of world-class university in global competition. Dordrecht: Springer.

    14) Taylor, P., & Braddock, R. (2012) International university ranking systems and the idea of university excellence. Journal of Higher Education Policy and Management, 29(3), 245-260. doi: 101080/13600800701457855

    15) University Ranking By Academic Performance (URAP). (2018). Retrieved from http://trurapcenterorg/2017/2017php

    16) Van Raan, A. F. J. (2005). Fatal attraction: Conceptual and methodological problems in the ranking of universities in the global scientific communication system. Scientometrics, 62(1), 133-143.

    17) Waltman, L., & Calero-Medina, C. (2012). The Leiden ranking 2011/2012: Data collection, indicators and interpretation. Journal of the American Society for Information Science and Technology, 63(12), 2419–2432. doi: 101002/asi22708

    18) Yükseköğretim Kurumu (YÖK). (2018a). Retrieved from https:// istatistikyokgovtr/

    19) Yükseköğretim Kurumu (YÖK). (2018b). Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2018. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Retrieved from https://wwwyokgovtr/Documents/Yayinlar/ Yayinlarimiz/vakif_yuksekogretim_2018pdf

  • Başa Dön
  • Öz
  • Giriş
  • Materyal ve Metod
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Öz ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Şu ana kadar web sayfamız 26677798 defa ziyaret edilmiştir.